Öne Çıkanlar esed Diplomatik son dakika haberleri gündem haberleri korkusuz medya Türk obüsleri seçim şarkısı Paris İstinaf Mahkemesi

Bu haber kez okundu.

Kürtleri İslam'dan koparmak istiyorlar
 İslâmsız Kürdistan Hayali ve Ortadoğu” isimli kitabı geçtiğimiz günlerde Etkileşim Yayınları’ndan çıkan Sosyolog Müfit Yükselile Güneydoğu’da yaşananlardan Irak ve Suriye’de Kürtlerin odak noktasında olduğu gelişmelere kadar geniş bir çerçevede konuştuk. İşte o söyleşimiz:

 
-  Türkiye’deki Kürt meselesinin kökenlerine indiğimizde neyle karşılaşıyoruz?

Tanzimat dönemine kadar devam eden mirlik sistemi var.  Bu sistem, halkla devlet arasında köprü vazifesi görüyor. Batılılaşma süreci ve Batılı devletlerin müdahaleleri ile mirliklerin kaldırılması söz konusu oldu. Sonra bu beylerin her biri zorunlu sürgüne gönderildi.

Kaymakamlıklar, valilikler ihdas edildi ama dışarıdan gönderilen kaymakamlar, valiler yerel kültürü keşfedemedikleri için bölgede bir boşluk oluştu.

HALİFELİK HALKLARI BAĞLIYORDU

-  Dönemin dini yapısı içinde değerlendirecek olursak peki…

İşte tam bu sırada Nakşilik imdada yetişti, Mevlana Halid-i Bağdadi… Medrese ve tekkeyi birleştirerek Nakşiliği de ulema tarikatı haline getirerek önemli bir rol oynadı. Mevlana Halid-i Bağdadi’nin halifeleri, orada yeni aristokrasiyi oluşturan insanlar oldular. Aristokrasi yenilendi. Boşluğu Nakşi şeyhleri doldurdu. Belki de bu sayede Osmanlı’ya destek vermeye devam ettiler. 

I. Dünya Savaşı’nda dahi... Bu bağlılığın sebebi, Kürtlerdeki Abbasi hilafet geleneğine olan bağlılığın Osmanlı’da da sürdürülmesidir. I. Dünya Savaşı’nda da Kürtler Osmanlılara bağlı kaldı. Bakmayın siz, “Hilafet sembolik kalmıştır” dediklerine… Sembolik hale geldi ama kaç tane halkı bağlıyordu Osmanlı’ya…

İSLAMİ YAPI ÇOK DAYAK YEDİ

-  Cumhuriyet dönemine geldiğimizde nasıl bir durum ortaya çıkıyor?

Malum, tekke ve zaviyeler kaldırıldı, hilafet kaldırıldı, ortak değerler yok edildi. Bir de Kürtleri jandarma disipliniyle zapt-u rapt altına almaya çalıştılar. 

Bunun sonucunda oradaki İslami yapı, dayak yiye yiye, iyice hırpalandı. Direkt babam buna şahit olmuş, maruz kalmışız. Dolayısıyla oradaki dini yapı büyük oranda tasfiye edildi. Bir de o dönem, buna Filistin de dahildir, dünyadaki bütün gerilla hareketlerinde Sovyetlerin etkisi vardır. 1950’lerden itibaren Sovyetler Kürtlerin içine de sızdı, 70’lerin sonuna gelindiğinde Kürtler Marksizm’in etkisinde kaldı.

MARKSİSTLER ERKEN DAVRANDI

-  Halbuki Kürtler bu ideolojiye yabancılar değil mi? Hatta Türklerden daha yabancılar…

Tabii, tamamıyla yabancılar… Zaten Türklerden öğrendiler. Eski tüfekleri filan biliyorsunuz... Zaten 70’lerde Türk komünistler-Kürt komünistler diye bir ayrım yoktu. İstanbul’da Marksist hareketler içinde yer alan Kürt öğrenci grupları oluştu. Kökeninden hepsi dindardı. Abdullah Öcalan gibi 17 yaşına kadar namaz kılan bir insan sonra Marksistlerle tanıştı. Bunun binlerce örneği var. Kürt vurgusu, ‘öteki’; bir taraf ‘Neslin deden, ceddin baban, hep kahraman Türk milleti’ diyor İslam adı altında. Buna rağmen İslami hareketler yine Kürtlere dayanmıştır.

-  Öyle midir gerçekten?

Tabii… MTTB ve Akıncılar’ın tabanı Kürt idi, Milli Selamet Partisi en fazla oyu Güneydoğu’dan alıyordu. Ama ilgilenilmemesi sonucu İslam üzerinden milliyetçi muhafazakâr mantık ile Kürt kimliğini görmemek böyle bir sorunu ortaya çıkardı. Başta Milli Görüş hareketi 
olmak üzere İslami hareketler, bunu görmekte geç kaldı, Marksistler erken davrandı. Marksistler 60’larda, hatta 50’lerde el attı bu mevzuya…

MÜSLÜMANLIK TASFİYE EDİLİYOR

- Güneydoğu’da yaşanan son gelişmeler hakkında ne düşünüyorsunuz?

,Kürtlerin İslam’la kalan bağlarını koparıyorlar. Bunu genç kuşakta özellikle başarıyorlar. Bölgede bütün yapılmak istenen Kürtleri İslam’dan tamamıyla koparmak. Türkiye’de İttihatçı Jön Türkler eliyle uygulanan baskılar, Suriye ve Irak’ta seküler Arap milliyetçiliğinin uyguladığı baskıların tamamının faturası İslam’a kesiliyor. İslam günah keçisi ilan ediliyor ve böylece Müslümanlık tasfiye ediliyor.

- Soruyu çok net sorayım: İslamsız Kürdistan hayalini kuranlar kimler?

PKK ve son süreçte adını çokça duyduğumuz diğer seküler hareketler… Amaç, Kürtlerin İslam’dan arındırılması ve bir sonraki aşamada Kürtlerle İslam’ın düşman haline getirilmesi… Bütün dert budur. Modern Kürt kimliği din karşıtlığı üzerine, çevresindeki bütün Müslüman halklarla savaşan bir toplum algısı üzerine inşa edilmeye çalışılıyor. Bu ne olacak? Müslüman halklar karşı karşıya gelecek. Kürtler, Müslüman halkların yani Türklerin, Arapların ve Farsların tam kalbinde yaşayan bir halk. 35 milyonluk bir halk; böyle bir potansiyel, ümmete düşman edilmeye çalışılıyor.

PKK İÇİN KÜRTLER HİÇ ÖNEMLİ DEĞİL 

- Yine Türkiye’ye dönecek olursak, çatışma senaryoları…

Türk-Kürt çatışması olduğu anda, açık söylüyorum, bütün Anadolu ve Mezopotamya Müslümanlıktan temizlenir. Asker ile PKK’nın çatışmasından değil; İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde insanların birbirini boğazlamasından bahsediyorum. Yapılmak istenen bu. 10 milyon Kürt’ün kanı akmış, bu PKK için önemli değil, yeter ki hakimiyet tesis etsin. Bunları destekleyen odakların derdi ise Anadolu ve Mezopotamya’yı Endülüsleştirmek istiyorlar. İslam’ı Arap yarımadasına hapsetmek istiyorlar. 
 
- Barzani’ye karşı da bir kalkışma hareketi dikkat çekiyor… Kuzey Irak’taki gelişmeleri nasıl okuyorsunuz?

Barzani, Arap halklarıyla bir savaşa girmiyor. Gençlerin İslam dünyasından radikal bir kopuş sergilemesine izin vermiyor. Dine karşı bir duruş yok.  Oranın Türkiye tarafından özellikle himaye edilmesi gerekiyor.

- Barzani ailesinin Yahudi olduğu iddialarına ne diyorsunuz?

Barzan bir bölge adı, aşiret adı değil. Barzan ve Şirvan; iki mıntıka adıdır. Orada yaşayanlar kendisini Barzani diye tanımlıyor. Orada Müslümanlar yaşadığı gibi Yahudiler de yaşıyor. Bu şekilde bir nesil bağı kurulamaz. 
Bu durumda şunu ne yapacağız: 1956’da Mesut Barzani’nin de aile bağı olan büyük amcaoğlu Celal Bayar ve Menderes’e Filistin’in öneminden bahsederek Siyonistlerin Filistin’den kovulmasını istiyor.

‘BÖLÜNELİM’ DİYENLER EN BÜYÜK HAİNDİR

- Türklerden ‘bölünelim’ diyenler var... Bu çözüm olabilir mi?

Müfit Yüksel: “Sivas’ın ötesini verelim gitsinler”, “Kürtler zaten bizim sırtımızda yük” diyenler en büyük hainlerdir. Bu ümmetin en büyük hainleri bunlardır. Dindar bile olsa… Bu söylemleri dillendirenler Allah’a ve peygamberine savaş açmışlardır.

Çözüm, ‘ulus devlet’ değil, ‘ortak devlet’

- Peki PKK, sürekli olarak ‘öz yönetim’, ‘federasyon’ türü kavramları gündemde tutuyor. Sizin çözüm öneriniz ne?

Türkiye, ulus devletten ortak devlete geçerse federasyon tarzı bir yapılanma gerekmez. Türkiye için bir federasyon, çatışma demektir. Genişleme olmadan federasyon ilanı Türkiye’yi bitirir. Onun için ‘Anayasal ortak devlet’e geçilmelidir. ‘Türk devleti’ değil, herkesin sahipleneceği bir devlet yapısı… Anayasa’dan Türk adının kesinlikle kaldırılması lazım. Federasyon ve özerklik gibi şeylere asla 
izin verilmemelidir. O parçalanma da getirir, halkları birbirinin boğazına sarılmaya da götürür. İstanbul’da 5 milyon Kürt yaşıyor. Katliamlar üzerine saadet kurulamaz.

MÜFİT YÜKSEL KİMDİR?

Merhum Molla Sadreddin Yüksel Hoca’nın oğlu olan Müfit Yüksel üniversite eğitimini Sosyoloji alanında yaptı. Pek çok gazetede köşe yazıları ve makaleleri yayınlanan Yüksel, Kürt sorunu üzerine yazdığı makalelerin yanı sıra Alevîlik-Bektâşilik, Nakşibendilik, Balkanlarlar 
ile alakalı çalışmalarıyla tanınıyor. Yüksel, İngilizce, Arapça, Farsça ve Kürtçe biliyor.

Anahtar Kelimeler:
Sosyolog Müfit Yüksel
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.