Öne Çıkanlar esed Milli füze Nevzat Alagöz mehmet şimşek Suriye Riyad Tahran savaş Yemen

Bu haber kez okundu.

' Keşke benim babam ölseydi!'
 Boğaziçi Üniversitesi öğretim görevlileri ve öğrencileri tarafından kurulan ‘Boğaziçi Soma Dayanışması’, 13 Mayıs’tan bugüne kadar bölgede işçiler, aileler, sendikalar ve mühendislerle birçok mülakat gerçekleştirdi. Birçok farklı fakülteden 15 öğretim görevlisi ve 30 öğrenci tarafından bölgeye 10’dan fazla düzenlenen ziyaretlerde yapılan mülakalatlar rapor haline getirildi.
Yapılan araştırmanın masaya yatırıldığı iki günlük “Soma’yı Hatırlamak: Hakikat, Adalet, Mücadele” sempozyumunda son derece çarpıcı sonuçlar ortaya konuldu. Soma merkez, Savaştepe, Kınık ve Dursunbey’de gerçekleştirilem mülakalatları kapsayan 35 sayfalık ön raporda, 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma’daki facia; öncesi, kaza ve sonrası olmak üzere 3 ana başlık altında incelendi.
Raporda yer alan çarpıcı tanıklıklar ve iddialar şöyle:

‘Battaniye ile kapattık’
* Kurtarmada çalışan bir işçi: “İlk yardım bilgimiz olmadan müdahale edildi. Biz İmbat Maden’de çalışanlar olarak ilk giren ekipteydik. Şah damarına, nabzına bakıp halen yaşadığını düşündüklerimizi bantla yukarı gönderiyorduk. afad kapı ağzında duruyordu. Madeni bilmiyorlar. Ölülere maske takıp çıkarıyorlardı. Ölü çıktığını belli etmemek için böyle yaptılar.”
* Kurtarma çalışmalarında yer alan bir amir: “Ölenlerin yüzlerini battaniye ile kapattık en başta. Cenaze örtülür normalde. Ama insanlar yüzlerini açmamızı istediler. Yüzünü açacağız, öldüğü anlaşılacak, izdiham olacak. Oksijen maskesi taktık. Maskeleri işçilerin yüzüne koydurup işçileri yukarı çıkardık. Bandın üzerinde 70-80 tane dizili cenaze vardı. İzdihamı engellememiz gerekiyordu. Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri 3 bin adet oksijen maskesi getirdi.”
* “Faciadan sonra birden kalabalıklaşan ilçe, köyler, evler faciadan birkaç hafta sonra boşaldı. Olayın medyada yer alması azaldı. Bunun yarattığı bir ‘söz verilmiş ama yalnız bırakılmışlık’ hissi var.”

‘Olumsuz etkilenecekler’
* “Psikologlar ve eğitimciler sıklıkla ‘babanın ölümü’ ile ‘hediye verilmesi’ arasında yanlış bir bağ kurulmuş olabileceğini söylüyorlar. Anlatılanlar, babasını kaybetmiş ve hediyelere boğulan çocuklarla hediye getirilmeyen, ailesinde kayıp olmayan çocuklar arasındaki doğal arkadaşlık zedelenmiş; hediye getirilmeyen çocuk bir diğerini kıskanmaya ve ona kötü duygular beslemeye başlamış. Bizi çok sarsan bir ifadeyi burada aktarmak, yapılan yardımların olumsuz etkisini göstermek açısından doğru olacaktır. Aynı köyden babasını kaybetmiş ve babası sağ kurtulan 2 arkadaş, birine sürekli hediye gelip diğerine hiç gelmemesi üzerine tartışıyor ve babası kurtulan çocuk diğerine, ‘Keşke benim de babam ölseydi de ben de bu kadar çok hediye alsaydım’ diyor.”
* “8-10 yaşındaki erkek çocuklarına evin erkeği rolünün, bazı ailelerde sözlü olarak verildiğini gözlemledik. Çocuklarda bu yaşta alınması gerekecek bu ağır sorumluluğun onları olumsuz etkileyeceğini düşünmekteyiz.”
* Maden işçisi: “Burada iki katliam yaşandı. Maden katliamı ve yardım katliamı.”

‘Büyüdüklerinde farkına varacaklar’

Soma’da maden faciası sonrasında yapılan çalışmalarda yer alan Türkiye Psikiyatri Derneği’nden Manisa Tabip Odası eski Genel Sekreteri Psikiyatr Şahut Duran çocukların yaşadığı travmayı şöyle anlattı: “Çocukların soyut düşünme kavramları tam gelişemediği için ölümün soyut anlamını bilmiyor, anlayamıyorlar. ‘Başka yere gitmiştir’ diye düşünüyor. Diğer yandan somut olarak daha önce hiç görmediği kadar ilgi gördü, hediye alması ön plana çıktı. Ben hâlâ Soma’da AKUT dönemin atlatıldığını düşünmüyorum. Çocuklarla hâlâ ilgileniliyor. Umarım sağlıklı şekilde atlatılabilir. Büyüdüklerinde olanların farkına varacaklar. Onlar yası daha farklı yaşarlar. Babası ölmeyen çocuklar da aynı şekilde somut düşünce yapısında düşündükleri ve ölümü anlayamadıkları için, arkadaşına gelen hediyeyi kıskanıyor. Bu acının Türkiye tarafından sürekli sahiplenilmesi gerekir ki acı hafiflesin. Gönüllü çalışmalar ise devam ettiriliyor.”

‘Hepimiz suçluyuz’

Çalışmalarda yer alan Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Fikret Adaman, oradaki yaşadıkları deneyimleri ve gözlemlerini şöyle aktardı: “Bizi en çok işçilerin şu anlatımı etkiledi, ‘Madenden çıktığımızda birbirimize geçmiş olsun diyoruz.’ Çok çarpıcı bir şey, kaza riskinin bu kadar yüksek olduğu bir yerde çalışılıyor olması, bunun kanıksanmış olması bizi etkiledi. Bununla bağlantılı olarak herkes, ‘Büyük bir kaza olacaktı, bekliyorduk’ ifadelerini kullandı. Türkiye’de iş kazaları çok yüksek. Soma’yı gündemde tutmak istiyoruz. Kanıksanan bir durum var, burada hepimiz suçluyuz. Derdimiz derinlere inerek çalışma yapmak. Yardım meselesini hak kapsamında görmek lazım.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.