Öne Çıkanlar esed Deprem gibi gelişme! Hanifeden kötü haber! HERKES ŞOKTA! Türk Akımı Ürünleri Somuncu Baba

Bu haber kez okundu.

 Başbakan Erdoğan: Türkiye'nin Hsyk Düzenlemesi Ile Ilgili Beyanatta Bulunmak Kimsenin Haddi Değildir
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, 6. Büyükelçiler Konferansı katılımcıları ile Ankara Vilayetler Evi'nde verdiği yemek davetinde bir araya geldi. HSYK düzenlemesi ile ilgili olarak AB ülkelerinden gelen açıklamaları eleştiren Başbakan Erdoğan, "AB ülkelerinde, HSYK ile ilgili oturmuş bir sistem yokken, her ülke kendine ait bir düzenlemeye yaparken, Türkiye'nin HSYK düzenlemesi ile ilgili beyanatta bulunmak kimsenin haddi değildir. Eğer oturmuş bir şey varsa ha bunu bilelim. Ama biz çalışmamızı yaparken A'dan Z'ye inceledik. Bir bakıyoruz ki oralarda seçilmişin ciddi manada etkisi var. AB'nin müktesebatına dair tespitler, kusura bakmasınlar bize yutturacakları bir şey değil. Biraz okuma yazma biliyoruz" dedi. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE SONRASI

Konuşmasının başında birinci dünya savaşının etkilerine dikkat çeken Başbakan Erdoğan, "2014’te birinci dünya savaşının yüzüncü yıl dönümünü idrak edeceğiz. Osmanlı Devleti bu savaşta en ağır insan ve toprak zayiatını yaşamış, Mondros ve Sevr anlaşmalarıyla fiilen tarihe karışmıştı. Yüzüncü yıl dönümü vesilesiyle, birinci dünya savaşının çeşitli etkinliklerde değerlendirilecek olmasını önemsiyorum" dedi. "BÜYÜKELÇİLERE İKİ ÖNEMLİ UYARI"

Yemeğe katılan Büyükleçilere iki uyarıda bulunan Başbakan Erdoğan, "Bu savaştaki en önemli devlet olan Osmanlı’nın bakiyesi bir devletin büyükelçisi olarak etkinliklere katkı sunmanızı rica ediyorum. İki önemli husus var. Önümüzdeki yıl da 1915’in yüzüncü yılına ulaşacağız. 1915 olayları olarak bilinen hadiselerin de yüzüncü yıl etkinliklerine şahit olacağız. Ermeni diasporası 1915 olaylarını farklı ve tek yanlı aksettirmek, siyasi kampanyaya dönüştürmek için hazırlıklarını yapıyor. Bu kara propagandaya karşı dik duruş sergileyeceğiz. Milletler tıpkı ağaçlar gibidir. Kökü olmayan, kökünü unutan veya reddeden bir millet öz kimliğini de reddeder ve kimliksiz kalır" diye konuştu. "TARİHLERİ UNUTTURULAN MİLLETLER, KÖKLERİNİ UNUTMUŞ TALİHSİZ MİLLETLERDİR"

Ülkelerin tarihleri ile var olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Tarihleri unutturulan milletler, köklerini unutmuş talihsiz milletlerdir. Bizde zaman zaman bu yönde girişimler olmuştur. Tarih farklı şekilde yazılmak istenmiş, unutturulmak istenmiştir. Bu aziz millet yalan söyleyen tarih karşısında aldananlardan olmadı. Bugünü anlamanın bugünü analiz etmenin özellikle de bugünün güncel sorunlarına çözüm bulmanın en önemli yollarından biri tarihe bakmak ve okumaktan geçer" dedi. "YAKIN TARİHİ ISKALAYARAK İÇ POLİTİKA, DIŞ POLİTİKA İNŞAA EDEMEZSİNİZ"

Birinci Dünya Savaşı’nın askeri ve idari sonuçlarını iyi analiz etmenin önemli olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, "Birinci Dünya Savaşı'nı iyi analiz edemeyenler, bugünü anlayamaz, sağlıklı şekilde analiz edemez. Bizim dış politikamız, birinci dünya savaşı ve öncesi es geçilerek asla şekillenemez, şekillendirilemez. Osmanlı'nın kuruluş yıldönümü olan 1299'u da sıfır noktası olarak alabilmek o da mümkün değildir. Bizim asırlara sari bir tarihimiz var. İsimler değişmiştir, yapılar politikalar değişmiştir. Ama aynı millet aynı ruh aynı idealler değişmeden ilerlemiştir. Yakın tarihi unutturmak açık söylüyorum cinayettir. Yakın tarihi inkar ederek bugünün meselelerine çıkış yolu bulamazsınız. Kendi toprağınızı bayrağınızı idrak edemezsiniz. Yakın tarihi ıskalayarak iç politika, dış politika inşaa edemezsiniz" ifadelerine yer verdi. "FİLİSTİN DAVASINA İLGİSİZ KALAN BİR DIŞ POLİTİKA KURGULANAMAZ"

Fiziki sınırlarımızın Meriç'te bittiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, "Ancak tarihimiz Meriç’te biterse, biz sağlıklı, isabetli bir dış politikayı asla imar edemeyiz. Her devletin egemenlik haklarına içişlerine sonsuz şekilde saygımız var. Bunu güçlü şekilde muhafaza ediyoruz. Dostlarımız, komşularımız bizden ve bizim dostluğumuzdan sonsuza kadar emin olsunlar. Ancak fiziki sınırların içine, insani ve vicdani duyguları, dış politikayı hapsedemeyiz. O mümkün değil. daha 100 yıl öncesine kadar aramızda sınırın olmadığı ülkelere karşı, bizim ecdat mezarlıklarımız ve şehitlerimiz, insan ve vicdan odaklı dış politikamızın sınırlarını çizmektedir. Tarihi ve kültürel mirasımızın yüzyıllarca birlikte yaşadığımız kardeşlerimizin olduğu Yemen'e sırtını dönen bir Türkiye düşünülemez. Hem Türkiye içinde hem Filistin'de ortak şehitliklerimiz varken Filistin’e, Filistin davasına ilgisiz kalan bir dış politika kurgulanamaz" diye konuştu. "MISIR, FİLİSTİN SOMALİ, SURİYE, MYANMAR'LA, BALKANLARLA NEDEN BU KADAR ALAKADARSINIZ?"

Mezarlık ve şehitliklerin bulunduğu her ülkeyi kardeş ve dost olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Mezarlık ve şehitliklerin bulunduğu her ülkeyi kardeş ve dost olarak görür bu iz ve eserleri de muhabbetimizin vasıtası olarak değerlendiririz. Aynı şekilde bugün vatandaşlarımızın yaşadığı çalıştığı ülkeleri de kendimize yakın görürüz. Dostluk ve kardeşliğin vasıtası olarak ele alırız. Birinci dünya savaşı ve öncesi bu bakımdan son derece önemlidir. Bize soruyorlar, Mısır ile Filistin ile, Somali, Suriye, Myanmar’la, Balkanlarla neden bu kadar alakadarsınız. Bize bunu soranlara biz şunu sormak zorundayız. Tersi mümkün mü? Acaba tarih Suriye'ye sırtımızı dönmemizi mümkün kılabilir mi?" şeklinde konuştu. "KOMŞUNUZUN EVİNDE YANGIN ÇIKMIŞ"

Dış politikada insani değerlerin önemli olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, "Komşunuzun evinde yangın çıkmış, kardeşinizin evinde yangın çıkmış, siz evde oturup kahvenizi içip hiç bir şey yokmuş gibi, televizyon seyretmeye devam edebilir misiniz? Daha yüzyıl öncesine kadar birlikte yaşadığınız insanlara cetvelle çizilen sınırları engel görüp sırt, yüz çevirebilir misiniz. Türkiye bunu geçmişte denedi ve başarısız oldu" dedi. "NE KULP TAKARLARSA TAKSINLAR BİZ KASABA DEVLETİ DEĞİLİZ"

Türkiye'nin dış politikada dostluk kardeşlik ekseninde adımlar attığını vurgulayan Başbakan Erdoğan şöyle konuştu: "Ne kulp takarlarsa taksınlar. Büyük bir ülkenin onurlu büyükelçileri olarak ülkeyi ve milleti layıkıyla temsil etmek zorundayız. Biz kasaba devleti değiliz. Biz böyle bir milletin dünyadaki temsilcileri konumundayız. Dış politikada bizim saklımız gizlimiz yok. Gizli niyetlerle ajandalarla değil ilkelerle hareket eden bir ülkeyiz. Dostun dostuyuz. Herkes de bizim dostluğumuzdan emin olsun. Şu anda hangi ülkeyle ilgileniyorsak tamamen ilkelerimizle hareket ediyoruz. Dostluk kardeşlik ekseninde adımlar atıyor vicdan ve adaletten yana tavır belirliyoruz. Bunun dışında hiçbir gayemiz ve hedefimiz yok." "17 ARALIK SÜRECİ BİR PAKET İÇİNDE BİRKAÇ HEDEFİ VURMAK İSTEMİŞTİR"

Türkiye'deki gündemin iyi analiz edilmesi gerektiğini belirten Başbakan Erdoğan, "Ülke içinde yaşanan hadiselerin iyi analiz edilmesi ve dünyaya doğru şekilde aktarılması hayati derece önem arz ediyor. Türkiye’de 17 Aralık tarihinde başlayan süreç, yolsuzluk kılıfına gizlenmiş bir darbe girişimidir. 17 Aralık süreci bir paket içinde birkaç hedefi vurmak istemiştir. Ambalajda yolsuzluk iftirası varken, paketin içinde demokrasiye, milli iradeye, siyasete çözüm süreci ve dış politikaya yönelik aleni sabotaj olduğu bugün artık net bir şekilde ortaya çıktı daha da çıkacak. 17 Aralık komplosu çok farklı vasıtalarla, çok farklı ittifaklarla ortaya çıktı. Bir örgütün emniyet ve yargı içindeki mensupları operasyonun taşeronu olurken, siyasi partilerin, belli medya kuruluşlarının, sermaye çevrelerinin yurt dışında bazı odak ve medya kuruluşlarının operasyonda müttefik olarak yer aldığını görüyoruz" diye konuştu. "O MALUM ÖRGÜT VE MÜTTEFİKLERİ ŞUNU YAPIYORLAR"

17 Aralık sürecinin 'düğmeye basılmış gibi' başladığını belirten Başbakan Erdoğan, "İçeride ve dışarıda operasyona destek veren kesimler var. Ancak burada asıl önemli olan darbe girişimi ile paralel yürütülen algı operasyonudur. Algı operasyonu Türkiye’de tutmamış geri tepmiştir. Algı operasyonunu yapanlar yurt dışında Türkiye'yi yani kendi Ülkerlerini karlamak için de büyük gayret içindeler. Bu tavır bir ihanettir. 17 Aralık'tan beri Gerek o malum örgüt ve müttefikleri şunu yapıyorlar: Türkiye ekonomisine ağır darbe vurmaya çalışıyorlar. Faizlerin yükselmesi için çaba sarf ediyorlar. Türkiye’nin enerji politikalarını sabote etmeye çalışıyorlar. Dış politikada elimizi zayıflatmaya çalışıyorlar. MİT'in çalışmalarını engellemeye çalışıyorlar. Türkiye’nin demokrasi yürüyüşünü engellemek istiyorlar. Türkiye'nin dünyadaki imajını bozmak için ciddi çaba sarf ediyorlar." diye konuştu. "HEDEF HÜKÜMET YA DA PARTİ DEĞİL TÜRKİYE'DİR"

17 Aralık yolsuzluk operasyonları ile hükümetin değil Türkiye'nin hedef alındığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Bu çabalar, ihanet dışında bir kavramla izah edilemez. Bu operasyonda hedef parti hükümet değil bir ülkedir. Hedef hükümet ya da parti değil Türkiye’dir. Burada hiçbir arkadaşımın ihmalkar davranmaması gerekir. İlgili tüm mercilere bunları anlatmanız, anlatmamız gerekir. Ne gerekiyorsa bunu adımlarını hep birlikte atmamız gerekir. Çünkü yaklaşım tarzları farklı" ifadelerine yer verdi. "HADLERİ VE BİZE YUTTURACAKLARI BİR ŞEY DEĞİL"

HSYK düzenlemesi ile ilgili olarak AB ülkelerinden gelen açıklamaları eleştiren Başbakan Erdoğan şöyle konuştu: "AB ülkelerinde, HSYK ile ilgili oturmuş bir sistem yokken, her ülke kendine ait bir düzenlemeye yaparken, Türkiye’nin HSYK düzenlemesi ile ilgili beyanatta bulunmak kimsenin haddi değildir. Eğer oturmuş bir şey varsa ha bunu bilelim. Ama biz çalışmamızı yaparken A’dan Z’ye inceledik. Bir bakıyoruz ki oralarda seçilmişin ciddi manada etkisi var. AB’nin müktesebatına dair tespitler, kusura bakmasınlar bize yutturacakları bir şey değil. Biraz okuma yazma biliyoruz. Türkiye’deki gerçek manzarayı muhataplarınıza doğruları anlatmanızı, bu ihanet operasyonunu bozmak için daha fazla gayret sarf etmenizi bekliyoruz. Bunun bir yolsuzluk operasyonu değil, yolsuzluk operasyonu görünümünde bir darbe girişimi olduğunu özellikle vurgulamanızı rica ediyorum." (MV/HT)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.