Öne Çıkanlar esed Kiev Olimpyat Stadının skor tabelasında yapılan deneme sırasında ortaya çıkan görüntü Son Dakika! Sakaryada Karasu Devlet Hastanesi Karantinaya Alındı: Hastalar Tahliye Edildi El Şebab lideri Ahmed Diriyeden küstah Türkiye açıklaması Bursalılar

Bu haber kez okundu.

Erdoğan'dan 'veda' Konuşması: Davutoğlu Emanetçi Değildir

Ümit KOZAN- Murat VAROL/ANKARA, () - RECEP Tayyip Erdoğan, Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı olarak son kez katıldığı kongrede, partililere seslendi. Erdoğan, 10 Ağustos seçimlerinde çalışan herkese teşekkür ederek, seçim sürecinin hiçbir kaosa mahal vermeden başarıyla tamamlandığını söyledi.
Erdoğan, salondaki kalabalığa seslenerek, "Bu olağanüstü kongreyle 13 yıldır gururla taşıdığım AK Parti'nin genel başkanlık vazifesini artık sizlere teslim ediyorum. 2001'de başlayan genel başkanlık vazifem 13 yıl 13 gün sonra bugün nihayete eriyor. Yarın saat 14.00'te TBMM'de mazbatamızı teslim alacak, 11,5 yıl boyunca üstlendiğimiz Başbakanlık vazifesini de teslim ederek, yemin ederek 12'nci cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmiş olacağız" diye konuştu.
"AK PARTİ ASIRLAR ÖNCESİNDEN BAŞLAMIŞ KUTLU BİR YÜRÜYÜŞÜN PARTİSİDİR"
Erdoğan, 1 Temmuz'da adaylığını açıklandığı toplantıda bunun bir nihayet olmadığını söylediğini hatırlatarak şöyle devam etti; "Bunun bir son olmadığını, başlangıç olduğunu ifade etmiştim. Bugün değişen, unutmayın sadece şekildir. Bugün öz değişmiyor. Bugün partimizin yüklendiği misyon, davamızın ruhu hedef ve ideallerimiz değişmiyor. Bugün sadece ve sadece isimler değişiyor. AK Parti 13 yıllık bir parti olsa da aslında asırlar öncesinden başlamış kutlu bir yürüyüşün, davanın mirasını omuzlarında taşıyan bir partidir. 1071'de Malazgir ovasında, sultan Alparslan'ın arkasında namaza duran, neferlerin hissiyatı neyse bizim de hissiyatımız işte odur. Biz asırlardır yürüyoruz. Biz kökü mazide olan partiyiz. Biz kökü, ruhu olmayan bir parti, böyle bir hareket asla değiliz. Bu harekette Gazi Mustafa Kemal'in ufku vizyonu vardır. Menderes'in millet uğruna verilmiş canı vardır. Bu harekette şüpheniz olmasın Necmettin Erbakan'ın da alın teri vardır. Eski başbakanlarımızdan, cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal'ın da emeği vardır. Bu hareket Ahmet Yesevi'den Mevlana'ya Hacı Bektaş Veli'den Fuzuli'ye, Nazım Hikmet'ten Necip Fazıl'a Mehmet Akif'ten Sezai Karakoç'a kadar o bereketli pınarlardan beslenmiş bir harekettir. Biz bu yola 13 yıl önce çıkmadık, 100 yıl önce çıkmadık. İşte onun için isimlerin hiç ama hiç önemi yoktur. Hazreti Adem'den bugüne kadar nice insanlar dünyaya geldiler. Kondular ve göçtüler. Mezarlıklarda ismi unutulmuş, bedeni çürümüş, topraktan geldiği gibi toprağa karışmış nice insanlar var. Milyarlarca insan kayboldu ve gitti. Hazreti Adem ile başlayan iyinin ve kötünün mücadelesi devam etti. Hak ile batıl mücadelesi. İsimleri fanidir. Baki olan davadır. Dün bu büyük davanın sancaktarlığını başkaları yapıyor, mücadelesini başkaları veriyordu. Bugün bu sancağı biz gururla taşıyoruz. Yarın da bu dava sancağı düşmeyecek. İstiklalde de bu dava sahipsiz kalmayacak. Bugünün çocukları gençleri bizlerden devralacak ve onurla o sancağı taşıyacaklar."
"OKYANUS ÖTESİNDEN GELEN TELEFONLA İSTİFA EDENLERİ KİMSE HATIRLAMIYOR"
Erdoğan, özellikle ifade etmek istediği bir husus olduğunu söyleyerek; "Bu kutlu hareket, mensuplarıyla şereflenmez. Bunun altını çiziyorum çok önemli. Mensuplarıyla şereflenmez. Tam tersine mensuplarına şeref verir. Gençler şunu unutmayın. Ben yoksam dava da yok diyenler, daha en baştan kaybetmiş olanlardır. Ben olmazsam dava ilerleyemez diyen, davanın ruhunu özünü anlayamamıştır. Bu dava ancak benim ismimle ayakta kalabilir, ancak benim ismimle şereflenebilir diyen kibir tuzağına düşmüştür. İstişareyi, danışmayı, ortak aklı dışlayan, bu kutlu davaya haksızlık etmiştir. Zira bu dava hiçbir zaman koltuk davası olmamıştır. Unutmayın size yüceler yücesinden bir talimatı hatırlatıyorum ; "Emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun" iki, "tüm işlerinizde istişare ediniz." Bu dava hiçbir zaman tarihin hiçbir döneminde, makam davası, rütbe paye davası olmamıştır. Bu dava şahsi hırsları kibri fitneyi ve nifakı kıskançlığı çelme takmayı başkasının kuyusunu kazmayı her zaman dışlamış bir davadır. Tarih davasına ihanet edenlerin nasıl onursuzca yok olup gittiğinin örnekleriyle doludur. Bizim dahi yakın tarihimiz davasına ihanet eden, kendisini seçen millete ihanet edip zillete düşen isimlere şahit olmuştur. İşte onları hiç kimse hatırlamıyor ve hatırlayamayacak. Onların iftiralarını kimse hatırlamıyor, hatırlamayacak. Okyanus ötesinden gelen telefonla istifa edenler, darbecilerin getirdikleri haberlere inanları bugün kimse hatırlamıyor ve hatırlamayacak bunu böyle biliniz. Safını cesaretten yana belirleyenler bugün şerefleriyle, izzetleriyle buradalar. Başkalarının oyuncağı olanlar ise çoktan unutuldular. Unutulmayan namzet adaylar da yok değil ha. Var. onlar da vakti saati geldiğinde o çöplüğün içerisinde yerlerini alacaklardır. Bu büyük dava nice isimler gördü. O isimlerin hepsi geldi geçti, ama dava burada. İsimler değişecek, hepimiz faniyiz" diye kaydetti.
"77 MİLYON KUCAKLAŞMAK, BARIŞMAK, GÖNÜL BİRLİĞİ YAPALIM İSTİYORUZ"
Başbakan Erdoğan, yaptığı konuşmada '77 milyona elini tokalaşmak için yeniden uzattığını' belirterek, eski kavgaların, küslüklerin, kamplaşmaların sonlanması çağrısında bulundu. Erdoğan, konuşmasında toplumun tüm kesimlerine 'AK Parti hükümeti 77 milyonun hükümetidir' diye seslendi.
Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim sancaktarlığını yaptığımız dava 29 Ekim 1923'te kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin davasının ta kendisidir" diyerek, sözlerine şöyle devam etti; "Bizim davamız Türkiye davasından ayrı bir dava değildir. Biz Türkiye için de farklı bir istikamete bakan, farklı hedefler peşinde yürüyen bir hareket değiliz. 91 yıllık cumhuriyet tarihimiz boyunca özü ve ruhu değiştirmeye, Türkiye'yi bu asırlık dava yürüyüşünden koparmaya yönelik girişimler olmuştur. Millet bu girişimlere izin vermemiştir. 23 Nisan 1920 tablosunu her zaman hatırlattık. 23 Nisan özellikle Cuma gününe denk getirilmişti. Ankara'da Meclis kürsüsünün arkasına hangi emri ilahi konmuştu biliyor musunuz? 'Onlar işlerini istişareyle yaparlar' mealindeki Şura suresinin 38'nci ayeti yazılmıştı. İlk Meclis'teki muhteva tam anlamıyla bir Türkiye manzarasıydı. Orada Türkler vardı, Kürtler vardı, Araplar vardı, Çerkezler vardı, Arnavut vardı, Boşnak vardı, Sünniler vardı, Aleviler de vardı. Milletin bütün unsurları, işgali sona erdirmek, kurtuluş savaşını sevk etmek için gönül birliği yapmışlardı. Türkiye Cumhuriyeti'nin mayası işte orada atılmıştı. Kurulacak devlet herkesin devleti olacaktı. Farklılıklar bir zenginlik olarak görülecek, Osmanlı coğrafyasındaki bir arada yaşama kültürü Türkiye Cumhuriyeti'nde de devam edecektir. İşte, sonraki yıllarda bu ilk Meclis'teki umut ve uyum muhafaze edilmedi. Devlet milletine istikamet çizmek istedi. Devlet vatandaşın her şeyine karışmaya, her şeyini düzenlemeye, hatta kılık kıyafetini, müziğini dahi şekillendirmeye çalıştı. Adeta tornadan çıkmış gibi şeklen, fikren, birbirine benzeyen fertler imal edilmek istendi. O kadarki bütün farklılıklar reddedildi. Etnik kökenler, diller, değerler reddedildi. Farklı kıyafete tahammül edilemedi. Farklı kıyafete, farklı düşünceye tahammül edilmedi. Bu neyi getirdi? Devlet ile millet arasındaki mesafe açıldı. Devlet milletinden uzaklaştı. Ret, inkar, asimilasyon bu tür politikalar geliştirildi. 780 bin kilometre kare üzerinde, hemen her fert için bir zulme düşündü bu."
"ADALET VE KALKINMA MÜCADELESİNDE TÜRKİYE'Yİ BELLİ BİR NOKTAYA TAŞIDIK"
Erdoğan, AK Parti iktidara gelmeden önce 'üzerinde kara bulutlar dolaşan bir Türkiye' olduğunu savunarak, adalet ve kalkınma mücadelesi verdiklerini söyledi. 12 yıldır büyük aşama kaydedildiğini belirten Erdoğan sözlerine şöyle devam ettti; "AK Parti'yi kurduğumuz, iki büyük mücadeleyi vermeye azmetmiştik kuruluşunda. Birincisi asırlardır yürüyüşüne devam eden davamızı örselemeye, yıpratmaya yönelik girişimlere karşı verdiğimiz mücadeleydi. Biz buna 'adalet mücadelesi' dedik. İkincisi, asırlardır devam eden davamızı yaşatmak ve büyütmek mücadelesiydi. Buna da 'kalkınma mücadelesi' adını verdik. 29 Ekim 1923'te kurulan Cumhuriyetimizi çok daha ileri seviyeye taşıyacak, güçlendirecek, ama aynı zamanda 23 Nisan 1920 ruhunu da Türkiye'ye yeniden kazandıracaktık. Allah'a hamdolsun bu iki mücadeleyi de başarıyla bugünlere getirdik. 12 yıl boyunca çok çalıştık gayret ettik, mücadele ettik. Adalet ve kalkınma mücadelesinde Türkiye'yi belli bir noktaya taşıdık. Kasım 2002'de iktidar görevini devraldığımızda üzerinde kara bulutlar dolaşan, umutları yıpranmış, yorulmuş, karamsar bir Türkiye vardı. Ekonomi çok ağır bir krizin içindeydi. Türkiye bütün umutlarını para fonundan gelecek borçlara bağlamıştı. Borç verenler her ay gönderdikleri müfettişleri eliyle sadece ekonomiyi değil, siyaseti de kontrol etmek istiyorlardı. Bir gün ilgili zata şunu söyledim; "Siz bize borç verdiniz. Verdiğiniz borcu ne zaman alacağınızı takip edin. Ama siz bize siyasette yol çizmeye kalkarsanız, burada nasıl hareket edeceğimizi belirlemeye çalışırsanız, kusura bakmayın biz buna evet diyemeyiz." Bu görüşmeyi onların en tepesindeki zat ile yaptım. Yanımda Sayın Babacan da vardı. O zat da, daha sonra zaten söylemek istemediğim bir sebepten oranın başından ayrıldı. Çarklar durmuştu, fabrikaların kapıları kapanmıştı, esnaf kepenklerini indirmişti. İşsizlik büyüyor, enflasyon bir canavar olarak milletin ekmeğini azaltıyordu. Fazi yükünün altında deyim yerindeyse Türkiye ekonomisi inim inim inliyordu. Yatırımcı önünü göremiyordu. Esnaf siftahsız dükkanını kapatırken, çiftçinin tarladaki ürünü para etmiyordu. AK Parti'nin iktidar gelmesiyle karamsar hava dağıldı. "Altı sıfır atılırsa Taksim meydanında anırırım" diyen köşe yazarları vardı. Hala bekliyoruz."
"BUGÜN YENİ BİR SAYFA AÇALIM İSTİYORUZ"
Erdoğan, toplumun tüm kesimlerine seslenerek, 'Biz sizi anlıyoruz, sizin de bizi anlamanızı istiyoruz' dedi. Eski küslüklerin, kavgaların bir yana bırakılması gerektiğini söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti; "Başbakan olarak son günümde, AK Parti Genel Başkanı olarak son dakikalarımda, buradan bizi sevsin ya da sevmesin, 77 milyonun her bir ferdine bir kez daha ben musafaha için elimi uzatıyorum. Bunu sadece şahsım adına yapmıyorum. Partim adına, hükümetim adına, lideri olduğum hareket adına elimi tekrar uzatıyorum. Diyorum ki biz sizi çok iyi anlıyoruz. Yaşadığınız tarihsel süreci biliyoruz. Sizin yaşam tarzlarınızı değerlerinizi anlıyoruz. Sizin taleplerinizi, arzularınızı biliyoruz. Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum; Sizin de bizi anlamanızı istiyoruz. Bizim nasıl badirelerden geçerek bugünlere geldiğimizi anlamanızı istiyoruz. Hangi yasakları, tehditleri aşarak bugünlere geldiğimizi anlamanızı istiyoruz. Nasıl dışlandığımızı, nasıl zulümlere maruz kaldığımızı görmenizi, anlamanızı istiyoruz. Hatta bir başbakan olarak bile aldığımız hakaretleri bilmenizi istiyoruz. Biz sizlere her zaman gönlümüzü açtık, anlamadınız. Ama bugün diyorum ki, sizin de bizlere gönlünüzü samimi olarak açmanızı bekliyoruz. Biz, bizim yaşadıklarımızı hiç kimse yaşamasın istedik. Sizinde bu hassasiyetimize hak vermenizi istiyoruz. Bugün yeni Türkiye kulurken, Türkiye 23 Nisan 1920'deki özüyle yeniden kucaklaşırken, eski küslükleri, dargınlıkları, gerilimleri, kamplaşma ve kutuplaşmaları bir kenara bırakalım diyoruz. Bugün yeni bir sayfa açalım istiyoruz."
"AK PARTİ HÜKÜMETİ 77 MİLYONUN HÜKÜMETLERİDİR"
Sandıktan herkesin çıkabileceğini belirten Erdoğan, 'kimse kendini umutsuz hissetmesin' diyerek şöyle devam etti; "Bakıyorsunuz ana muhalefetin başındaki zat, yarın halkın seçtiği yemin törenine katılmayacağını söylüyor. Yani oraya katılmamakla bize ne kaybettirir? Hiçbir şey. Ama kendisinin çok şey kaybedeceğini tekrar hatırlatmak isterim. Çünkü biz bu yolda birileriyle yürümedik, biz bu yolda milletimizle yürüdük, milletimizle de buralara geldik. Bugünü demokrasimizin bir bayram günü olarak günü olarak görüp, 77 milyon kucaklaşmak, barışmak, Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağı altında gönül birliği yapalım istiyoruz. Her türlü gerilim, kamplaşma ve kutuplaşma Türkiye'ye zarardan başka bir şey vermedi, vermez. Üsluplarımız, yöntemlerimiz farklı olabilir. Ama hepimiz bu vatanın evlatlarıyız. Şunu unutmayın, milletimiz bir, bayrağımız bir, vatanımız bir, devletimiz bir. Sandık bu milletin takdirini kullandığı yerdir. Mücadele eden, emek veren, millete projelerini anlatan herkes için sandıktan çıkmak mümkündür. Bu ülkede seçimler 1950'den bu yana hür iradeyle, şeffaf şekilde yapılıyor. Hiç kimse kendisini umutsuz, çaresiz, çözümsüz hissetmesin. AK Parti hükümeti 77 milyonun hükümetleridir. Seçimler ve sandıklar da millet için her zaman takdirini kullanacağı bir vasıtasıdır. Muhalefetin kendisini yenileme ihtiyacı çok ama çok açıktır. Kutuplaşma ile muhalefet yapılamayacağı görülmüştür. Toplumu kamplara ayırarak, sokaktan medet umarak, Türkiye düşmanlarıyla muhalefet yapılamayacağı görülmüştür."
"10 AĞUSTOS BU MUHALEFET PARTİLERİNE İYİ BİR DERS OLMUŞTUR"
Muhalefet partilerini eleştiren Erdoğan, 10 Ağustos Cumhurbaşkanı seçimlerinin iyi bir ders olduğunu söyledi. Bu muhalefet anlayışının Türkiye'ye faydası olmadığını dile getiren Erdoğan; "Cumhuriyet Halk Partisi kendisini sorgulamalı. Tarihiyle yüzleşmelidir. Parametrelerini mutlaka değiştirmelidir. Paralel yapıya kol kanat geren bir CHP, sağlıklı bir muhalefet yapamaz. Çözüm sürecinin karşısına ırkçı bir anlayışla adeta duvar gibi dikilen CHP, milletle barışamaz. İşte şu anda milletin seçtiği cumhurbaşkanının yemin törenine katılmayacağız diye açıklama yapıyor. Bu muhalefet tarzı eskimiştir, son kullanma tarihi geçmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, terör meselesinin beslediği bir parti olmayı ne yazık ki tercih etmiştir. 2007'de Meclis'e yeniden girdiği günden bugüne kadar MHP yönetimi Türkiye'nin hiçbir meselesine eğilmemiş, şehit cenazelerini istismar etmiştir. Terörün varlığını adeta kendi varlığına endeksleyen bir parti, çözüm süreciyle de varlık zeminini kaybedecektir. MHP yönetiminin çözüm sürecine karşı çıkmasının sebebi de budur. Bu muhalefet tarzının da Türkiye'ye hiçbir faydası olmadığı açıktır. HDP de tıpkı MHP gibi teröre sırtını dayayarak varlık gösteren bir parti olmuştur. HDP, bağımsız hür demokrat siyaset yerine, silahların gölgesinde siyaseti tercih etmiştir. Elinde taş olan çocukların arkasına saklanarak, Diyarbakır'da feryat eden çocukları dağa kaçırılmış annelere kulak tıkayarak sadece kan siyaseti yapılır başka bir şey değildir. HDP de yeni Türkiye'de istismardan vazgeçip kan üzerinden yürüttüğü siyaset tarzını terk edip Türkiye partisi olma yolunda ilerlemelidir. 10 Ağustos bu muhalefet partilerine iyi bir ders olmuştur. 10 Ağustos sadece AK Partililer değil CHP, MHP, HDP ve diğer partilere gönül veren kardeşlerim de bize oy verdiler. Kendi parti yönetimlerine de bir ders verdiler diye düşünüyorum" diye kaydetti.
"YENİ BAŞBAKANIMIZIN SEÇİLMESİNDE PARALEL YAPIYA KARŞI DURUŞU DA ETKİLİ OLMUŞTUR"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Bugün Yeni Türkiye'nin doğum günü' diyerek, yeni Türkiye'nin temelinin sosyolojik değişim olduğunu dile getirdi. Erdoğan şunları söyledi; "Bugün yeni bir gün. Bugün Türkiye'nin özüne döndüğü gün. Bugün Türkiye'nin istikbalinin her zamankinden daha açık olduğu bir gün. Bugün Yeni Türkiye'nin doğum günü. Yeni Türkiye yeni bir siyasete, sosyolojiye, yeni bir ekonomiye takabül etmektedir. Siyasetin vesayetten kurtularak özerkleştiği bir Türkiye'dir. Her sorunun çözüm aracı siyasettir. Her meselenin çözüm zemini TBMM'dir. Artık bunların dışında bir yol, bir yöntem Türkiye için söz konusu olamaz. Eski toplumun potansiyel bir düşman olduğu algısına dayanıyordu, Türkiye bunu geride bıraktı. Bugün siyaset artık mecrasını bulmuş vaziyettir. Türkiye bugün çözüm sürecine girmişse, toplumsal barışa doğru ilerliyorsak bunun temelinde yeni Türkiye'nin yeni siyaseti vardır. Yeni Türkiye çok güçlü bir temele dayanmaktadır. Bu temel Türkiye'nin yeni sosyolojisidir. Dayatmacılığın sonunu getiren, çoğulculuğun, özgürlüğün önünü açan yeni sosyolojik dinamikleri herkesin iyi okuması gerekiyor. Türkiye'de topluma, millete rağmenciliğin sonu gelmiştir. Toplumsal meşruiyet siyasetin ana dayanağıdır. Bundan sonra Türkiye ancak çoğulculukta uzlaşabilir. Belli toplumsal talepleri, gayrimeşru ilan ederek, bir uzlaşma gerçekleştirilemez. Yeni Türkiye'de makbul ve makbul olmayan vatandaş ayrımı yoktur. Yeni Türkiye eksik bir demokraside olmaz. Bugün Yeni Türkiye kurulurken, eski Türkiye'ye özlemin olduğunu görüyoruz. Eski Türkiye'nin aktörleri çatışmayı sürdürmek istiyorlar. Demokrasi açığı kapandıkça, barış umudu çoğaldıkça bunu tersine çevirmek isteyenler harekete geçiyorlar. Terör meselesi eski Türkiye'nin meselesidir. Şunu herkes bilmelidir ki Yeni Türkiye'de siyaset dışı araçlarla iş görme imkanı kalmamıştır. Barışı reddeden, şiddet araçlarına prim veren bir siyasetin yeni Türkiye'de karşılık bulması mümkün değildir. Barışın çok güçlü bir toplumsal desteği vardır ve barış süreci topluma emanettir."
"PARALEL YAPI TİPİK BİR BÜROKRATİK VESAYET GİRİŞİMİDİR"
Erdoğan, kimsenin yeni hükümetin paralel yapıya olan yaklaşımında bir farklılık olmasını beklememesi gerektiğini dile getirerek, Ahmet Davutoğlu'nun seçilmesinde paralel yapıyla olan mücadelesinin de etkili olduğunu söyledi. Erdoğan; "Paralel devlet yapılanması siyasi temsil yetkisine, siyasi meşruiyete sahip olmadan, meşru demokratik siyaseti tahrip etmek istemektedir. Devlet kurumlarında elde ettiği etkinlik üzerinden siyaseti şekillendirmek arzudundadır. Bu anlamda paralel yapı tipik bir bürokratik vesayet girişimidir. CHP ve MHP'nin paralel yapıyla iş birliği yapmaları, eski Türkiye özlemlerinin, bürokratik vesayette aynı istikamete bakıyor olmalarının sonucudur. Siyaset bu vesayet girişimine taviz veremez. Verdiği anda kendi varlığını inkar eder. 17 - 25 Aralık operasyonları bürokratik vesayetin darbe girişiminden başka bir şey değildir. AK Parti, bu darbe girişimi karşısında cesaretle durmuştur. Devlet içindeki paralel yapı siyaseten mahkum olmuştur. Türkiye'nin yaşadığı son iki seçim, paralel yapının ve destekçilerinin siyaseten tasfiyesi olmuştur. Güvenlik kurumlarının ve yargının demokratik meşruiyet temelinde yeniden yapılandırılması son derece önemlidir. HSYK'da bakıyorsunuz, üçüncü derecede böyle bir farklı uygulama var. Bu ülkenin başbakanını kalkıp tweetlerle tahkir eden, hakaretler eden yargının savcısına dava açmamak suretiyle güya kendisi orada farklı bir korumacılığın içine giren sorumlu değildir, sorumsuzdur. Bu kadar sorumsuz olan bir kişiden siz adalet bekleyebilir misiniz? İşte bunların hesabının sorulacağı günler de yakındır" diye konuştu.
"PENSİLVANYA, HUKUK SİSTEMİNE EMİR VEREMEZ"
Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun kararını eleştiren Erdoğan; "Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun düşünebiliyor musunuz, bu ülkede, kalkıp da hem siyasete hem de halkın doğrudan seçtiği cumhurbaşkanına karşı son derece nezaketsiz tavırları, eski Türkiye'nin bir alışkanlığıdır. Hukuk sistemi bir avuç haşhaşinin şantajına mahkum bırakılamaz. Kime çalıştığı belli olan Pensilvanya, hukuk sistemine emir veremez, talimat veremez. Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk sistemi, Hasan Sabbah benzeri meczupların oyuncağı asla olamaz. Vatansever hakim ve savcılar aralarındaki haşhaşileri temizleyecek, hukuk sistemi üzerindeki gölgeleri de kaldıracaktır. Cumhurbaşkanlığı makamı, yeni hükümetimiz ve siyaset kurumu, paralel yapıyla aynı zamanda, bürokratik vesayetle mücadaleyi sürdürecektir. Yeni Türkiye'de devlet içinde paralel devlet yapılanmasına, çetelere, mafyatik örgütlere asla izin verilmeyecektir" dedi.
"HİÇKİMSE YENİ HÜKÜMETTEN FARKLI BİR DURUŞ BEKLEMESİN"
Erdoğan şunları söyledi; "Şunu da açık açık söylüyorum, yeni Başbakan'ın paralel devlet yapısıyla mücadelede son derece kararlı, azimli ve cesur olacağına yürekten inanıyorum. Esasen yeni genel başkanımızın ve başbakanımızın seçilmesinde bir çok kriterin yanında, paralel yapıya karşı duruşu da etkili olmuştur. Millet bizden bunu bekliyor. Milletimiz bize görev, yetki verdi, aziz milletimize karşı haince duruş sergileyenler bunun hesabını verecekler, vermeye başladılar. Hiçkimse yeni hükümetten farklı bir duruş beklemesin. İhanet cezasını alacaktır. Cumhurbaşkanlığı makamında bu ihanetin hesabını sormak benim de boynumun borcudur. Bu konuda kimse cumhurbaşkanlığı makamında benim sessiz kalmamı beklemesin. Hükümetin de hiçbir taviz vermeden bu hesabı soracağına inanıyorum. Yüksek yargı kurumlarında oynanan ayak oyunlarının hiçbir anlamı yoktur. İhanet sözkonusu olduğunda haşhaşi yapılanmaya göz yummayacağımızı bilmenizi istiyorum. Hakim ve savcılarımızın da milletimizle aynı istikamete bakarak bu süreçte Türkiye'nin yanında durduklarını biliyorum. "
"SAYIN DAVUTOĞLU BİR EMANETÇİ DEĞİLDİR"
Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının Ahmet Davutoğlu'nun 'emanetçi' olmadığını söyleyerek, AK Parti'nin tek adam partisi olmadığını söyledi.
Erdoğan, AK Parti' Genel Başkanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanlığı görevlerinin son saatlerine girdiğini belirterek; "Yeni genel başkan inşallah yarın akşam şahsım tarafından yeni hükümeti kurmakla görevlendirilecek başbakandır da aynı zamanda. Kendisi Bakanlar Kurulu çalışmalarını yapacak, birlikte değerlendireceğiz, onayımızın ardından Cuma günü bunu bitireceğiz. Meclis'te güven oyu alındığı takdirde 62'nci hükümet, 5'inci AK Parti hükümeti göreve başlamış olacağız" dedi.
Ahmet Davutoğlu'nun neden seçildiğine ilişkin açıklamalar yapan Erdoğan, şunları söyledi; "Dışişleri Bakanımız Konya milletvekilimiz Ahmet Davutoğlu kardeşimizi imzalarınızla siz değerli delegelerimizin takdirlerine sunuyorum. Üstlenceği vazifleri hakkıyla yerine getireceğinden şüphe etmiyorum. Bu ismi çok uzun istişarelerin ardından hep birlikte belirledik. MYK'da, MKYK'da, il başkanları toplantımızda, belediye başkanları toplantımızda, istişarelerimizi yaptık. Davutoğlu kardeşimin yanında çok sayıda isim öne çıktı. Ağırlık Davutoğlu kardeşimizden yanaydı. Paralel yapıyla mücadele kararlılığı, Türkiye ve dünya meselelerine tecrübe, liyakat, Davutoğlu ismini burada sizlere takdim etmemizi gerekiyordu."
"TEŞKİLATIN DAVUTOĞLU'NUN YANINDA DURACAĞINI BİLİYORUM"
Erdoğan, hükümete katkı sunmaya devam edeceğini belirterek; "Şunu altını çizerek ifade ediyorum. Şahsım bu partinin kurucu genel başkanı olarak, gönüllüsü olarak, büyük emekler vermiş bir nefer olarak her daim sizlerle birlikte olacağım. Anayasal ve yasal yetkiler dairesinde şüphesiz ki tarafsızlığımızı zedelemeden, iktidarımızın millete hizmet üretmesi için destek ve katkılarımı sunmaya devam edeceğim. Hükümetin başarılı olması için de her aşamada katkı vereceğim. Bir cumhurbaşkanının görevi hükümetin önünü kesmek değildir, önünü açmaktır. Bunun bedelini ödeyen bir Başbakan olarak, yeni hükümet bunları nasıl Abdullah bey döneminde yaşamadıysak bundan sonra da yaşamadan ve yaşatmadan devam edeceğiz. Teşkilatımın her bir mensubunun, bu güne kadar emekleriyle, hizmetleriyle, en çok dualarıyla yeni genel başkanın yanında çok güçlü şekilde duracağını biliyorum, buna inanıyorum. Yeni süreçte Davutoğlu kardeşime her aşamada katkı sunacağım' diye konuştu.
"EN TEPEDE KİMİN OLDUĞUNDAN ZİYADE TEŞKİLAT ASIL ÖNEMLİ OLANDIR"
Erdoğan, Davutoğlu'nun emanetçi olmadığını kaydererek şöyle dedi; "Altını çizerek ifade ediyorum. Bir çok gazeteler yazıyor çiziyor. Bu bizim değerlerimizde, kültürümüzde yok. Sayın Davutoğlu bir emanetçi değildir. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. AK Parti bir tek adam partisi olmadı ve olmayacak. Kurulduğu günden itibaren, AK Parti istişareyle, ortak akılla kararlar alan bir parti oldu. En tepede kimin olduğundan ziyade teşkilat asıl önemli olandır. Başarı da başarısızlık da tek tek isimlere değil kadroya yazılacaktır. Biz ilkelerin partisiyiz. İstisnasız, her birinizin bu partinin genel başkanına ve başbakana yardımcı olacağınızı biliyorum. Heyecanımız, hedeflerimiz aynı. Sadece genel başkanımızın ismi değişiyor, birliğimiz, yol arkadaşlığımız aynı."
"TEŞKİLATIN DA GENEL BAŞKANDAN BEKLENTİLERİ VAR"
Yeni genel başkana seslenen Erdoğan; "Yeni genel başkanımızdan, teşkilatımızın da Türkiye'den beklentileri var. Yeni genel başkan teşkilatı derhal kucaklayacak, motive ederek yarından itibaren ilk hedef 2015 seçimleri. İkinci hedef 2019 seçimleri. Üçüncü hedef 2023 seçimleri. Ve böylece 2023 hedefimizi inşallah yakalayacağız. 2015 seçimleri bizim için son derece önemli. Yeni bir Aanayas yapacak çoğunluk 2015 seçimlerinde hedef olmalı. Ekonomide güven devam edecek. Aktif, barışçı dış politikamız devam edecek. Paralel yapıyla mücadele devam edecek" dedi.
BU SÖZLERLE VEDA ETTİ
Erdoğan partililere şu sözlerle veda etti; "Yol arkadaşlarım, Artık vedanın ve ayrılığın vaktidir. Merhum Neşet Ertaş üstadın o muhteşem sesi ve yorumuyla dillendirdiği gibi "hasret etti bizi kavim kardaşa, bir ayrılık bir yoksulluk bir de ölüm." Allah'a hamdolsun bu veda bu ayrılık sadece yeni bir başlangıç içindir. Belki eskisi kadar olmayacak ama yine görüşeceğiz. Meydanlarda görüşeceğiz, 81 vilayette belediyelerimizi ziyaret ederken görüşeceğiz. Yine muhabbet edeceğiz, sizleri yine Cumhurbaşkanlığı makamında, milletimizin makamı olduğu için sizleri oralarda da ağırlayacağız. Bu vedanın, bu ayrılığın benim için ne kadar zor olduğunu eminim ki her biriniz hissediyorsunuz. Dolaşırken kardeşlerimin gözyaşlarını gördüm. AK Parti adeta benim bir çocuğumdu. Bu son kongremde, özellikle bir annenin çocuğuyla olan ilgisi, ki benim AK Parti beşinci çocuğumdu. AK Parti nedeniyle zaman zaman ben dört çocuğumu ihmal etmek zorunda kaldım. Çocuklarımdan helallik diliyorum. Eşimden de helallik diliyorum. Onlar beni her zaman anladılar. Beni bu noktada hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Bu mücadelenin de bizzat içinde oldular. Hüzünlendiğimde onlar da hüzünlendiler. Sevinçli olduğum anda onlar da paylaştılar. Kendilerine sonsuz teşekkür ediyorum. Tasavvurundan kurulmasına kadar, kadroların kurulmasından, şu logonun belirlenmesine, tüzükten programa, balkon konuşmalarına şarkılarından ezgilerine kadar her aşamada partimle, teşkilatımla oldum. Her zorluğa sizlerle birlikte göğüs gerdik. Milletin teveccühüne de ümmetin duasına da birlikte mazhar olduk. Tek tek her birinizden helallik diliyorum. Hakkınızı helal ediyor musunuz? Ben de her birinize hakkımı helal ediyorum. Hazreti Mevlana ne güzel söylemiş "Her gün bir yerden göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan donmadan akmak ne hoş. Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait şimdi yeni söylemek lazım." Evet her bitiş yeni bir başlangıçtır, unutmayın güneşin batışı doğacağına dalalettir. Karanlığın sonu hep aydınlık, gecenin sonu şafaktır. İnanıyorum ki her ayrılıkta bir vuslattır. Bugün milletimizle birlikteyiz. Yarın da Allah ömür verirse yine milletimizle birlikte milletimizin içinde olacağız. Rabbim bizi doğru yoldan ayırmasın. Allah yar ve yardımcımız olsun. yolumuz açık olsun. AK Parti'nin 1'inci Olağanüstü Kongresi'ne başarılar diliyorum. Her birinizi, teşkilatımızın her bir mensubunu özellikle değerli kardeşlerim şimdiden tebrik ediyorum. Adalet ve Kalkınma partisini, yani aşkımı, sevdamı, tutkumu, kavgamı da önce Allah'a sonra sizlere emanet ediyorum."

FOTOĞRAFLI

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.