Öne Çıkanlar Aziz Yıldırımın Kızının Elindeki Çantanın Fiyatı 3 Bin 600 TL Diyanet Vakfı Tarafı uzun araç balıkesir üniversitesi ressam

Bu haber kez okundu.

Bakan Kiliç'tan Önemli Açiklamalar
GENÇLİK ve Spor Bakanı Suat Kılıç, katıldığı bir televizyon programında kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. Vücut geliştirme şampiyonu Şahin İrencin'in, aşırı dozda doping ilaçları yüzünden öldüğü iddialarına atıfta bulunan Bakan Kılıç, "Devlet, doping olaylarına göz yumuyor" gibi bir anlayışın kesinlikle söz konusu olmadığını vurguladı. Bakan Kılıç, "Biz bakanlık görevini devraldığımız günden itibaren dopinge karşı daha kararlı bir tutum takındık. Toleransımız sıfırdır dedik. Doping zehirdir dedik. Daha da ileri gittik, doping ölümcül bir silahtır dedik. Bugün de aynı şeyleri söylemeye devam ediyoruz, ama eminim bugün de insanlar yasaklı maddelerin kullanımına devam ediyor" dedi.
Salih İrencin'in kullandığı antrenman salonları da dahil olmak üzere geçen yıl ekim ayında bakanlığın tüm spor salonlarına bir genelge gönderdiğini ifade eden Bakan Kılıç, "O genelgede yasaklı listede yer alan ilaçların ölümcül zararlara yol açabileceğine yönelik hatırlatmamız var. Bu bileşenlerin ve onları içeren diğer maddelerin kullanılmamasına; kulüplerin, antrenörlerin, spor salonu ve yöneticilerinin de sporcuları bu gibi maddelerden uzaklaştırmalarına yönelik uyarılarımız var, ama yazı alınıp çekmeye konulursa, bununla ilgili sporcular bilgilendilrilmezse, elbette o noktadan sonra uyarılan kişilerle ilgili yaptırımlar gündeme gelecektir" ifadesini kullandı.
Bakan Kılıç, dopingin, iyi ve kötü diye ayrılabileceğine değinerek, şöyle devam etti: "Kötü doping, ölümcül etkisini hemen meydana getirir. Birkaç saat içinde, birkaç gün içinde kullananı ölüme sürükler. İyi doping birkaç yıl sonra öldürür. Ya beyin iflas edecek, ya böbrekler iflas edecek. Ama eninde sonunda yasaklı madde kullanan birey, bunun bedelini ödeyecek. Dopingin insan bedeninde farklı tepkimeleri var. Doping fıtri değil, yaradılış kanununa paralel bir davranış biçimi değil. Kadınlarda farklı yansımaları, erkeklerde farklı yansımaları var. Yasaklı maddelerin hormon yapısını bozan unsurları var. Bir antrenör buna nasıl göz yumar? Allah aşkına, bir federasyon, bir kulüp buna nasıl göz yumar?"
Bakan Kılıç, kamuoyunda, 'Yüksek ödüller var, sporcu bu ödülü kazanmak için doping kullanıyor' gibi bir algı oluştuğunu, bunun kesinlikle yanlış bir bakış açısı olduğunu vurguladı. Kılıç, "Doping kullanan sporcu ya müsabakadan önce ya da müsabakadan sonra verdiği numuneyle zaten yakalanacak" diye konuştu.
Numune sıklığını artırdıklarına dikkati çeken Bakan Kılıç, "2011 yılında 70 ila 100 arasında numune alınan branşlarda 2013 yılında 1000 ila 1200 numune alındı. Bunlar kimseyi kaçırmamak adına ani baskınlarla alınan numuneler. Sporcu biliyor ki müsabaka dışında, antrenman döneminde bile yasaklı madde aldığı takdirde, spor yönetimi bunun bedelini ödetecek. Spordan men edilecek, antrenörler men edilecek, kulüplere yönelik yaptırımlar uygulanacak. Bütün bunları göze alan sporcu zaten spor hayatını bitirmeye karar vermiş demektir. Bunun ötesinde sizin yapabileceğiniz çok fazla bir şey yok" değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Suat Kılıç, olimpik bir müsabaka olmadığı halde, Dünya Anti-Doping Ajansı (WADA) ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) açısından hiçbir mecburiyetleri bulunmamasına rağmen Kırkpınar tarihi yağlı güreş müsabakalarından aylar önce bütün sporculardan doping numuneleri almaya başladıklarını da ifade etti. Şahin İrencin olayının, dramatik bir örnek olduğunu belirten Bakan Kılıç, şunları söyledi: "Sağlıklı, kaslı bir beden var ortada. 30 yaşında evli, hedefleri, idealleri olan bir insan... O vücudun değil birkaç ilaçla, birkaç kutu ilaçla bile pes etmemesi lazım ama öyle değil."
Bakan Kılıç, geçen hafta vücut geliştirme sporu yapan birkaç gençle konuştuğunu, bu gençlerin, 'Doping konusunda eczanelerin üzerine gideceğiz açıklamasını yaptığınız gün, eczanelerdeki bütün ilaçlar tükendi' dediğini aktardı. Doping kullananların, bu ilaçları satın alıp tükettiğini belirten Bakan Kılıç, "Bir miktar da çetelere faydamız olmuş. İlaçlar piyasadan çekilince var olanların fiyatı bir miktar yükselmiş. Bile bile bunu kullanıyorsa, bakanın da bakanlığın da hükümetin de devletin de yapabileceği çok bir şey yok demektir" ifadelerini kullandı.
Sporda şike ve şiddetle mücadele konusunda Türkiye'nin mevzuatının, birçok Avrupa ülkesininkinden çok daha çağdaş, sıkı, sert ve disiplinli olduğunu aktaran Bakan Kılıç, Beşiktaş-Galatasaray derbisinde yaşanan olaylarla ilgili de şunları kaydetti: "Mübalağasız söylüyorum, 10 binin üzerinde biletsiz seyirci vardı. Çok sayıda kapı kırıldı, turnikeler kapatıldı ve sistem, biletleri okuyamaz hale getirildi. Maçtaki esas sorumluluk özel güvenlik firmasının görevin gereklerine yönelik çalışamamasıdır, bu bir. İkincisi, derbi öncesinde stadyum çevresinde Derbifest adıyla bir konser düzenlenmiştir. Bu konserde kulübün günahı olmayabilir, fakat dışarıdan yasak yollardan satışı mümkün olmadığı halde çok miktarda alkollü içecek servis edilmiştir. Adam alkol alacak maça gelecek, üstelik alkolü stadyumun bahçesinde tüketecek, stadyumda bulunan özel güvenlik ya da diğer birimler buna göz yumacak ve nihayetinde o maçın olaysız şekilde oynanmasını ve bitmesini bekleyecek. Bu, mümkün değil."
Stadyumlarda siyasi slogan atılmasın dediğinde, farklı çevrelerin eleştiri oklarının kendine yöneldiğini söyleyen Bakan Kılıç, şöyle dedi: "O zaman şunu dedim, 'İsterseniz atın. Bizim için bir problem yok. Türkiye'de hiçbir siyasi iktidar stadyumlarda atılan siyasi sloganlarla iş başından gitmedi. Hiçbir muhalefet partisi de atılan siyasi sloganlarla iktidar olmadı.' Sloganın bize zararı yok, sloganın o takıma zararı var, o takımın taraftar gruplarına zararı var. 2 maç slogan atılır, bir olay olmaz, 3 maç slogan atılır bir olay olmaz, ama 4 ya da 5. Maçta o takımın taraftar grupları birbirine girer. Nihayetinde ne oldu? Beşiktaş-Galatasaray derbisinden sonra ortada tek soru kaldı: Sahaya atlayanlar 1453 Kartalları mıydı, Çarşı grubu muydu? Ne olursa olsun ev sahibi takımın taraftarıysa iş bitmiştir zaten. Yazık değil mi? Beşiktaş takımı o kadar iyi giderken çok ağır bedeller ödedi. Ama biz başından itibaren ne dedik: 'Bir takımın tribünlerine siyasi slogan sokmayın' dedik. Yöneticiler o günlerde seyirci kaldılar, ses çıkarmadılar, bizim beyanlarımıza destek sağlamadılar ve nihayetinde ne kadar haklı olduğumuzu, ne kadar iyi niyetli olduğumuzu yaşananlardan sonra anladılar."

(GH/RT)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.