Öne Çıkanlar Diplomatik son dakika haberleri gündem haberleri korkusuz medya Türk obüsleri Paris İstinaf Mahkemesi seçim şarkısı esed

Bu haber kez okundu.

Demirtaş Ve Kişanak'tan Suriye Ve Çözüm Süreci Değerlendirmesi
Dilhun GENÇDAL - Güven USTA İSTANBUL - ( ) BDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ile Gültan Kışanak, Türkiye'deki yabancı medya temsilcileriyle İstanbul'da bir araya geldi. Toplantıda konuşan Selahattin Demirtaş, AK Parti'nin Suriye'deki politikasını eleştirerek, "Son 100-150 yıldır siyasal İslam arayışının, devletleşmesinin bir toplamı olarak Ortadoğu'da bir siyasal İslam yönetimleri kurmaya çalışan hareketler, cihadist hareketler, tebliğ hareketleri gibi hareketlerin Arap Baharıyla birlikte kendine yeni alanlar açma, yeni mevziler elde etme savaşı AKP'nin de iştahını kabartmıştır gördüğümüz kadarıyla. Bir yandan cihadist hareketlerle işbirliği el altından, bir yandan da Mısır'da Müslüman Kardeşlerle olduğu gibi tebliğ hareketleriyle işbirliği veya karşılıklı çıkar ilişkileri temelinde bütün Ortadoğu'daki gelişmeleri kendilerine fırsat olarak görmüşlerdir. Biz, bunun çok tehlikeli olduğunu başından beri düşündük, söyledik. Bu, ideolojik akımlar için bir fırsat değil, bu, halkların özgürlük arayışı için bir fırsattır" diye konuştu. TÜRKİYE BU HATALI POLİTİKASINI BÜYÜK ZARARINI GÖRMÜŞTÜR

Suriye'nin içinden çıkılmaz bir hale gelmesinin nedenlerinden birinin Türkiye'nin hatalı politikasından kaynaklandığını ifade eden Demirtaş, "Mutlaka ki, başka ülkelerin de hataları vardır. Ama Suriye'de çözüm arayışları içerisinde Türkiye'nin tutumu çok özgün, özel bir hataya tekabül ediyor. Çünkü 800-900 kilometre sınırı vardır Türkiye'nin Suriye'yle, Suriye ve Türkiye halkları arasında çok büyük ilişkiler vardır. Türkiye'nin yapacağı doğru işler Suriye'de başarıyı sağlayabilirdi. Türkiye'nin yapacağı hatalar da işte bugün olduğu gibi Suriye'de muazzam bir kaosa yol açabilirdi ki, hükümet bu kaosu derinleştirdi" dedi. SINIRDAN GEÇİŞE GÖZ YUMULUYOR...

Demirtaş, AK Parti'nin El Nusra ve El Kaide örgütlerine destek verdiği iddiası için de şunları söyledi: "Sayın Davutoğlu ve Türk Dışişleri yetkilileri El Kaide, El Nusra gibi gruplarla ilişkiyi inkar ettiler. Ama biz, Reyhanlı sınırında, Ceylanpınar sınırında, Kobani sınırında, Suruç sınırında, yani çoğu zaman bu çete mensuplarının geçişine kolaylık sağlandığını biliyoruz. Silah, teçhizat veya mühimmat geçişlerine göz yumulduğunu biliyoruz. Yaralanan El Kaide mensuplarının Türkiye'de tedavisine kolaylık sağlandığını biliyoruz. İyileştikten sonra tekrar öbür tarafa geçişine müsamaha gösterildiğini biliyoruz. Onların burada, mülteci kamplarında veya başka yerlerde açık veya gizli toplantılar yapmalarına izin verildiğini biliyoruz. Türkiye bunu yaparken iki amaç gütmüştür; birincisi Esad'a karşı güç kazanmak, ikincisi Kürtlerin kazanımlarını engellemek. Geldiğimiz nokta itibariyle Türkiye bu hatalı politikasını büyük zararını görmüştür. Türkiye, maalesef ki, bu hatayı yapmış ve Suriye'de radikal İslamcı grupların yerleşmelerine, doğrudan veya dolaylı bir şekilde vesile olmuştur. Bu sadece Türkiye'nin hatası değil. Başka ülkelerin de desteklediğini biliyoruz." 7 KASIM'DA NUSAYBİN SINIRINA YÜRÜNECEK

Demirtaş, Suriye için Cenevre'de yapılacak toplantıyı da değerlendirerek, "Cenevre 2'ye doğru giderken, Suriye'deki bütün halkların, kimliklerin mutlaka orada kendi kimlikleriyle, kültürüyle temsil edilmesini ve orada bütünleşerek, ortak bir muhalefet, ortak bir yönetim kurma perspektifiyle çıkılması gerektiğini düşünüyor ve savunuyoruz. Türk dış politikasının da Cenevre 2'ye yaklaşımının bu konuda eksik olduğu inancındayız. Örneğin Rusya bile Kürtlerin kendi kimliğiyle katılması gerektiğini savunurken, Türkiye'de 25 milyona yakın Kürt vatandaşı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti halen Suriye Kürtlerinin kendi kimliğiyle politika yapmalarına veya Cenevre 2'ye bu şekilde gitmelerine maalesef ki, destek vermiyor, engellemek için uğraşıyor" dedi. 7 Kasım'da Nusaybin'de büyük bir miting yapacaklarını da aktaran Demirtaş, "Özellikle Türkiye'nin bu ambargocu ve ablukacı politikalarına ve duvar örme girişimlerine karşı büyük bir miting ve sınıra yürüyüş yapacağız. Bu duvarları asla kabul etmediğimizi ifade edeceğiz. Sonuç alıncaya kadar sürecek bu miting ve yürüyüş. O güne kadar da Türkiye'de bakanlıklarla görüşmelerimizi sürdüreceğiz. Sonuç alırsak o güne kadar sınıra yürüyüşü durduracağız ve sadece şölen şeklinde bir miting yapacağız. Ama sonuç alamazsak, biz, 7 Kasım'da Nusaybin sınırına yürüyeceğiz. üç net talebimiz vardır; bir, çetelere, El Kaide güçlerine Türkiye desteği kesinlikle durdurmalıdır, iki duvar yapımını durdurmalıdır ve duvarları kesinlikle yıkmalıdır, üç Kürtlerle olan sınır kapılarını ticarete ve insnai yardıma açmalıdır" diye konuştu. KENDİSİ ZATEN TÜRK MİLLİYETÇİSİDİR

Demokratikleşme Paketi'ne de değinen Demirtaş, "Hükümetin attığı adımlar, son açıklanan paket de dahil olmak üzere, bizim ifade ettiğimiz anlayıştan çok çok uzak, tekçi anlayışı güçlendirmeye, sürdürülebilir kılmaya, bu tekçi politikayı tahkim etmeye dönük adımlar olarak görüyoruz, bu paket ve hükümetin çözüm arayışlarını. Aksi taktirde öyle olmasaydı, bu paketin bütün kimliklere özgürlük tanıyan bir anlayışla hazırlanması gerekirdi. Hem cinsiyet kimliğine, hem doğaya, çevreye, hem mezhep ve inanç kimliklerine, hem etnik kimliklere sınırsız bir saygı, evrensel kriterler ölçeğinde özgürlük Türkiye'de toplumun çok önemli bir kesiminin isteği ve arayışıdır. Toplum buna hazırdır. Ama AKP iktidarı, siyasal İslam çizgisi, Türkçülükle de özdeşleşmiş bu çizgisi nedeniyle, Türk, Sünni, İslam ve erkek kimlikleri dışındaki bütün kimlikleri yok sayan, onlara özgürlü alanını daraltan bir politikayla içeride yürüyen müzakere sürecini de tıkanma noktasına getirmiştir" diye konuştu.Seçim döneminde çözüm sürecinin nasıl ilerleyeceği yönündeki soruya Demirtaş, "Başbakan'ın pragmatist bir yönü var ve seçim dönemlerinde sürekli milliyetçiliği tırmandırarak, milliyetçi kesimlerin oylarını almaya çalışıyor. Bunu belki kendisi bir taktikmiş gibi sunuyor ama bu onun taktik değil, stratejisi olduğunu düşünüyoruz. Kendisi zaten Türk milliyetçisidir. Bunu kendisi hep ifade ediyor. Bunu taktik olarak söylemiyor. Ve bu bir risktir, barış süreçleri için büyük bir risktir. Türk-İslamcı bir Başbakanla Kürtlerin müzakere yürütmesi ve barış arayışı gerçekten zor oluyor. Keşke demokrasiye gönülde inanmış bir Başbakanımız olsaydı, öyle bir anlayışla müzakere arayışı yapsaydık, bu daha kolay olurdu. Şimdi seçim döneminde Başbakan bu yüzünü daha fazla gösterecek ve eğer kullandığı kavramlar hakaretlere varan düzeye ulaşır ve gerçekten Kürtleri çok fazla rencide ederse, bu seçimden sonra da sürecin toparlanmasını zorlaştırır elbette. Umut ediyorum ki, Başbakan gayri ciddi ve sorumsuz yaklaşmaz. Çünkü seçime kadar da yapılması gereken şeyler var. Sayın Öcalan'ın önünün açılması, kendisinin dış dünyayla teması için seçimi beklemeye gerek yok. Bu imkanlar şimdiden yaratılabilir." BU DUVAR AÇIKÇA UTANÇ DUVARIDIR

Gültan Kışanak da, Rojava'da artık ciddi bir çatışmanın tohumlarının atıldığını söyleyerek, El Kaide bağlantılı grupların Rojava bölgesine yerleştiğini ifade etti. Kışanak, şunları dile getirdi: "Bunların, bu bölgelere yerleşmesi tamamen Türkiye'nin izlediği politikayla ilgilidir. Bu cihadist gruplar, bu uluslararası militarist çete grupları toplanıp, devşirilip, Türkiye'nin imkanlarını kullanarak, bu bölgeye geçmişlerdir. Eğer bugün Kürt bölgelerine uygulanan ambargonun yarısı bu çetelerin etkili olduğu bölgelere uygulansa, bu çeteler orada bir ay tutunamaz, çıkarlar. Her türlü lojistikleri hala Türkiye üzerinden sağlanıyor. Şu anda İslahiye bölgesinde duvar örülüyor, Ceylanpınar'da, Nusaybin'de duvar örülüyor. Üç bölgede, karşısında tamamen Kürtlerin etkin olduğu bölgelerin üçünde de Türkiye duvar örmeye başlamış durumda. Bu duvar açıkça utanç duvarıdır. Tüm dünyanın karşı çıkması ve engellemesi gereken bir duvardır. Berlin Duvarı yıkıldı, İsrail'deki duvarı herkes eleştiriyor, sıra Kürtlere gelince neden herkes görmedik, duymadık yapıyor. Kaçakçılığı önlemek istiyorlarsa, Edirne'deki Kapıkule Gümrük Kapısı'na bakacaklar, İskenderun'daki limana bakacaklar, İzmir'e bakacaklar. Bu sınırdan olsa olsa, bir paket sigara, bir paket şeker, çay gidip geliyordur. Bunun neresi kaçakçılık? İnsanlar orada bir abluka ve ambargo altındalar. Türkiye, Suriye'deki Kürtlere yönelik ticaret ambargosunu kaldırmalıdır. Sınır kapıları ticarete açılmalıdır." KIŞANAK'IN DEĞERLENDİRMESİ Kışanak, Cenevre 2 toplantısı için de, "Cenevre'nin Lozan olmasını Kürtler artık kabul etmeyecek. Kürtlere dayatılan, 'Suriye'nin diğer muhalif gruplarının yanında yer alın' dayatması çözümü zorlaştıran bir dayatmadır. Çünkü, diğer muhalif gruplar zaten Kürtleri kabullenseler çözüm kolay olacak. Bunu kendi kendilerine başarmalarını ya da Kürtlerin diğer muhalif grupların arkasına takılmalarını istemek de Cenevre'de yan yana gelmelerini, taleplerini birlikte tartışma imkanı bulmalarını teşvik etmesi gerekir Batının. Bu nedenle de biz, Salih Müslim'in de artık bir engellemeyle karşılaşmadan hem Batıdaki siyasi, diplomatik çalışmalara katılmasını, hem yüksek Kürt Konseyi'nin Cenevre toplantısına resmi olarak, PYD bileşeniyle birlikte gitmesini önemli buluyoruz. Bunu temin edebilirsek, Suriye'deki sorunların çözülmesine daha fazla katkısı olacağını ifade ediyorum" dedi. Görüntü Dökümü

------------------

- Demirtaş'ın konuşması

- Kışanak'ın konuşması

- Detaylar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.