Öne Çıkanlar esed Milli füze Nevzat Alagöz mehmet şimşek Suriye Riyad Tahran savaş Yemen

Bu haber kez okundu.

Kömürün Tekerlekli Sandalyeye Mahkum Ettiği Madenciler

 Durmuş SEVİNDİK-Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK, () - ZONGULDAK'ta yaşamları söndüren maden kazaları, birçok madencide de kalıcı yaralar bırakıyor. Almanya'da ağabeyinin şef olduğu maden ocağında korktuğu için çalışmayan 50 yaşındaki Hasan Atak, Zonguldak'ta işsizlik nedeniyle girdiği kaçak ocakta, 34 yaşındaki Mevlüt Kabakçı da özel ocakta geçirdikleri iş kazalarında ağır yaralandı. Atak 7 yıldır, Kabakçı da 9 yıldır tekerlekli sandalyeye mahkum yaşıyor.
Türkiye Taşkömürü Kurumu ve özel maden şirketleri ile kaçak kömür ocaklarında 2000'den bu yana meydana gelen göçük, grizu, karbonmonoksit zehirlenmesi gibi çeşitli iş kazalarında 292 maden işçisi yaşamını yitirirken yüzlerce maden işçisi de yaralandı. 16 yıl Almanya'da kalan ve 1982'de ağabeyinin şef olarak çalıştığı maden ocağına korktuğu için girmeyen Hasan Atak, memlekeketi Zonguldak'a dönüp evlenince işsizlik nedeniyle kaçak kömür ocağında çalışmaya başladı.
VAGONLA 200 METRE AŞAĞIYA DÜŞTÜ
Atak, 8 Ekim 2007'de ocakta vagonla dışarıya çıkmak isterken halatın boşalması sonucu 200 metre aşağıya ocak içine düştü. Ağır yaralanan ve ocak sahibi tarafından hastane önüne bırakılan Atak, hastanedeki yaşam savaşını kazandı ancak belden aşağısının felç olması nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkum oldu.
'GEÇİNEMEYİNCE MECBUR KALDIM'
Almanya'dan döndükten sonra evlenen ve 1 çocuğu olan Hasan Atak, önce 7 yıl inşaatlarda çalıştığını, ancak geçinemeyince kaçak kömür ocağında çalışmaya mecbur kaldığını söyledi. Atak, "Mecbur ailem için çalışmak zorundaydım. Oğlum okuyordu. Evde benden başka çalışan yoktu. Kiralık evde oturuyoruz. Günlük en fazla 40 lira yevmiye alıyordum. Yerine göre 20 liraya da düşüyordu. İnsanların çoğu pazar parasına çalışıyor zaten buralarda. Paramızı da alamadığımız oluyordu. Zonguldak çocuğunun kaderi bu" dedi.
HASTANE ÖNÜNDE TERK EDİLDİ
Vagonla düşmeleri sonucu iki arkadaşıyla birlikte yaralandıklarını belirten Hasan Atak, "O iki arkadaşımın bacakları kırıldı, ben bu hale geldim. Beni hastaneye 'öldü' diye bıraktılar. 'Kamyonet kazası' dediler. Ben orada ifademi verdim. Ondan sonra ocakta olduğu ortaya çıktı. Olaya kaza süsü vermek istediler. Almanya'da ağabeyim kendi çalıştığı ocakta iş buldu. Ben, 'Çalışmam, korkuyorum' dedim. Ama buraya geldik, kaçak ocağa girdik böyle oldu. Demek ki kaderimiz buymuş, nasip buymuş" dedi.
Atak, kaçak ocak sahibi N.L. hakkında açtığı tazminat davasının ise 7 yıldır sonuçlanmadığını, lehine karar çıkması hnalinde oğluna bir ev alarak hacca gitmek istediğini söyledi.
25 YAŞINDA TEKERLEKLİ SANDALYEYE MAHKUM OLDU
Mevlüt Kabakçı da 10 Eylül 2005'te çalıştığı özel maden ocağında vagonla kaya arasına sıkışarak yaralandı. Kaza sonucu belden aşağısı felç olan ve 9 yıldır tekerlekli sandalyeye mahkum yaşayan Kabakçı, kaza ile birlikte hayatının da değiştiğini söyledi. Ailesiyle yaşayan Kabakçı, çalıştığı maden şirketine açtığı davanın hala sonuçlanmadığını belirterek şöyle konuştu:
"Aslında mahkeme iki defa lehime karar verdi. Ancak Yargıtay kararı bozdu. Bu dava lehime sonuçlanırsa kendime bir hayat kurma ihtimalim olacak. Ev alabilirim, araba alabilirim, belki evlenebilirim. Her şey bu mahkemeye kaldı. Hayat her şekilde güzel. Bu haldeyken de güzel. Gülüp eğlenebiliyorum en azından arkadaşlarım gelince."
Soma'daki faciada moralinin çok bozulduğunu belirten Kabakçı, "Ocaklar denetimsiz. Yoksa bu kadar büyük bir kazanın olacağını tahmin etmiyorum. Ben de 9 yıl önce ölmüş olabilirdim. Madenlerde her şey usulüne uygun bir türlü yapılmıyor" dedi.

DS,GG(EE/BT) (FOTOĞRAFLI)
  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.