Öne Çıkanlar esed Bezmialem Valide Sultan Camii Bursa Halep Mutfak

Bu haber kez okundu.

Erdoğan: 3 Kafadar 3 Şaşkin Ördeğe Döndü

Hasan KIRMIZITAŞ- Ali LEYLAK- Eyyüp BURUN- Hadi KURT- Mehmet SEZGİN- Ömer PINAR- Mustafa UFAK- Ömer ŞULUL/ŞANLIURFA, () - BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, "Pensilvanya'daki zat, 'Hükümeti düşüreceğiz, elimizde çok önemli dosyalar var. Emniyet, yargı elimizde. Ses kayıtları var, yaramazsa montajlar dublajlar var' dedi. CHP ve MHP genel başkanları buna inandı. Ama hesaplar tutmadı, tuzak bozuldu" dedi. Milletin bunlara itibar etmediğini söyleyen Erdoğan, "Ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. 3 kafadar, 3 şaşkın ördeğe döndü" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin mitingine ve Suruç Tüneli'nin açılış törenine katılmak üzere Şanlıurfa'ya geldi. Saat 13.40'ta özel 'Ana' uçağı ile eşi Emine Erdoğan ve Orman ve İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile birlikte kente gelen Başbakan Erdoğan'ı GAP Havalimanı'nda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile bürokratlar karşıladı. Havalimanında bir süre dinlenen Başbakan Erdoğan burada Kürt sanatçı Şivan Perver'in babası Yunus Aygün ile ayak üstü görüştü. Başbakan Erdoğan, bu görüşmenin ardından helikopter ile kent merkezine hareket etti.
'SADECE RÜKUDA EĞİLİRİZ'
Başbakan Erdoğan, Topçu Meydanı'nda toplanan yaklaşık 85 bin kişi tarafından coşkuyla karşılandı. Yoğun ilgiye, 'Urfalıyım ezelden' türküsünün sözleriyle teşekkür eden Başbakan Erdoğan, 'Dik dur eğilme, bu millet seninle' sloganı üzerine de "Biz Allah'tan başka kimsenin karşısında eğilmeyiz. Sadece rükuda, başka yok" dedi. Şanlıurfa'nın peygamberler, ilim ve sanat şehri olduğunu söyleyen Erdoğan, konuşmasında kentte yaşadığı söylenen peygamberler ile Şanlıurfalı sanatçılar İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses, Şivan Perver ile Kazancı Bedih'i hatırlattı. Erdoğan, Şanlıurfa'nın aynı zamanda merhum Bediüzzaman Saidi Nursi'nin vefat ettiği memleket olduğu için de önemli bir şehir olduğuna vurgu yaptı.
'BU ACI MESELEYİ ÇÖZECEĞİZ'
Konuşmasına 'çözüm süreci' ile bölgede oluşan bahar havasından bahsederek başlayan Başbakan Erdoğan, 3 Kasım 2002'de iş başına gelince en önemli sorun olarak gördükleri terörü çözmek için çalışma başlattıklarını söyledi. Terör nedeniyle çok büyük acılar çekildiğini; polis, asker ve korucuların şehit verildiğini anlatan Erdoğan şöyle konuştu:
"Ocaklar söndü, yürekler yandı, huzurumuz kaçtı. Bunun yanında maddi olarak çok ağır bedeller ödedik. Doğu ve Güneydoğu'daki şehirlerimiz hizmetlerden, yatırımlardan uzak kaldı. Buralara yol yapılmadı, okul yapılmadı, hastaneler yapılmadı, üniversiteler yapılmadı. Biz geldikten sonra şu ana kadar Şanlıurfa'ya yapılan yatırımların toplam bedeli 18 katrilyon. Cumhuriyet tarihindeki yapılan yatırımları toplayın bunu bulmaz. Biz terör sorununu hukuk içinde hamdolsun çözüyoruz. 'Bu sorunu demokrasiyle çözeceğiz' dedik, 'Bu sorunu ekonomik kalkınmayla, hizmetle, yatırımla çözeceğiz' dedik, 'Bu sorun sadece güvenlik tedbiriyle çözülmez' dedik, 'Kültürel, demokratik, insani hakları teslim ederek çözeceğiz' dedik. En önemlisi de 'Kardeşlik hukuku içerisinde çözeceğiz' dedik. Önümüze çok engeller çıkardılar bu sorunu çözmeyelim diye. Çok saldırdılar, tahrikler yaptılar, partimizi kapatmaya kalktılar. Ama başaramadılar. Biz yolumuza milletimizle devam ettik. Bu yola elimizi, kolumuzu bütün bedenimizi hatta canımızı koyduk. Bu acı meseleyi mutlaka çözeceğiz. Bu ülkede kardeşliği en güçlü şekilde tesis edeceğiz."
'PENSİLVANYA'DAKİ ZAT, ÇÖZÜM SÜRECİNE SALDIRDI'
77 milyonun birlikte olmasından rahatsız olanların terörün sona ermesi için başlattıkları 'çözüm süreci'nin farklı şekillerde sabote edilmek istendiğini ifade eden Erdoğan şöyle devam etti:
"Şimdi bakın biz bu sorunu çözmek için, annelerin gözyaşlarını dindirmek için samimi mücadele verirken önce Oslo sürecini sabote ettiler. Arkasından MİT müsteşarımızı tutuklamak, devre dışı bırakmak istediler. Arkasından Paris'te suikastlar yaptılar. Süreci bozmak istediler. İşte en son 17 Aralık darbe girişimiyle, 25 Aralık darbe girişimiyle çözüm sürecine saldırdılar. 16 Kasım'da Diyarbakır'da tarihi buluşmayı gerçekleştirdik. Irak'tan sayın Mesut Barzani Diyarbakır'a geldi. Şanlıurfalı İbrahim Tatlıses geldi, 38 yıldır ülkesinden, vatanından, toprağından uzak kalan Şivan Perver Diyarbakır'a geldi. Diyarbakır'da muhteşem tablo oluştu. Sadece Diyarbakır değil tüm Türkiye bu tablodan etkilendi, duygulandı. Bana telefonlar geldi ve sevinç gözyaşları döküldü. Türkiye'de barış, çözüm, kalıcı bahar umudu çoğaldı. Peki, ne yaptılar? Dershane meselesi çıkardılar, bu muhteşem buluşmayı gölgelemek istediler. 17 Aralık darbe girişimini başlattılar. Çözüm sürecini tümden baltalamak istediler. Kim yaptı? Pensilvanya'daki bir zat ve onun buradaki maşaları, onun buradaki yandaşları. Tabi bunlar yargıda, emniyet güçlerimiz içerisinde, devletin diğer kurumları içinde de örgütlenmişler. Doğu ve Güneydoğu'daki, Şanlıurfa'daki, Diyarbakır'daki bahar havasından rahatsız oldular. Gençlerin ölmeyecek olmasından rahatsız oldular. Bölgedeki değişim, gelişim, kalkınmadan, kardeşlikten rahatsız oldular. Şanlıurfa ile Trabzon, Diyarbakır ile İstanbul, Van ile İzmir'in kucaklaşmasından rahatsız oldular. 77 milyonun bir beraber olmasından rahatsız oldular."
'BEDİÜZZAMAN'A ZULMEDEN CHP İLE KOL KOLA DOLAŞIYORLAR'
1960 yılında Şanlıurfa'da vefat eden Bediüzzaman Saidi Nursi'nin yaşamını anlatan Başbakan Erdoğan, "54 yıl önce Saidi Nursi için Şanlıurfa'da büyük bir cenaze merasimi düzenlendi. Saidi Nursi Hz. İbrahim'in dergahına defnedildi. 27 Mayıs müdahalesi oldu, hayatı boyunca Saidi Nursi'ye huzur vermeyen özgürlüğünü elinden alan, sürgünlere mahkum eden CHP zihniyeti maalesef öldüğünde de onu rahat bırakmadı. Saidi Nursi'nin dirisine zulmedenler ölüsüne bile tahammül edemedi. İşte bu CHP zihniyetiyle şu anda güya onun izinde olduğunu iddia eden Pensilvanya'daki zat el ele, kol kola dolaşıyor. Darbe tuzaklarını beraber kuruyorlar. Saidi Nursi'ye en ağır zulümleri yapan ona hayat hakkı tanımayan ölüsünü bile Şanlıurfa'dan çıkarıp götüren CHP zihniyeti ile Pensilvanya'daki zat birlikte hareket ediyor" diye konuştu.
'3 KAFADAR 3 ŞAŞKIN ÖRDEĞE DÖNDÜ'
Bediüzzaman'ın Türkiye'nin değişik şehirlerindeki hatırasının Pensilvanya ile CHP ittifakından dolayı yaralandığını söyleyen Erdoğan şöyle devam etti:
"CHP budur ya. Şimdi CHP ile kol kola olan bu Pensilvanya'daki zat istismar yapıyor. Bediüzzaman ifadesini ağzına almaz. Böyle bir yapı içerisinde, tezgahı görüyor musunuz? Ne yapıyorlar kendi televizyonlarınızda sevgili Peygamberimizi miraçtan indiriyorlar, kamyonete bindiriyorlar. Bu senaryoyu kim onaylıyor? Pensilvanya'daki zat. Akıl veriyor, o dizide sadece sevgili Peygamberimize hakaret edilmiyor, o dizide benim Kürt kardeşime de hakaret ediliyor. Çözüm sürecine, kardeşliğimize hakaret ediliyor. Bu Pensilvanya'daki zat Kürt olduğu için Saidi Nursi'den uzak kaldığını bizzat kendisi ifade etmiş bir zattır. İşte bu ırkçılık, bu düşmanlık halen devam ediyor. Şu anda da zat terör meselesinin çözümünü engellemek, kardeşlik, huzurun önüne geçmek için CHP, MHP'yi kullanıyor. Oslo sürecinde başarılı olamayan, 7 Şubat MİT hadisesinde başarılı olamayan, çözümün sürecini sabote edemeyen ittifak 17 Aralık darbe girişimiyle başarılı olacağını sandı. Pensilvanya'da CHP ve MHP'yi çok kötü aldattı, tuzağa düşürdü. Ne dedi; 'hükümeti düşüreceğiz, elimizde çok önemli dosyalar var. Emniyet, yargı bizim elimizde. Ses kayıtları var, yaramazsa elimizde montajlar, dublajlar var' dedi. CHP ve MHP genel başkanları buna inandı, böyle bir darbe girişiminde yer aldı. Ama hesaplar tutmadı, tuzak bozuldu, millet itibar etmedi. İşte şimdi ortalıkta kala kaldılar. Ne yapacaklarını şaşırmış durumda 3 kafadar 3 şaşkın ördeğe döndüler."
'ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir televizyon kanalında kendisinin cezaevine gireceği veya yurtdışına kaçcağı şeklinde konuştuğunu da ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Şanlıurfa'da Kılıçdaroğlu'nu konuşmak yanlış. Onun burada kıymeti harbiyesi yok. CHP'yi konuşmak zaten hiç gereksiz. Ama bizi televizyonlardan izleylen milyonlar var, buradan Türkiye'ye mesaj veriyorum. Ne diyor? 'Bu Başbakan ya cezaevine girer, ya da yurtdışına gider' diyor. Sen kimsin ya? Senin bedelin ne ya? Senden olsa olsa İstanbul'un Tahtakalesi'nde kasetçi olur kasetçi. Sen ne zamandan beri bu ülkenin Başbakanı'nı yargılamaya başladın, kimsin sen? Anlaşılıyor demek ki Pensilvanya'daki zat buna akıl vermiş; 'Git bunları rahat rahat söyle, defterini düreceğiz onu da içeri atacağız' diye. Burada Saidi Nursi diliyle konuşuyorum; 'Zalimler için yaşasın cehennem' diyorum. Çünkü onları ancak orası paklar. Bu yolda emin adımlarla gideceğiz. Ne dedim? 'Biz kefenimizi giyerek bu yola çıktık' dedim. Bu mücadelede çok şehit olanlar oldu. Ne olur biz de şehit olsak, ondan daha yüce makam var mı?"
'30 MART'TA KORSAN SİYASETE CEVAP VERİLECEK'
Muhalefet partileri CHP, MHP ve BDP'yi eleştiren Erdoğan şöyle devam etti:
"CHP, MHP, BDP hepsine söylüyorum; siyaset meydanda yapılır, meydanda. Bunlar meydanda değiller, kimisi terör örgütünün arkasına sığınıyor siyaseti öyle yapıyor. Kimisi bakıyorsunuz aynen böyle bir örgütün bu bildiğiniz cemaat değil artık bu siyasi örgüttür. Dini bir cemaat değildir. Ne ararsanız var bunlarda. Yalan mı? Takiye, iftira, fitne, fesat var. İftira ile yalanla asla siyaset yapılmaz, siyaset sandıkta yapılır. Şantaj, tehdit, provokasyonla yapılmaz. İşte onlar bir kez daha çuvalladılar. Benim milletimin ferasetine, basiretine çarptılar. 30 Mart'ta göreceksiniz bu millet korsan siyasete çok anlamlı cevap verecek. 30 Mart'ta millet korsan kasetçiliğe de çok anlamlı cevap verecek. Korsan siyaseti de elinin tersiyle itecek. Şu anda bu Pensilvanya artık son kirli numaralarını, son montajlarını piyasaya sürmeye başladı. Şunu söylüyorlar; '30 Mart'ta şu, 15 Mart'ta şu, 25 Mart'ta bu çıkacak' diyorlar. Amaçları siyaseti esir almak, milletin iradesini esir almak. Benim milletim size inanmıyor. Bakın geçenlerde bir televizyon programına çıktım montajların nasıl yapıldığını gösterdik. Düşünebiliyor musunuz Bahçeli Öcalan'a nasıl methiyleler diziyor. İnandınız mı, dudak okumaları da aynıydı. Aynı şekilde Kılıçdaroğlu; İstanbul adayının yolsuzluklarını düzenbaz olduğunu anlatıyor nasıl ihraç edilmesi gerektiğini anlatılıyor. Konuşma, alkış, montaj, dublaj. Teknoloji bu kadar ilerlemiş. Aynen bunu bize karşı yapıyorlar. Sen meydanda ne yapıyorsun, millete ne hizmet verdiniz onu anlatın. Ey CHP ne hizmet verdin bu millete onu anlat. Şanlıurfa'ya geldi mi, programda var mı? Niye gelsinler? Onlar gideceği yeri bilir. Onlar kumsallarda siyaset yapmaya devam etsin. Biz kumsalda da karada da 780 bin kilometre karede siyaset yaparız, ama onlar öyle değil. Bahçeli Sivas'tan öteye geçebiliyor musun? Hadi geç. Geçemez. Belki sembolik olarak bir iki yere gider. Onlar için Türkiye 780 bin kilometre kare değil. BDP sen nerede siyaset yapıyorsun?"
'HOCANIZ AKŞAM BAŞKA, SABAH BAŞKA'
AK Parti'ye oy verilmemesi için 'abla' ve 'abi' adıyla ev ev dolaşıldığını ifade eden Erdoğan, "Bunlar 'AK Parti'yle oy vermeyin kime oy veriyorsanız verin' diyorlar. Sizin bu imamınız 10-11 sene önce ne diyordu? O zaman 'AK Parti'ye oy verin' mi diyordu? Eğer o zaman AK Parti'ye oy verin diyorsa ya o zaman yanlış yaptı, ya imamınız şimdi yanlış yapıyor. AK Parti aynı yerde duruyor, ülkeye hizmet vermeye devam ediyor. Hocanız akşam bir başka, sabah bir başka. Aynen bu CHP, Bahçeli gibi. Tehdit, yalan şantajı meslek haline getirmiş anlaşılan korku dağları sardı. Sandığın rengi belli oldu, paraleller korkmaya başlardı" dedi.
'ÖĞRENCİLERİ KURUMLARA, OTELLERE YERLEŞTİRECEĞİZ'
Son dönemlerde 28 Şubat süreci benzeri ikna odaları ile AK Parti'ye oy verilmemesine yönelik çalışa yapıldığını ifade eden Erdoğan, "Fabrika sahipleri işçilerini 'AK Parti'ye oy vermeyin' diye ikna ediyorlar. Adeta 28 Şubat'taki gibi ikna odaları kurdular. İşyerlerinde, okul, yurt, dershanelerde kızları erkekleri ikna odalarında ikna etmeye çalışıyorlar. İkna olmazsa atıyorlar. Üniversite gençlerine sesleniyorum, bunların yurtlarında evlerinde kalanlara sesleniyorum. Kredi Yurtlar Kurumu yurtlarında boşluklar tespit edildi, sizleri oraya alabiliriz. Hemen Milli Eğitim'e müracaat edin eğer yer yoksa otellerde ağırlayacağız. Devletin kurumlarında ağırlayacağız. Buların zulmüne sizi asla muhatap etmeyeceğiz" diye konuştu.
'ESKİ TÜRKİYE'YE İZİN VERMEYECEĞİZ'
Çözüm sürecini sabote etmek isteyenlerin başarılı olamayacağını ve demokratikleşme paketi ile önemli adımlar attıklarını anlatan Başbakan Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Çözüm sürecini sabote etmek isteyenlere 30 Mart muhteşem duruşunuzun cevabı olacak. Bu süreç başarıyla ilerliyor. Allaha hamdolsun acı haberler almıyoruz, bölgenin çehresi hızla değişiyor, kepenkler açık kalıyor, artık şehirlerimize turistler geliyor, işadamları yatırımlara başladılar. Doğu ve Güneydoğu kalıcı baharın huzurunu, iklimini yaşıyor. Buna hep birlikte sahip çıkacağız, bu huzur baharını hep beraber yaşayacağız. Eski günlere, eski Türkiye'ye dönülmesine asla izin vermeyeceğiz. Kan, gözyaşı, acıya dönülmesine hep birlikte engel olacağız. Demokratikleşme paketini çıkardık, özgürlükleri genişleten hakları daha ileri taşıyan yolları açtık. Nefret ve ayrımcılık suçlarına ağır cezalar getirdik. Çıkmış Kılıçdaroğlu üniversitede başörtüsünün yolunu açtığını söylüyor. Ayıptır ayıp, insan utanır ya. Sen ki biz MHP ile birlikte üniversiteye kızlarımızın gitmesinin yolunu açtık, Anayasa Mahkemesi'ne müracaat ederek engelledin. Referandumdan sonra da İstanbul milletvekilin Danıştay'a gitti ama reddedildi. Şimdi kızlarımız üniversiteye gidiyor mu, devlet dairelerinde çalışıyor mu? CHP bu, ama bunlarda yalan bol. Akşam başka sabah başka, takiye var, yalan var, iftira var. Niye? Pensilvanya'dan icazetli bunlar, oradan fetvayı alıyorlar. Ama bu oyun 30 Mart'ta bozuluyor."
'SİYASİ KÜRTÇÜLÜĞE OY VERMEYİN'
İktidarda oldukları süre içerisinde yaptıkları çalışmalarının AK Parti'nin en büyük farkı olduğunu anlatan Erdoğan, seçmenlerin siyasi Kürtçülüğe yo vermemelerini isteyerek, "Bu BDP diğer yerlerde ne yapıyor? Bir bakın Diyarbakır'da ne yapmış ki Şanlıurfa'da ne yapacak? Ben buradan özellikle sevgili Kürt kardeşlerime hitap ediyorum; siyasi Kürtçülüğe oy vermeyin, hizmet Kürtçülüğüne oy verin" dedi.
Başbakan Erdoğan, daha sonra eliyle Rabia işareti yaptı ve kendilerinin tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet ilkesini benimsediklerini belirterek, "10 yıl önce Şırnak'ta, Ağrı'da, Iğdır'da havaalanı olacak deselerdi inanır mıydınız? Biz yaptık, Hakkari'ye yapacağız. Terör örgütü engelliyor ama ona rağmen yapacağız. Hakkari'de de olacak. Teröristlere rağmen yapacağız. Niye orada yaşayan benim vatandaşım, benim kardeşim. Türkü de, Kürdü de, Arabı da benim kardeşim. 77 milyon benim vatandaşım, kardeşim ayırım yok. Çünkü biz yaradılanı yaradandan ötürü sevdik" diye konuştu.
'AKÇAKALE KAPISI AÇILACAK'
Şanlıurfa'ya yapılan yatırım ve yapılacak yatırımları anlatan Başbakan Erdoğan, Suruç İlçesi'nde bulunan Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın açıldığını 2 ayı aşkın süredir kapalı olan Akçakale Sınır Kapısı'nın da açılması için çalışıldığını belirterek, "Akçakale'de bizim tarafımızda sıkıntı yok. Sorun sınırın diğer tarafında. Suriye normalleşince sınır kapısı açılacaktır. Şu an ama riske edemeyiz. Oradan geçen araçlara karşı tarafta bir şey olması bizleri üzer" dedi.
EMNİYET MÜDÜRÜNE FIRÇA
Başbakan Erdoğan, konuşmasında sık sık yaşanan izdiham nedeniyle özellikle ön taraftaki kadınların ezilme tehlikesi geçirmesi ve zaman zaman baygınlık geçirenlere yardım edilmesi konusunda uyarılarda bulundu. Alandaki kalabalığı, kadınların bulunduğu bölüme doğru yüklenmemeye çağıran ve bayılanlar için polislerin koridor açmasını isteyen Erdoğan, birkaç kez söylemesine rağmen aynı durumun sürmesine üzerine, sinirlenip, tepki gösterdi. Bayılan bir kadının alandan çıkarılmasında geciken polislere kızan Başbakan Erdoğan, daha sonra Emniyet Müdürü Sıtkı Akgül'e dönerek, "Açın arayı, polisler yardımcı olun. Ya polis arkadaşlar siz orada durup ne yapıyorsunuz? Emniyet Müdürü sen ne iş yapıyorsun? Yardımcı olsana şuraya. Oradan seyrediyorsun ya, Allah Allah" diyerek tepkisini sürdürdü.
Başbakan'ın bu tepkisinin ardından çok sayıda polis memuru alanın ön bölümüne girdi ve baygınlık geçiren kadınları dışarı çıkarıp, izdiham oluşmaması için önlem aldı. Başbakan Erdoğan'ın tepkisinin ardından Emniyet Müdürü Sıtkı Akgül yardımcıları ile birlikte mitingin ön bölümündeki kadınlara yardım ettiği görüldü.
3 BİN 600 POLİS
Başbakan Erdoğan'ı 1 saati aşkın süre konuştuğu Topçu Meydanı'ndaki mitingde, alanı dolduran binlerce kişinin güvenliğini ise 3 bin 600 polis memuru sağladı. Yoğun önlemin alındığı mitinge gelenler sıkı üt aramasından geçirildikten sonra alana alındı. Yoğunluk nedeniyle zaman zaman izdihamın yaşandığı miting alanında çok sayıda kişi bayıldı. Baygınlık geçirenler ve güçlükle kalabalığın arasından çıkarılanlara alan dışında bekletilen ambulanslarda müdahale edildi. Aralarında Suriye bayrağı taşıyan sığınmacıların da yer aldığı binlerce kişinin doldurduğu meydanda Türkçe, Kürtçe ve Arapça yazılı dövizler taşındığı, Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra Bediüzzaman Saidi Nursi'nin de posterlerinin bulunduğu görüldü.

(HK/SS) (FOTOĞRAFLI)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.