Öne Çıkanlar mardin kurban Ankara adliyesinde doğalgaz patlaması Bella Hadid ahmet hakan sümeyye erdoğan

Bu haber kez okundu.

Darbecileri püskürten Astsubay Kemal ve kahraman askerleri

FETÖ'nün, darbe girişiminin merkezlerinden biri olan Kuleli Askeri Lisesinde görevli Astsubay Kemal Vurgun, askerlerin ifadelerine de yansıyan, darbeci subaylara canı pahasına karşı gelişini ve o gece neler yaşandığını ayrıntılarıyla anlattı.

Darbecileri püskürten Astsubay Kemal ve kahraman askerleri

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ15 Temmuz darbe girişiminin merkezlerinden Çengelköy'deki Kulesi Askeri Lisesinde görevli Astsubay Kemal Vurgun'un, askerlerin anlatımlarına da yansıyan ifadesi, o gece yaşanan kahramanlığı gözler önüne serdi.
Silah doğrulttuğu darbeci üstlerine, "Anam avradım olsun hepinizi vururum" sözü ve bazı askerlerin kalkışmaya katılmasını engellemesiyle gündeme gelen Astsubay Kemal'in, aynı gece telefonla aradığı MİT'te görevli arkadaşı tarafından "kalkışmayı zor kullanarak da olsa engellemesi" yönünde teşvik edildiği ortaya çıktı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe kalkışmasının İstanbul'daki merkezlerinden Kuleli Askeri Lisesinde yaşananlar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor.
Darbeci rütbelilerin "Halka silahlarınızı sıkın yoksa ben sizin kafanıza sıkarım, haydi aslanlarım göreyim sizi, önünüze geleni vurun." şeklindeki emirleri sonucu polis merkezinin ele geçirildiği, ölüm ve yaralanmaların yaşandığı Çengelköy'de görevli askerlerin ifadeleri, bu yaşananlarla birlikte Kuleli Askeri Lisesinde görevli Astsubay Kemal Vurgun'un ölümü göze alarak cuntacılara karşı gelişini de gözler önüne serdi.
"Anam avradım olsun hepinizi vururum"
Lisede görevli erlerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verdikleri ifadeyle darbeye katılması istendikten sonra bazı askerleri yanına alarak cuntacı üstlerine silah doğrultan ve "Anam avradım olsun hepinizi vururum, siz 3-5 hain kimden emir alıyorsunuz, ben bu askerleri yem ettirmem." dediği ortaya çıkan Kemal Vurgun, darbe girişimi sonrası 24 Temmuz'da askeri savcılığa, 3 Ağustos'ta da İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne "tanık" sıfatıyla yaşananları anlattı.
Askeri savcılığın, kalkışma ile ilgili bildiklerini anlatmasını istemesi üzerine Vurgun, 2013'te Kuleli Askeri Lisesi Lojistik Destek Komutanlığı Ulaştırma ve Kullanıcı Bakım Kısmında göreve başladığını belirterek, 15 Temmuz akşamı Tabur Komutanı Piyade Yarbay Turgay Ödemiş'in kendisine, "Bugün mesaiye kalacağını, akşama doğru 2. Zırhlı Tugay'dan gelecek 4 aracın ikmallerini yaptırması ve araç komutanlarını Okul Komutanı Kurmay Albay Mürsel Çıkrıkçı'nın yanına çıkarması gerektiğini" söylediğini kaydetti.
Vurgun, akşam gelen araç komutanlarına, "Ağabey hayırdır, ne için geldiniz?" diye sorduğunu ve "Eşya taşınacakmış herhalde." cevabı aldığını dile getirerek, araç komutanlarını Okul Komutanı Çıkrıkçı'nın yanına götürdüğünü, daha sonra Çıkrıkçı'nın emriyle bu kişilere yazlık bahçede yemek ısmarladığını ve araçlara dörder er bırakarak gittiklerini aktardı.
"Yüzbaşı beni arayıp 'Sıkıyönetim ilan edildi.' dedi"
Havanın kararmasıyla herkesin "alarm" diye bağırmaya başlaması üzerine silah ve teçhizatı almaya gittiklerini kaydeden Vurgun, teçhizatını alan herkesin iç bahçeye çıktığını, kendisinin de Albay Çıkrıkçı'nın emir astsubayının yönlendirmesiyle "helikopter inecek" denilen futbol sahasında, kale direklerini sökerek beklediğini ifade etti.
Bu esnada Hizmet Bölük Komutanı Yüzbaşı Samet Örenlier'in kendisini telefonla arayarak, "Sıkıyönetim ilan edildi, ailelerinizi arayarak haber verin ve dışarı çıkmamalarını söyleyin." şeklinde uyardığını dile getiren Vurgun, şunları anlattı:
"Ben de ailemi arayıp söyledim. Daha sonra Aykut Astsubay yanıma geldi. Beklerken bir süre sonra Murat Yarbay (Durusoy) ile ismini bilmediğim iki rütbeli subayın, ellerinde plastik kelepçeyle nizamiyeden geldiklerini gördük. Helikopter inmeye başladı. Bu üç rütbeli subay, helikoptere binip gitti. Yaklaşık yarım saat sonra helikopter tekrar geldi. Bu üç rütbeli indi ve nizamiyeye doğru koştu. Helikopter 10 dakika kadar yerde çalışır vaziyette bekledi. Sonra nizamiyeden helikoptere bir kişi geldi, bir şeyler yaptı, sonra tekrar nizamiyeye koştu. Helikopter de kalkıp gitti."
"Komutanım piyonluk yapıyorsunuz"
Kemal Vurgun, bu süreçte MİT personeli olan bir tanıdığını aradığını, ancak telefonuna cevap verilmediğini belirterek, daha sonra Başçavuş Kenan'ın kendisini arayıp öğrencilere su dağıtmak için bir araç göndermesini istediğini, şoför olmaması nedeniyle aracı kendisinin götürdüğünü, kantinden araca su doldurduklarını aktardı. Asker ve öğrencileri halen iç bahçede zannettiğini, dışarı çıkarıldıklarını bilmediğini ifade eden Vurgun, Kenan Başçavuş'un "dışarıda benzinliğe kadar gideceklerini' söylediğini, araçla dışarı çıkarken nizamiyede darbedilen sivilleri gördüğünü dile getirdi. Başçavuş Kenan'ın, yol kenarında bekleyen herkese su dağıttığını, kendisinin de bu esnada etrafa bakıp ne olup bittiğini tam olarak anlamaya çalıştığını anlatan Vurgun, kışlaya geri döndükten sonra Kenan Başçavuş'un bu kez de çikolata götürmek istediğini aktardı.
Olayı anladığı için "Komutanım piyonluk yapıyorsunuz, şerefsiz bunlar, küçücük çocukları yollara çıkarmışlar, yazıklar olsun." gibi sözler sarf ettiğini belirten Vurgun, şu bilgileri verdi:
"Kantinde 10 dakika kadar haberlere baktık. Daha sonra, 'Gelin ulaştırmaya doğru gidelim.' derken Mahbup Başçavuş'un çatışmada polisler tarafından vurulduğu haberini aldık. Kenan Başçavuş ile revire çıktık, sağ ayağından vurulmuş olduğunu gördük. Hala isyankar bir şekilde konuşuyordu, Kenan Başçavuş ona, Çatışma senin neyine...' dedi. Mahbup Başçavuş'un, Kenan Başçavuş tarafından GATA'ya götürülmesinin ardından ulaştırma kısmına indim. Bu esnada Hakkari'de görev yaptığı sırada tanıştığım MİT personeli olan arkadaşım telefonla bana döndü. Arkadaşım bana 'Genelkurmay Başkanı'nın rehin alındığı, darbe girişiminde bulunulduğu' bilgisini verdi. Durum hakkında defalarca görüştük."
"Okul komutanını vur, olaya el koy"
Arkadaşına, "Okula helikopter inip kalktığını ve okulun üs olarak kullanıldığını" söylediğini belirten Vurgun, arkadaşının bir süre sonra, "Okulu teslim alıp alamayacağını" sorduğunu, "teslim alması durumunda okulun sorumluluğunun kendisinde olacağı" uyarısında bulunduğunu ve "Durumu kontrol edeyim." diyerek, etrafı, nizamiye bölgesini kontrol ettiğini dile getirdi.
Nizamiyede öğrenciler, astsubaylar ve hizmet bölüğünün askerleri olmak üzere üç grubun bulunduğunu gözlemlediğini, yanındaki askerlerden Selim'i diğer askerlerin yanına göndererek, kendisiyle birlikte çatışıp çatışmayacaklarını öğrenmesini istediğini anlatan Vurgun, "Selim gidip geldikten sonra bana, 'Komutanım askerler bizden tamam.' dedi. Tekrardan MİT personeli tanıdığımı aradım ve görüştüm. 'Yapabilirsen okul komutanını vur, olaya el koy.' dedi." diye konuştu.
Astsubay Vurgun, nizamiyede organizasyonu yapan üst rütbelilerin bulunduğu tarafa saldırı yapmayı düşündüğünü ve oraya giderken ismini hatırlamadığı bir üsteğmene, "MİT ile irtibata geçtim, bu olaylar bir oyun, sen ve diğerleri yanlış yapıyorsunuz." dediğini kaydederek, şunları aktardı:
"Üsteğmen yüzüme uzunca baktı ve hiçbir şey demedi. Yakınında benim söylediklerimi duyan, ismini yeni öğrendiğim Piyade Yüzbaşı Hüseyin İnce, Kurmay Yarbay Murat Durusoy ve eski Okul Komutanı Kurmay Albay Muammer Aygar'a, 'MİT ile irtibata geçtiğimi' söylemiş. Yakınlarında olan bir askerden duyduğuma göre Aygar da, 'Vay şerefsiz, alın onu hemen merkeze götürün.' demiş. Oradaki yüzbaşı geri geldi, kolumdan tutup, 'Sen gel buraya...' diyerek çekmeye çalıştı. Ben de, '..Git lan, anam avradım olsun, Allah'ıma kitabıma hepinizi delik deşik ederim.' dedim ve silahımı yüzbaşıya doğrulttum."
"50 öğrenciye bir şey olur diye vurmadım"
"Vuracaktım ama olası çatışmada 50 kadar öğrenci vardı yerde oturan, onlara bir şey olur diye düşündüm." diyen Vurgun, Yüzbaşı Hüseyin İnce'nin uzaklaştığını, oradaki komutanlardan "Yapmayın." diyenler olduğunu kaydetti. Vurgun, "Kimin emrini yerine getiriyorsunuz, benim komutanım rehin tutuluyor, siz kimin köpeğisiniz." diye bağırdığını ve oradaki subayların da "vur emri" olduğunu söylediklerini ifade etti.
O esnada karşısında duran öğrencilere, "Çocuklar koşun, yukarı doğru kaçın", yan tarafındaki hizmet bölüğünün askerleriyle karşısında duran öğrencilere de "Gelin yanıma, kimse size bir şey yapamaz." dediğini anlatan Vurgun, şu beyanda bulundu:
"Hizmet Bölük Komutanı Samet Örenlier'in karşı emrine rağmen askerler benim tarafıma geçti. Öğrencilere de 'Gelin yanıma' dememe rağmen, hatta büyük bir kısmı defalarca hareketlenmesine rağmen oradaki komutanları tarafından bırakılmadı. Ben, yanıma gelen askerlere, 'Silahları kaldırın.' dedim. Askerler de silahlarını karşımızdaki subaylara doğrulttu. Geri geri çekilmeye başladık. Askerlere, 'Yaklaşan olursa ateş edin.' dedim. Askerlerle geri çekildik ve askerler benimle sera bölgesinde mevzilendi. Daha sonra askerlerin bir kısmı Yüzbaşı Örenlier tarafından toplandı, ancak nizamiye tarafına götürülmedi, ben yanımdaki askerlerle mevzilendim. Bulunduğum yeri 2-3 defa değiştirdim. Hava aydınlanmıştı, okul komutanının dışarıdaki herkesi geri çektiğini söylediler. MİT'teki tanıdığım beni aradı ve 'Nizamiyeye özel harekatın geleceğini' söyledi. Ben de nizamiye bölgesine doğru gittim. Nizamiyenin kapılarını komple kapatmışlar, dış tarafında bir özel harekat polisi iç tarafında da okul komutanı Mürsel Çıkrıkçı duruyordu. Kamuflajlarını çıkarmış, günlük karargah kıyafetlerini giymiş ama her ne kadar aceleyle yaptıysa kemerini bile takmayı unutmuş. Polisi içeri girmemesi için ikna etmeye çalışıyordu. Olaya karışanlar içinde olan hiçbir üstsubay yoktu. Bölgeden uzaklaştım, bir süre oturup haberleri izledim. Polislerin tüm okulu gözaltına alıp ifadeye götüreceğini öğrendim. Ben de polislerin yanına gittim ve beni müdürlerin emri ile ayrı olarak ifadeye götürdüler."
"İlk defa emre itaatsizlik edip yüzbaşıya silah doğrulttum"
"FETÖ yapılanmasıyla ilgili 15 Temmuz öncesi bir şüphesi, gözlemi olup olmadığı, o gün okulda olağanüstü hareketlilik veya olağandışı bir durum sezinleyip sezinlemediği" de sorulan Kemal Vurgun, "Hiç bir şekilde ne aklıma geldi ne de şüphelendim. Okul Komutanı Çıkrıkçı olaydan 5 gün önce futbol sahasına gelmişti ve metre istediğini duymuştum. Ben de, 'Alın götürün.' demiştim. Sahayı santimine kadar ölçtü. Bu saha olay gecesi direkleri sökülerek helikopterlerin iniş yaptığı sahaydı." dedi.
Kemal Vurgun, "kalkışmayla ilgili bir emir alıp almadığı, kalkışma sonrası ne tepki verdiği" şeklindeki soruya, "Kanunsuz bir emir olduğu için meslek hayatımda ilk defa emre itaatsizlik ettim, nizamiyedeki asker ve öğrencileri kurtarmak için yüzbaşıya silah doğrulttum." karşılığını verdi.
Kahraman astsubayın kahraman askerleri
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, ifadesi alınan aynı okulda görevli bazı erler, darbecilere direnen Astsubay Kemal Vurgun ile diğer rütbeliler arasında yaşananları anlatmıştı.
Er Nazım Usta, ifadesinde şunları kaydetmişti:
"Samet Yüzbaşı'nın yanında beklerken Ulaştırma Komutanı Astsubay Kemal Vurgun geldi. Samet Yüzbaşı'ya, 'Komutanım ben geldim ve yanlış yapıyorsunuz.' dedi. Sinirliydi. Samet Yüzbaşı, 'Kemal sen karışma.' dedi. Kemal Astsubay sözlerini yineleyerek, 'Genelkurmay'dan emir yok, 1. Ordu'dan emir yok, 3-5 vatan haini kendi başınıza ne iş yapıyorsunuz.' diye bağırdı ve bizleri göstererek, 'Ben bu çocukları size yem ettirmem.' dedi. Samet Yüzbaşı'nın yanına bir rütbeli geldi, Astsubay Kemal'i durdurmaya çalıştılar. Kemal Astsubay'ın, yanında gelen askerler Selim Yıldırım, Kubilay Yavuz üzerilerindeki G3 tüfeklerini doğrulttular. Sonradan gelen rütbeli subay, 'Koçum onu indir.' gibi sözler söylüyordu. Kemal Astsubay da 'MİT ile görüştüm, hepinizi bildireceğim, isminizi vereceğim.' diye bağırıyordu. Daha sonra yanındaki askerlerden Selim Yıldırım, rütbeliler Kemal Astsubaya doğru gelince, 'Allah'ıma sıkarım' dedi ve onları püskürttü. Kemal Astsubay bize, 'Hizmet Bölüğü emrediyorum, benimle gelin.' dedi. Biz ona doğru yaklaştık. Samet Yüzbaşı da bize, 'Gitmeyin kalın.' diyordu. Biz Kemal Astsubay'ı dinledik. Daha sonra birisi 'Koşun.' diye bağırdı, bunun da Kemal Astsubay olduğunu zannediyorum, er gazinosuna saklandık."
İfadesi alınan Bölük Çavuşu Er Sezgin Yarış da şunları anlatmıştı:
"Birkaç asker gelerek, 'Kemal Astsubay, bize darbe olacak dedi, Kemal Astsubay ile mühimmat alıp geleceğiz, siz de yanımıza geçin.' dedi. 15 dakika kadar sonra, 30 yaşlarında olan Kemal Astsubay bize, 'Askerlerim, evlatlarım, bir oyun var, sizi kullanacaklar. Oyunlarına oyuncak olmayın, beni takip edin.' dedi. Sonra Samet Yüzbaşı geldi, 'Dinlemeyin.' dedi. Sonra Kemal Astsubay, 'Samet sen karışma.' dedi ve tartışmaya başladılar. Başka rütbeliler de geldi. Kemal Astsubay, 'Çocukları bırakın. Siz bir örgütün itliğini mi yapıyorsunuz?' diye söyledi. Kemal Astsubay silahını çekince, arkasına geçtik ve biz de rütbelilere karşı silah doğrulttuk."
Soruşturma kapsamında Astsubay Kemal Vurgun'a yardım ettikleri tespit edilen askerler serbest bırakılmıştı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.