Öne Çıkanlar almanya Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan Askerli Şubesi Erhan Çelik

Tuzla'da yaşanan olayda gözden kaçan ne

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası, Tuzla'da yaşananlarla ilgili olarak bir açıklama yaptı...

Geçtiğimiz Pazartesi Tuzla'da bulunan bazı mahalleleri etkileyen yoğun koku ortaya çıkmış, kokunun atıksu kolektör hattına kaçak deşarj edilen kimyasal atıktan kaynaklandığı belirlenmişti. Yapılan incelemelerin sonuncu kokunun, metal ve tekstil sektöründe kullanılan Tetrachior cezhene ve Tricholoro ethene maddesi olduğu belirlenmişti. Olayda 100'lerce yurttaş hastanelere kaldırılmıştı.

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası konuyla ilgili bir açıklama yaparak, "Hiç bir surette proses sonucu açığa çıkan suyun alıcı ortama deşarj edilmesi uygun ve yasal bir durum değildir" derken. "Atıksuyun alıcı ortama direk verilmesi ağır cezai müeyyideri beraberinde getirmektedir" denildi.

Açıklamada sorunun kaynağının ise, "denetimsizlik" ve "vurdumduymazlık"olduğu ifade edildi.

Açıklamada, böyle bir olayın bir daha yaşanmaması için, "Sanayi tesislerinin kent içerisinde kalması böyle durumlarda doğrudan insan sağlığını tehdit açısından ciddi sakıncalar taşımaktadır. Bu nedenle bu tip işletmeler acilen kent dışındaki sanayi bölgelerine alınmalıdır. Kaza riski yüksek olan kimya tesisleri mutlaka kent dışına çıkarılarak insan yoğunluğundan uzaklaştırılmalıdır" diye belirtildi.

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası'nın açıklaması şu şekilde:

"25.12.2017 tarihinde akşamüstü İstanbul Tuzla‘da İstasyon, Yayla, Evliya Çelebi ve Postane Mahallelerinde, kaynağı henüz belirlenemeyen ve genizleri yakan yoğun koku ve duman paniğe yol açmış ve yoğun olarak hissedilen kokudan etkilenen kadın ve çocuklardan oluşan çok sayıda kişi hastaneye kaldırılmıştır. Nefes almada zorluklara yol açan, genizleri yakan ve gözlerin yaşarmasına neden olan koku ve duman nedeniyle etkilenerek hastanelere başvuran 97 kişiden 60`ı ayakta tedavi edilerek geriye kalanları ise 26.12.2017 tarihinde tedavileri tamamlanarak taburcu edilmişlerdir. Gece saatlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Tuzla‘daki yoğun kokunun nedeninin atık su kolektör hattına kaçak deşarj edilen kimyasal atıktan kaynaklandığını açıklamıştır.

İBB Twitter adresinden yapılan açıklamada ise 'Akşam saatlerinde Tuzla‘da bazı mahalleleri etkileyen yoğun koku şikayetleri gelmesi üzerine İBB ekipleri süratle bölgeye sevkedilmiş olup; sözkonusu kokunun atıksu kolektör hattına kaçak deşarj edilen kimyasal atıktan kaynaklandığı tespit edilmiştir. İlk incelemelerde, insan sağlığını olumsuz etkileyen bir durum olmadığı belirlenmiştir. İSKİ, kolektör kapaklarından hava tahliyesi yolu ile kokuyu gidermeye çalışmaktadır' denilerek skandal bir açıklamaya imza atılmıştır. AFAD tarafından yapılan açıklamada ise 'Yapılan ölçümlerde ilk belirlemelere göre, kokuya neden olan gazın ölçüm yapılan cihaza tanımlı olmayan bir gaz olduğu ve bu nedenle gazın kaynağının anlaşılamadığı' belirtilmiştir. Sorunun kaynağı denetimsizlik ve vurdumduymazlık.

Evsel ve endüstriyel suların arıtılması, deşarj edilmesi ve bertarafı ile ilgili halihazırda yürürlükte bir çok standart vardır. 2004 yılında yayınlanmış olan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği, Kentsel Atıksu Arıtım Yönetmeliği ve 2872 sayılı Çevre Kanunu`na dayanılarak hazırlanmış olan kentlerin su ve kanalizasyon idareleri ile ilgili  Atıksuların Kanalizasyona Deşarj Yönetmelikleri… Özellikle Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ve kentlere özgü Deşarj yönetmelikleri bu konuda altyapı olarak kapsamlı yönetmeliklerdir.

Kanalizasyon sistemi bulunan bölgelerde katılımcıların atık sularını atık su altyapı tesislerine bağlayabilmeleri, atık su altyapı tesisleri yönetimince verilecek atık su bağlantı iznine tabidir. Atık su bağlantı izni, evsel atıkların yazılı bir belge karşılığında, endüstriyel ve karışık atık suların ise düzenlenecek bağlantı kalite kontrol izin belgesindeki koşulları sağlaması kaydı ile atık su altyapı tesisleri yönetimi tarafından verilir. Bağlantı kalite kontrol izni, endüstriyel atık suların kanalizasyon sistemine bağlantı şartlarını belirleyen bağlantı kalite kontrol izin belgesi ile verilir. Bu izin ve belgeler Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği`nin 45-46-47-48. maddelerinde belirtilen hususlara uyulması şartı ile verilir. 

Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde sektörler için bir sınıflama yapılmış ve bu sektörlerin her biri için deşarj standartları getirilmiştir. Söz konusu Yönetmelikte belirlenen deşarj standartlarının sağlanabilmesi için işletmelerin, atıksularının debi ve kirlilik yüküne göre tespit edilecek uygun bir arıtma tesisi kurması gerekmektedir. Yani hiçbir işletme üretimi ile ilgili atıksu deşarj yönetmeliğindeki kontrol parametrelerini sağlamadan atıksularını deşarj edemez. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde sektörler için bir sınıflama yapılmış ve bu sektörlerlerin herbiri için deşarj standartları getirilmiştir. Söz konusu Yönetmelikte belirlenen deşarj standartlarının sağlanabilmesi için işletmelerin, atıksularının debi ve kirlilik yüküne göre tespit edilecek uygun bir arıtma tesisi kurması gerekmektedir.

Hiç bir surette proses sonucu açığa çıkan suyun alıcı ortama deşarj edilmesi uygun ve yasal bir durum değildir. Aksi durumda 2872 Sayılı Çevre Kanunu ve ilgili yönetmeliklere istinaden belirlenmiş ağır cezalar uygulanır. Bu nedenle işletmeler ancak uygun arıtma sistemini kurarak yönetmelikte belirtilen alıcı ortama deşarj kriterlerini sağlayarak ve gerekli izinleri alarak alıcı ortama deşarj etmeleri mümkündür. Atıksuyun alıcı ortama direk verilmesi ağır cezai müeyyideri beraberinde getirmektedir

Bu yönetmeliklerde ve ilgili mevzuatta yer alan tehlikeli, zehirli, zararlı, yanıcı, parlayıcı, patlayıcı maddeler, arıtma ve ön arıtma çamurları ve septikleşmiş çamurlar ile atıksu şebekesini olumsuz etkileyerek fonksiyonunu azaltan veya engelleyen her türlü katı maddeler in kanalizasyon şebekesine verilemeyeceği açıkça yazılıdır. Örneğin PH değerinin 6-9 sınırları arasında olması istenir.

Bir endüstriyel atıksuyun kanalizasyon sistemine doğrudan bağlanabilmesi, ya da vidanjör veya benzeri bir taşıma aracı ile taşınarak boşaltılabilmesi için; 

1) Kanalizasyon sisteminin yapısına ve çalışmasına zarar verip engel olmaması,

2) Çalışan personel ve civar halkı için sağlık sakıncası yaratmaması,

3) Kanalizasyon sisteminin bağlandığı arıtma tesisinin çalışmasını ve verimini olumsuz yönde etkilememesi,

4) Biyolojik arıtma tesisinde arıtılamayacak maddeler  içermemesi,

5) Atıksu arıtma tesisinde oluşacak çamur ve benzeri artıkların uzaklaştırılmasını, kullanılmasını zorlaştırmaması ve çevre kirlenmesine yol  açacak nitelik kazanmalarına neden olmaması gerekir.

Mevcut kanun, yönetmelik ve standartlara rağmen ülkemizde bir örneğini de Tuzlada gördüğümüz olayların yaşanması ne yazık ki bununla sınırlı kalmamakta ülkemizin akarsularını ve yer altı sularını da hoyratça kirletmektedir. Bu gün kirlenmemiş çok az su kaynağı kalmıştır. Özellikle sanayi bölgelerindeki bütün akarsular bu anlamda kirli derelere dönüşmüştür. Odamız bu konularla ilgili olarak Ergene nehri ve Gaziantep Samözü deresi özelinde çalışmalar yaparak yetkilileri uyarmıştır. Atıksu arıtım tesisi işletmesinin pahalı olması, bu konuda standartlara uyulmaması, deşarj suyu parametrelerinin yakalanamaması gibi nedenler işletmeleri yasadışı yollara sevk etmektedir. Çoğunlukla bu suların deşarjı için geceleri beklenmekte, debi sayacı ile oynanarak deşarj edilen miktar düşük gösterilmekte ya da atık vidanjörle alınarak kaçak olarak başka bir alana deşarj edilmektedir. Bu alanların ve işletmelerin sorumlusu olan yerel yönetimler ve ÇŞB`lığı ne yazık ki durumu yeterince kontrol edememektedir. Organize sanayi bölgelerinde ve endüstri alanlarındaki bütün akarsuların ve havzaların kirlenmesi bunun en açık kanıtıdır.

Tuzla da meydana gelen olayda ve etkilenen insanlarda ne gibi kalıcı rahatsızlıklara neden olabileceği konusu ne yazık ki bilinmeyen bir durum için 'sağlığı olumsuz etkileyen bir durum yoktur' diye açıklama yapmak da başlıbaşına bir sorumsuzluktur. Kamu idaresi insanların ve çevrenin sağlığı için şu önlemleri almalıdır; İstanbul`un ranta dayalı kent planlaması sürecinde, birçok sanayi tesisi ve işletme yerleşim yerleri içerisinde kalmıştır. Sanayi tesislerinin kent içerisinde kalması böyle durumlarda doğrudan insan sağlığını tehdit açısından ciddi sakıncalar taşımaktadır. Bu nedenle bu tip işletmeler acilen kent dışındaki sanayi bölgelerine alınmalıdır. Öncelikle kimyasal madde ile çalışılan işletmelere sahip kentlerde kentin kimyasal envanteri çıkartılarak olası kaza senaryolarına göre önlemler alınmalıdır. Kaza riski yüksek olan kimya tesisleri mutlaka kent dışına çıkarılarak insan yoğunluğundan uzaklaştırılmalıdır. Özellikle tehlikeli kimyasalları kullanan işyerlerinin ruhsatlandırılmasında odamız görüşü ve onayı alınarak ruhsatlandırma yapılmalıdır. Kimyasal madde üreten ve kullanan işletmelerin 6269 sayılı Kimyagerlik ve Kimya Mühendisliği Hakkında Kanun`na uygun olarak 'Sorumlu Müdür' bulundurup bulundurmadıkları denetlenmelidir. Hepsinden ötesi yürürlük tarihi 2013 yılından bu yana sürekli ertelenen ve bu tip kazaların önlenmesi ile doğrudan ilgili olan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesine Dair Yönetmelik`in yürürlük tarihi ertelendiği 2019 yılından öne alınarak yönetmelik acilen uygulanmaya konulmalıdır.

Kamuoyunun bilgilerine arz ederiz."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.