Öne Çıkanlar esed Deprem gibi gelişme! Hanifeden kötü haber! HERKES ŞOKTA! Türk Akımı Ürünleri Somuncu Baba

Bu haber kez okundu.

Erdoğan: Biz Can Derdindeyken Chp'nin Kasap Gibi Et Derdinde Olması Fırsatçılıktır

Ümit KOZAN- Birkan YILDIZ / ANKARA, () - BAŞBAKAN Erdoğan, Musul'daki yaşananlar sonrası CHP'yi eleştirerek; ''Musul'daki hadise Türkiye içinde başta CHP olmak üzere bir iç politika malzemesi yapılmak istendi. Biz orada canlarımızı sağ salim kurtarmaya çalışırken, biz can derdindeyken CHP'nin kasap gibi et derdinde olması fırsatçılıktır'' dedi. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, Irak'ta yaşanan gelişmeleri değerlendirerek, Musul'da kaçırılan Türk vatandaşlarının kurtarılması için çalışmaların yoğun şekilde devam ettiğini dile getirdi. Erdoğan, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Kriz Masası'nda gelişmelerin anbean devam ettiğini dile getirerek; "Bu tür talihsiz hadiseler zaman zaman başka ülkelerin de başına geldi. İşte en son ABD'nin Libya'daki büyükelçisi feci şekilde katledildi. İnşallah Musul'da vatandaşlarımız sağ salim döneceklerdir. Musul'daki hadise Türkiye içinde başta CHP olmak üzere bir iç politika malzemesi yapılmak istendi. Biz orada canlarımızı sağ salim kurtarmaya çalışırken, biz can derdindeyken CHP'nin kasap gibi et derdinde olması fırsatçılıktır" dedi.

''ORTADOĞU'YA BATAKLIK DEMEK CEHALETTİR''

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Ortadoğu politikasını anlamak için tarihe bakmak gerektiğini söyledi. Ortadoğu tarihini bilmeyenlerin, bugün yaşanan hadiseleri analiz edebilmesinin mümkün olmadığını dile getiren Erdoğan; "CHP'nin Genel müdürü çok sık olarak Ortadoğu'dan 'bataklık' diye bahsediyor. İşte bu, tarih bilmezliktir, apaçık cehalettir. Milyonlarca insanın yaşadığı bölgeye bataklık demek ırkçılıktır, ayrımcılıktır, bilinçaltındaki faşizmin ortaya çıkmasıdır. Zannedersiniz ki CHP'nin genel müdür Paris'te, Londra'da doğdu. Orada büyüdü, orada yetişti. Tunceli'de doğacak, orada büyüyecek, oranın kültürünü taşıyacaksın sonra çıkıp Ortadoğu'ya bataklık diyeceksin. Bu hem ırkçılıktır, hem de aslını, özünü inkardır. Dünyanın neresi olursa olsun, insafı olan bir kişi bir bölgeyi bataklık olarak tarif edemez. Osmanlı döneminde bu bölge en sakin zamanlarını yaşadı... Bataklık denilen o coğrafyaya dünyanın her yerinden geldiler, yatırım yaptılar, ticaret yaptılar. Ama bizim hükümetlerimiz bataklık diyerek o coğrafyaya sırtlarını döndü. Bırakın kendi coğrafyamız içinde bölgeleri bataklık diye ihmal ettiler. Güneydoğu'ya, Doğu'ya, Karadeniz'e, Orta Anadolu'ya öyle baktılar'' diye konuştu.

''EVLİ ÇİFTLERİN İSİMLERİNİN AYŞE - ALİ OLDUĞUNA TÜRKİYE DIŞINDA RASTLAYAMAZSINIZ''

Erdoğan, Osmanlı'nın ve Selçuklu'nun bölgedeki çatışmalara taraf olmamayı başardığının altını çizerek şunları dile getirdi; ''Bizim eski dış politikamız Ortadoğu’ya bataklık diyerek sırt döndü. Selçuklular, Osmanlılar ve bugün Türkiye Cumhuriyeti bu coğrafyada var olduğu süre içinde, coğrafyanın kronik sorunlarına dahil olmamış, çatışmalarda taraf olmamıştır. Ecdad bölgedeki tüm meselelere üstten bakmayı başarmış, her zaman hakkın adaletin yanında tavır takılmıştır. Dikkatinizi çekiyorum, evli çiftlerin isimlerinin Ayşe - Ali olduğuna Türkiye dışında rastlayamazsınız. Çocukların isimlerinin Mehmet, Ali, Osman, Bekir olduğuna Türkiye dışında rastlayamazsınız. Bakın şunu büyük bir iftiharla ifade etmek durumundayız. Kerbela hadisesinden alınması gereken ibretlik dersi alanlar en başta Türkler olmuştur. Biz rahmet peygamberinin torunu, efendimiz Hazreti Hüseyin’in şahadeti üzerinden tefrika çıkaran bir millet asla olmadık. Mezhep aidiyetimiz her ne olursa olsun biz 'la ilahe illallah' diyen herkesi Müslüman, mümin olarak gördük, aynı kıbleye dönenleri kardeşimiz olarak gördük, bağrımıza bastık. Biz bu görüşlerimizi ilk kez dile getirmiyoruz. Bölgede mezhep farklılıkları nedeniyle yaşanan her çatışmada biz aklı, sabrı, itidali tavsiye ettik. Öyle bir mezhep anlayışı ki, öyle bir tutuculuk ki Ömer dediğiniz zaman çılgına dönüyor. Bizim için Ali asla bizi çılgına döndürmüyor. Tam aksine biz kucaklıyoruz. Biz de Ali de var, Ömer de var, Hasan da var, Hüseyin de var. Hepsi bizim ailemizin içerisinde bizi bütünleştiren isimler, biz buyuz. Asırlar boyunca biz bu coğrafyada bunu yaptık, bugünde aynısını yapıyoruz. Allah aşkına, bu coğrafyada yaşayan herkes bir baksın, canlı bomba olup, bir camiye girip, o bombayı orada patlatmak, namaz kılan yüzlerce insanın lümüne sebep olmak, herhangi bir mezheple, semavi dinle izah edilebilir mi? Canlı bomba olup kendisini patladan da kelime-i şahadet getiriyor, orada şehit olanlarda şehadet getiriyor. Aman yarabbi… Bu ne menem iştir? Bundan daha acı bir manzara olabilir mi? Biz böyle bir yanlışın içinde asla olmadık. Filistin’in hakkını savunurken, onlar Sunni - Şii diye değil, onlar insan diye, mazlum diye, mağdur diye savunduk. Biz böyle bir Türkiye'yiz, böyle bir AK Parti'yiz.''

''MEZHEP TAASSUBU İÇİNDE OLMADIK''

Erdoğan, politikalarında mezhep ayrımı yapmadıklarını dile getirerek şunları dile getirdi; ''İran’ın sorunlarını ele alırken, mezhep kriterine değil, komşu kriterine insan kriterine baktım. İran’ın dünyada yalnız bırakıldığı dönemde, iran’ın yanında yer alarak inandıklarımızdan taviz vermedik. Irak’ta arkasında binlerce masum insanın cansız bedeni bırakan çatışmalarda hakkın tarafında yerimizi aldık. Irak’a yaptığımız resmi ziyarette Bağdat, Necef ve Erbil’de tüm taraflarla samimiyet içinde görüştük. Dört yıl önce Suriye ile iyi ilişkiler tesis etmeye çalışırken de 4 yıl boyunca Suriye'de zalime karşı çıkarken de mezhep taassubu içinde olmadık. Bin yıldır bu coğrafyada hakkı ve sabrı tavsiye ettik. Bugünde aynısını yapıyoruz. İnşallah ebediyen de hakkı ve sabrı tavsiye eden bir millet, böyle bir ülke olarak kalacağız. Bizim bu tavrımız yanlış anlaşılmasın. Biz tarafsızlıktan asla bahsetmiyoruz. Biz şunu biliyoruz ki, bitaraf olan bertaraf olur. Her zaman hakkın tarafında durmaktan bahsediyoruz. Coğrafyamızda oluk oluk kan akarken biz bu kanı durdurmanın onurlu mücadelesini veriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti on yıllar boyunca Doğu'ya ve Güney'e sırtını döndü. 'Yurtta sulh cihanda sulh' sözü doğru anlaşılmadı. Türkiye'nin etrafına setler çekildi, mayınlar döşendi. Bunun aynısını bizler de yapabilirdik. 12 yıl boyunca Filistin'e sırtımızı dönebilirdik. Mısır'da Irak'ta Suriye'de susabilirdik. Onların acısını hissetmeyebilirdik. Ama şurası son derece önemli: Gözünüzü kapatsanız da kulağınızı kapatsanız da komşuda yangın varken siz evinizde huzur ve emniyet içinde asla olamazsınız. Doğu'dan Batı'dan onlarca devlet bu coğrafyada yatırım ticaret yaparken, siz 'aman hadise çıkmasın' diyerek komşularınıza uzak duramazsınız. Kafasını kuma gömen ülke büyük ülke olamaz. İddia sahibi, hedef sahibi ülke olamaz.''

''CHP BU GENEL MÜDÜR YÖNETİMİNDE KURULDUĞU GÜNDEN BU YANA EN ZAVALLI EN SEFİL DÖNEMİNİ YAŞIYOR''

CHP'ye ve Kılıçdaroğlu'na eleştireler yönelten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı; ''Ne Irak'ta ne Suriye'de meselelere mezhep zaviyesinden değil hak ve adelet zaviyesinden baktık. Musul’da yaşanmakta olan alıkonma meselesinin ardından, CHP’nin bir kez daha takındığı sorumsuz tavrı haddi aşmıştır, sınırları aşmıştır. Suriye meselesine insani zaviyeden bakmayan CHP, Musul’daki meseleye de aynı saiklerle yaklaşmaktadır. CHP Türkiye içinde ateşle oynadığı gibi, Suriye ve Irak meselesinde ateşe körükle gidiyor. Biz CHP’nin, özellikle CHP genel müdürünün Ortadoğu politikasında hangi kriterleri esas aldığını çok iyi biliyoruz. Bakın CHP bir yandan genel müdürünün açıklamalarıyla, bir yandan da yandaş medyasının haber ve yorumlarıyla bizim oradaki vatandaşlarımızın hayatlarını ciddi şekilde tehlikeye atıyor. Böyle sorumsuzluk olmaz. Hükümeti, Genelkurmay'ı, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı hatta ailemi yalan ve iftiralar üzerinden bölgede teröre destek vermekle itham ettiler. Kim yapıyor bunu? Bizzat CHP genel müdürü yapıyor. Bizzat CHP'nin akıl tutulması yaşayan, yani çevresine uyum sağlamaya çalışan, mezhep çatışmalarına körükle giden milletvekilleri yapıyor. Pensilvanya hala bunların eline yalan yanlış malzeme veriyor. CHP bu genel müdür yönetiminde, inanın kurulduğu günden bu yana en zavallı en sefil dönemini yaşıyor. Dış politikada CHP, mezhep taassubunun esiri haline gelmiştir. İç politikada terör örgütlerinin esiri haline gelmiştir. Biz MHP’ye yavru muhalefet diyorduk, artık yavru sıfatını bile hak etmiyor. MHP, doğrudan doğruya CHP ve Pensilvanya’nın vagonu haline geldi. Biz şu anda IŞİD’in elindeki vatandaşlarımızı sağ salim Türkiye getirmenin mücadelesini verirken, CHP ve MHP genel başkanın çıkıp akılla bağdaşmayan iftiralar üretmesini hiç kimse sorumluluk kavramıyla izah edemez. CHP'ye ve MHP'ye aslında söyleyecek çok sözümüz var, ama biz onlar gibi sorumsuz olamayız. Biz ülkenin, milletin özellikle orada alıkonulan vatandaşlarımızın sorumluluğunu üzerimizde hissediyoruz.''

Başbakan Erdoğan, konuşmasını söyle sonlandırdı; ''Diyarbakır’da bayrağımıza yönelik alçakça saldırıdan sonra CHP MHP aynı tavrı takındılar. Terör örgütü, o bayrağa saldırarak CHP'ye ve MHP'ye bir rol biçmişti, ellerine bir senaryo vermişti. Şimdi o rolü, senaryoyu kusursuz oynamaya çalışıyorlar. Terör örgütünün vazifesi bayrağa saldırı düzenlemek, CHP ve MHP'nin vazifesi o saldırı üzerinden milleti tahrik etmek, galeyana getirmek. Geçmişte de bunun aynısını yapmadılar mı? Türkiye ne zaman çözüme yaklaşsa, terör örgütü, CHP, MHP, BDP ortak senaryoyu devreye aldılar. Rollerinin gereğini yerine getirdiler. Bu ülkede Başkentimizde bayrağımızı yakanlarla bu CHP beraber hareket etmedi mi? CHP'nin vekilleri onlarla beraber olisimize küfür etmedi mi? Kamera kayıtları var ve televizyondan izlediniz. Bunlar bu ülkede yaşandı. Bu CHP bu. Bunların, görmediği, anlamadığı bir şey var; milletim artık bu ucuz numaraları yutmuyor. Türkiye'ye yönelik saldırıları milletim görüyor, neyin ne olduğunu gayet iyi biliyor. Sürekli yenilen her seçimde kaybeden bu partiler gözleri dönmüş biçimde ellerine geçen her fırsatı kullanıyorlar, bundan sonra da kullanacaklar. Tıpkı Pensilvanya örgütü gibi, CHP ve MHP için sınır yok, ilke yok, helal-haram ayrımı yok. Biz büyük düşünmeye, sorumlu davranmaya devam edeceğiz. Bölgemizde asırlardır sağduyunun sesiyiz, öyle kalacak. Mısır'daki, Suriye'deki ateşi Türkiye'ye taşımak istediler. İzin vermedik. Şu anda da içerideki muhalefet partilerinin açık desteğiyle Irak'taki ateşi Türkiye'ye taşımak istiyorlar. Buna da asla izin vermeyeceğiz.''

(FOTOĞRAFLI)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.