Öne Çıkanlar mardin kurban Oğlunu görmek isteyen baba bıçakla kreşi bastı! annesi ağır yaralı 9 yaşındaki çocuk kazada öldü

Bu haber kez okundu.

 Lösemide Tek Çare Nakil Olarak Gösterilmemeli
ULUDAĞ Üniversitesi (UÜ) Çocuk Hemotoloji Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adalet Meral Güneş, Lösemi hastalığından tek çare olarak gösterilen ilik naklinin, masum bir işlem olmadığını söyledi. “Hastalar gözü kapalı nakle yönlendirilemez" diyen Prof.Dr. Güneş, "Önce kemoterapi verip gidişatı görmek gerekir. Fayda sağlanıyorsa kemoterapi ile devam edilmeli. Hastalık aktif iken nakil yapılamaz. Vücutta kanser hücresi varken nakil yapılırsa kanser hücreleri geri gelir" dedi.
UÜ Çocuk Hemotoloji Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adalet Meral Güneş, Lösemi hastalığında tedavi yönteminin nasıl ilerlediğini anlattı. Lösemi'nin normal şartlarda 100 binde 3 ile 4 çocukta bulunduğunu fakat Türkiye’de rakamlar ile ilgili henüz sağlıklı bir veri toplanamadığını söyleyen Prof.Dr. Güneş, Lösemide kemoterapinin öncelik olduğunu kaydetti.
Kemik iliği naklinin, her hasta için gerekli olmayan tamamlayıcı bir tedavi olduğunu belirten Prof.Dr. Güneş, "Hastanın yaşam şansı sadece kemoterapi ile yüksekse, kemoterapi ile tedavi devam eder. 'Her lösemi hastasına nakil yapacağız' diye bir kural yok. Nakil mutlaka gerekli ise önerilir. Hastalar gözü kapalı nakle yönlendirilemez. Önce kemoterapi verip gidişatı görmek gerekir. Fayda sağlanıyorsa kemoterapi ile devam edilmeli. Herkes nakil olsun diyor ama bu işlem masum değil" diye konuştu.
İLİK NAKLİ ÖLÜM RİSKİ YÜKSEK BİR İŞLEM
İlik nakli öncesinde hastaya yüksek doz kemoterapi verildiğini anlatan Prof.Dr. Güneş, bunun tek başına verildiğinde öldürücü dozda etkisi olduğuna dikkat çekti. İlik naklinin son çare olarak görüldüğünü belirten Prof. Dr. Güneş, "İlik nakli yan etkileri fazla olan nakil sırasında ya da sonrasında ölüm riski yüksek bir işlem. Standart ve orta riskli hastalara hiç önermiyoruz. Bu da hastaların yüzde 80’ine tekabül ediyor. Geriye yüzde 20’si kalıyor. Bunların içinde hastalığının geri gelme oranı yüksek olan hastalar var. Bu çocukların kemoterapi ile yüzde 50 şansı var. Nakil kararını hastalığın cinsine, durumuna, davranış modeline göre veriyoruz. Vücutta gizli kanser hücreleri olabiliyor. Bunlar temizlense dahi hastalık birkaç ay sonra geri gelebilir ya da vücut yeni dokuyu reddedilebilir. Nakil ciddi bir hastalık tablosu oluşturarak ölümle de sonuçlanabilir" dedi.
"HASTANIN HARD DİSKİNİ SIFIRLIYORUZ"
Hastalık aktif iken nakilin yapılmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Prof.Dr. Güneş, vücutta kanser hücresi varken nakil yapılırsa hastalığın tekrarladığını vurguladı. Nakil için hastalığının en az 2 ile 3 ay sağlıklı bir tablo içinde olması gerektiğini dile getiren Prof.Dr. Güneş, "Vücutta bilinmeyen kanser hücresi varsa onları yok ediyoruz. Tabiri caizse hastanın bilgisayarını, hard diskini sıfırlıyoruz. Yeni sağlıklı bireyden aldığımız iliği verip orada yuvalanmasını ve çalışmasını sağlıyoruz. Bu işlem 3-4 hafta ya da 6 ile 8 haftaya kadar uzaya biliyor. Donörün kemik iliği hücreleri aktif oluyor. Bütün bilgi sağlıklı bireyden alınan iliğe göre çalışıyor. Cinsiyetinde, duygularında, fizik yapısında, karakterinde, cinsel isteğinde değişiklik olmuyor. Organların çalışma düzeni, enzimler, metabolizma donörün genetik bilgisiyle çalışıyor" diye konuştu.
"KURTULUŞ ORANI YÜZDE 30'DAN YÜZDE 80'E YÜKSELDİ"
Kemik iliğini almanın zor bir işlem olmadığını ve 12 ile 24 saat içinde nakledildiğini aktaran Prof.Dr. Güneş, donöre de hiç bir etkisi olmadığını, çocuk donerlerin aynı gün okula dahi gidebildiğini söyledi. Lösemide genetik etkinin yanı sıra hava kirliği, kimyasal silahlar, radyasyon, zirai tarım ilaçlarının kontrolsüz kullanımı, yüksek gerilim hatları, cep telefonları, sağlıksız yiyecek ve içeceklerinde etkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Adalet Meral Güneş, Türkiye'deki doktorların bireysel çabaları sonucunda 20 yıl önce yüzde 30 ile yüzde 40 olan hastalıktan kurtulma oranının bu gün yüzde 80'e ulaştığını sözlerine ekledi.
"TÜRK KÖK PROJESİ HAYATA GEÇMELİ"
Doç. Dr. Birol Baytan da, Uludağ Üniversitesi'nin Türkiye'deki önemli tedavi merkezlerinden biri olduğunu ve yıllık hasta sayısının 40 ile 50 arasında değiştiğini belirterek, Türkiye'deki donörü verilerinin tek merkezde toplanmasının önemli bir sorun olduğunu söyledi. Türkiye’de bağış oranını bilmenin mümkün olmadığını ifade eden Doç.Dr. Baytan, "Türkiye'de İstanbul ve Ankara'da Kemik İliği Merkezi bulunuyor. Ama gerekli olduğunda bu merkezlere kayıtlı bulunan donörlere ulaşılamıyor. Nerede donör olduğu taranamıyor. Her üniversite kendi vericisi ile ücretsiz çalışıyor. Ama sadece bir kişi için donör olabiliyor. Başka kimseye veremiyor. Sağlık Bakanlığı tarafından 'Türk Kök Projesi' açılımı yapıldı ama yarım kaldı. 'Türk Kök Projesi'nin amacı, donörlerden genel bir izin alarak ilik Türkiye’deki başka hastaya uyduğunda da kullanabilmek. Tek merkezde toplanan online bir sistem Avrupa'da olduğu gibi Türkiye'de de kurulmalı. Ama bunun etik koşulları da sağlanmalı. Kemik iliği bankalarında verici alıcıyı bilmez, bilmemeli. Yoksa ikili çıkar ilişkisine girebilir." SÇ-(FK/AAA)(FOTOĞRAFLI)    
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.