Öne Çıkanlar cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan Ekonomi seçim türkiye Hayley Okines

6 Çocuğunu Ve Karısını Terketti 3 Ay Sonra Kadın Arabasında Bakın Ne Buldu

6 Çocuğunu Ve Karısını Terketti 3 Ay Sonra Kadın Arabasında Bakın Ne Buldu

Hayat her zaman güllük gülistanlık değil. Bazen zor ve acımasız olabiliyor.

Belki zor ve acımasız olan kısmıyla henüz karşılaşmadınız ancak bir gün karşılaşacağınız kesin. İnsanlar hayatlar boyunca mutlaka en az bir kez krizlerle karşı karşıya kalıyorlar.

Böyle zor zamanlarda sevgi ve destek görmek önemli. İçinde bulunduğumuz durumdan ancak böyle çıkabiliyoruz.

Altı çocuğunuz olduğunu ve eşinizin sizi terkettiğini hayal edin.

Az sonra okuyacaklarınız emektar bir annenin hikâyesi. Hepimizin ondan ve hayat hikâyesinden çıkarması gerektiği dersler var.

Tek başına bir anne
1960 yılının eylül ayının bir günü karnı aç altı çocuğum ve cebimde 1 dolarla uyandım. Eşim çekip gitti.

Beş oğlum vardı. En küçüğü üç aylık, en büyüğü yedi yaşındaydı. Tek kızım dört yaşındaydı.

Belki o kadar kötü değildi. Çocuklarına babası olacak kişi onlara hiç iyi davranmazdı. Yanlarındayken hep sinirliydi. Eve gelen eşimin arabasının sesini duyduklarında başlarını yastıklarıyla kapatırlardı. Yine de nankörlük etmeyeyim. Karnımız doysun diye haftada bir para bırakırdı.

Bizi terkedip gitti. Evdeki huzursuzluk da gitti. Ancak yiyecek tek lokmamız kalmadı.

O zamanlar yoksullara yardım edildiği söyleniyordu. Ama ben yardım eden kurumu bir türlü bulamadım.

Temiz görünsünler diye çocuklarımı hep yıkardım. Hep aynı elbiseyi giydiğimden sökülürdü. Ben de usanmadan dikerdim.

Bir gün 1951 model Chevrolet arabama çocuklarımı da bindirip iş aramaya çıktım.

Yakınlardaki bütün dükkanlara ve restoranlara girdim. Ancak yeni birini aramıyorlardı.

Ben iş yeri sahiplerini iş yerlerinde çalışmam için ikna etmeye çalışırken çocuklarım da arabada sessizce beklerdi.

Şansım yaver gitmedi.

Son gittiğim yer, evimizden bir hayli uzaktı. Big Wheel isminde bir restorandı burası. Bir de yanında kafeteryası vardı.

Mekânın sahibi herkesin ‘Nene’ olarak seslendiği yaşlı bir kadındı. Ben restorana girmek üzereyken dimdik şekilde bana baktı.

İş aradığımı söyleyince o gece 11’den sabah 7’ye kadar çalışacak birini aradığını söyledi.

Saatine 5.40 dolar ödüyordu. Hemen başlayabileceğimi söyledi.

Hemen arabaya atlayıp çocuklarla beraber eve döndüm. Çocuklara bakıcılık yapacak bir genç kadınla anlaştım. Daha önce de çocuklara bakmıştı. Bir günlüğüne 18 dolar istiyordu.

Çocukları bakıcıya emanet ettikten sonra Big Wheel’e geri dönüp işime başladım.

Ertesi sabah eve döndüğümde bakıcıyı uyandırdım ve parasını verip yolladım. Kazandığımın yarısını ona vermiştim.

Haftalar geçti ve yakıt masrafları arttı. Ayın sonunu ucu ucuna getiriyorduk. Bir de benim külüstürün tekerlekleri iyice gidikti. İşe giderken tekerleklere hava basıyordum. Aslında aynı şeyi her gün yapıyordum.

Beklenmedik bir hediye
Yine bir sabah işten çıktıktan sonra eve gitmek için arabama bindim. Arabamın yanına dört yeni tekerlek bırakıldığını gördüm. Yepyeniydi! Kimin bıraktığını da anlayamadım. Not da yoktu.

Kendi kendime, ‘Kasabamızda melekler mi var acaba?’ dedim.

Hemen yakınlardaki otomobil tamircisine gittim. Tekerlekleri yenileriyle değiştirmesi halinde iş yerini temizleyeceğimi söyledim. O da kabul etti. Benim orayı temizlemem, onun tekerlekleri değiştirmesinden çok daha uzun sürdü.

Haftada altı gün çalışmaya başladım. Yine de para yetmiyordu. Yılbaşı yaklaşıyordu. Çocuklara hediye almam gerekiyordu. Ben de çareyi eski oyuncaklarını boyamakta buldum. Oyuncaklarını bir köşeye sakladım.

Çocuklara kıyafet de almak gerekiyordu. Sökük pantolonlarını dikmeye çalıştım. Ancak ileride bu da fayda etmeyecekti.

Yılbaşından bir gün önce de çalışıyordum. Big Wheel’in daimi müşterileri gelmiş kahvelerini yudumluyorlardı. Uzun yol şoförü Leif, Frank, Jim ve trafik polisi Joe da oradaydı.

Sonradan birkaç müzisyen de geldi. Gece boyunca şarkı söylediler.

Sabah 7 oldu ve işim bitti. Arabama girdiğimde arka koltukta hediye paketleri gördüm.

Arka koltuğa geçince hediye paketlerinden fazlası olduğunu farkettim. Pantolonlar, gömlekler, kazaklar ve diğer kıyafetler…

Bir diğer kutuda da çikolatalar, salamlar, meyveler, sebzeler ve içecekler vardı.

Yine banyo ve mutfak için temizlik malzemeleri de vardı.

Büyük bir mutlulukla evin yolunu tuttum. Güneş gözyaşlarımı parlatıyordu. O sabahı asla unutmayacağım.

Gerçekten de 1960’ın aralığında kasabamızda melekler vardı.

Boş zamanlarında Big Wheels’e geliyorlardı.

Hikâyeden etkilendiyseniz beğenmeyi ve paylaşmayı unutmayın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
omnimit 2 ay önce

Hikayiyi okumadım. Ama Bu Hikayeyi yazan hakkında bir fikrim oldu. Yahu utanma yokmu siizde..... Bir başlığı 4-5 kere yazıpta innsanı usandırmaktan acaba ne zaman vageçeceksiniz. 3 kere başlığın aynısını okuyunca, her zaman yaptığım gibi okumadım vazgeçtim. Direkt en sona gelip yorum yazıyorum. Artık bırakın bu yayıncılığı, ileriki yılllarda sizlerden alay ve nefretle bahsedeceklerdir.

Avatar
er gel 2 ay önce

saçma

Avatar
Zehra 2 ay önce

Çok güzeldi gerçek yasanmis hikayeler kalbi olanı herzaman etkiler

Avatar
Murat 2 ay önce

Aslında hayat bir ders insanoğlu başına gelince bütün zorluklara katlanabilir. Allahın lütufu Dünyada iyi insanlarda var, bu insanlar zor durumda olanları görüyorlar ve yardim ediyorlar.

Avatar
Hüseyin 2 ay önce

Begenmedim

Avatar
Gulgonca 2 ay önce

Iman etmediysen elbetteki melekler var lakin sana ne yapsın meleklet

Avatar
escobar 2 ay önce

eee sonra kimmiş merak ettim şimdi

Avatar
H guney 2 ay önce

Hiç begenmedim