İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE CİNSİYETE GÖRE HAKLILIK - HAKSIZLIK

                                                                         
Son günlerde sıkça tartışılan İstanbul Sözleşmesi, evlilik, ayrılık, kadına şiddet, kadın hakları, mağdur erkekler gibi konulara somut örnek olacak bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, yazacağım olayda 3 taraf var bunların ikisi haksız.
Taraflar; anne-baba ve çocuklar. Tabii ki sadece çocuklar haklı.
Hikâye şöyle;
2 çocukla 11 yıl süren bir evlilik… Bu sürede kadının erkeğe, erkeğin de kadına yaşattığı bir sürü sıkıntı…
Boşanma davası açılmış ve kadın ayrılmak istemediği için mahkeme yaklaşık 3 yıl sürmüş.
Malum kadın istemedikçe erkek boşanamıyor.
Kadın kocasını aldatsa da, kocasının dediklerini yapmasa da, hatta kocasına şiddet uygulasa da erkek yıllarca evli kalıyor, velayet ve nafaka konusunda da hukuki bir söz hakkı elde edemiyor…
Kadın, hiçbir sebep göstermeden kocasına uzaklaştırma alarak dilediği gibi yaşayabiliyor.
Verdiğimiz örnekler son günlerde tartışılan İstanbul Sözleşmesiyle kadına verilen olağanüstü haklardan sadece birkaçı…
Gelelim olayın devamına…
3 yıl süren mahkemenin sonunda erkek pes ederek anlaşmalı olarak boşanıyor ve çocukların velayetini anneye vererek 11 yıllık evliliği bitiriyor.
Karakoldaki ifadelerden edindiğimiz bilgilere göre anne, ayrıldıktan sonra çocuklarını sürekli dövüyor ve babalarına gitmemeleri konusunda tehdit ediyor. Annenin çocuklara uyguladığı şiddetin ayrıntılarına şimdilik girmeyeceğiz.
10 aydır süren bu şiddetin sonucunda baba 10 yaşındaki çocuğunu alıp eski eşinden şikâyetçi olmak için çocuk izlem merkezine gidiyor.
Kanunlar babaya ve çocuğa şöyle diyor; “ANNE ÇOCUĞUNU DÖVMÜŞ, TEHDİT ETMİŞ, PSİKOLOJİK BASKI YAPMIŞ OLABİLİR. KARAKOL ÇIKIŞINDA ÇOCUK ANNESİNE GİTMEK İSTEMİYORSA BABAYA DEĞİL, YETİŞTİRME YURDUNA TESLİM EDİLİR”
Maşallah… Ne kadar da insan odaklı bir karar…
Velhasıl, bu muhteşem karar sonrası polisler çocuğu kendi isteği dışında ve zorla kucaklayarak anneye teslim etmeye çalışıyorlar.
Hem karara hem de çocuklarının sürekli annelerinden şiddet görmesine öfkelenen babanın gözü dönüyor ve çocuğunu teslim almaya gelen eski eşine karakol önünde tekme atıyor.
Bu olayın kamera kayıtlarını ele geçiren eski eş 29 Mayıs tarihinde görüntüleri basına servis ediyor.
Medya kuruluşları bu tekme haberini yalnızca kadının ifadeleriyle veriyor, çocukların anneleri tarafından değişik şekillerde ve sürekli olarak dayak yediklerinden hiç mi hiç bahsedilmiyor.
Hatta bazı haberlerde tekme atan kişinin ismi, fotoğrafı ve görevleri “alenen” yayınlanarak şu soru soruluyor;
“TRT’de yönetici olan Sinan Güneş için TRT gereğini yapacak mı?”
Kimseyi savunmuyoruz.
Tekmeyi atan kişi haklı mı, TABİİ Kİ DEĞİL…
Peki, çocuklarına şiddet uygulayan ve bu olayların yaşanmasına sebep olan kadın haklı mı, TABİİ Kİ O DA HAKLI DEĞİL…
Merak edenler için söyleyelim; çocuklarına bu şiddeti layık gören eski eşin ismi de Tuğba Gürel… Antalya Döşemealtı İlçe Tarım Müdürlüğü’nde çalışıyor.
Biz de şunu soruyoruz; çocuklarına sürekli şiddet uygulayan, döven, tehdit eden, hatta çocuğunun okuluna giderek arkadaşlarının yanında okulun servisçisini “bir daha bu çocuğu babasının evine götürürsen gerekeni yaparım” diyerek tehdit eden anne Tuğba Gürel için Tarım Bakanlığı veya Antalya Tarım İl Müdürlüğü gerekeni yapacak mı?
                                                                

                                                               
Ha unutmadan, Tuğba Gürel bu görüntülerin kaldırılması karşılığında eski eşinden 350 bin lira para istiyor. Bu yazdıklarımızın belgeleri de elimizde mevcut…
Gelinen noktaya bakalım. Baba, eski eşine şiddet uyguladığı için, anne de çocuklarını dövdüğü için işinden mi olacak?
Öyle ya, kadın erkek eşitliğini son derece önemsiyoruz değil mi?
Şimdi olaya bir başka açıdan bakalım; bu çocukların ifadelerinin “çocuk izlem merkezi” diye bilinen ama aslında soğuk bir karakoldan başka bir şeye benzemeyen yerlerde, polisler huzurunda ve telsiz sesleri eşliğinde alınması doğru mu? Değil tabii ki!
Ne polisi? Ne karakolu?
Taciz, tecavüz, cinayet hariç aile içi şiddet konularını, anneyi de babayı da Aile Sosyal Politikaların bir birimine çağırıp, çocuğu da bir oyun odasına alıp sohbet ederken konuşturacaksınız.
Sonrasında gerekiyorsa anneye de babaya da aylarca eğitimler vereceksiniz.
Kimse kusura bakmasın. Biz kadını sınırsız yetkilerle donatır, erkeklere ömür boyu maddi cezalar uygular, belgelenen ahlaksızlıkları nafaka ve velayet konularında ciddiye almaz bir de üstüne aile içi şiddet olaylarını karakolda çözmeye kalkarsak başımıza daha çok sıkıntılar gelir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.