Öne Çıkanlar esed Spor Toto Basketbol Ligi 7 yaralı Putinden Filistin Yorumu: Harita Böyle Olmalı Seul

Bu haber kez okundu.

Anne Korkmaz: Acaba Evlatları Annelerinin Elini Öpebildi Mi? (11)

DURUŞMA 14 TEMMUZ’A ERTELENDİ

Kayseri Adliyesi 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunun küçük olması ve güvenlik nedeniyle mahkeme salonuna dönüştürülen Konferans salonunda yapılan ve 3 kez ara verilen duruşma 14 saat sürdü. 12 tanığın dinlendiği duruşma aynı salonda yapılmak üzere 14 Temmuz'a ertelendi. Duruşmada tüm tutuklu sanıkların tutuklu hallerinin devamına diğer sanıkların tutuklanma talepleri ise mahkeme heyeti tarafından reddedildi.

TANIK GELENLİ: DÖVENLERDEN SADECE SERKAN'I TEŞHİS ETTİM

İkinci aranın ardından devam edilen duruşmada tanıklardan Bedir Gelenli, olay günü çok şeye tanık olmadığını, ancak birilerini dövdüklerini gördüğünü belirterek, şöyle dedi:

"Görebildiğim karartılar vardı. Birini dövüyorlardı. Evimin penceresinden görebildiğim kadarıyla gördüm. Balkona çıktığımızda polis, kaba şekilde içeri girmemizi söylüyordu. Polis ‘Girin içeri yarın size gelecek’ diye bağırdığı için pencereden baktım. Gaz çok olduğu için yeteri kadar bakmadım. En çok olaylar bittikten sonra gördüm. Fırının, kahvenin, berberin önünde siviller vardı. Ellerinde sopalar vardı. Gelene geçene vuruyorlardı. Olaylar bittikten sonra 8-10 kasklı maskeli, sivil maskeli polisler Beşik otelin olduğu sokaktan çıktı. Dövenlerden sadece Serkan’ı teşhis ettim.”

Mahkeme başkanı sanıkları tek tek ayağa kaldırarak tanıklardan tanıyıp tanımadığını sordu.

Diğer tanıkların ifadesinde de adı geçen Serkan Kavak ise, daha önceki verdiği ifadelerin doğru olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

“Olay günü 14.30-15.00 gibi evden çıktım. Hasan Polatkan caddesinde yeğenimin dükkanına ziyarete gittim. Aracımı park edecek yer bulamadığım için Ümit Hastanesinin yanına aracımı bıraktım. Olaylardan haberim yoktu. Yeğenimin yanında 19.00-19.30’a kadar durdum. Ordan Bayat pazarına geldim. Dolmuşçu arkadaşlarla sohbet ettim. Eve gitmek için ayrıldığımda iki arkadaşıma rastladım. Müzikolde alkol alacaklarını söylediler beni de davet ettiler. 12.30 gibi müzikolden ayrıldım aracımın yanına geldim. Sivrihisar caddesinden Yunus emre caddesine döndüğümde köprünün üzerinde yaklaşık bin 500 kişilik anlam veremediğim bir grup vardı. Gruba yaklaştığımda eylem olduğunu gördüm. Polise taşlı, sopalı saldırı, polisin biber gazlı tazyikli suyla karşılık verdiğini gördüm. Bir ambulans geldi. Yerde bir bayanın yattığını gördüm. Ambulansa taş ve sopalarla vurmaya başladılar. Dayanamadım ‘Eylem yapıyorsunuz tamam da ambulansa niye zarar veriyorsunuz’ dedim. ‘Sana ne. Sen Ak partili misin şerefsiz’ dediler. Ben Ak Parti'yi karıştırmayın önemli olan ambulans yerde sizden biri yatıyor ona yardım edecek dediğimde beni hırpalamaya başladılar. Çevik kuvvete doğru koştum. Memura olayı anlattım. Beni barikattan geçirdiler burada oyalanma terk et çabuk dediler. Arabama doğru giderken Pazar yerine yaklaştığımda sokağa 10-15 kişilik bir grup geldi. Aralarına girmemek için sola döndüm. Grup bana doğru 'gel buraya' diye bağırmaya başladı. Kafamı çevirdiğimde ambulans nedeniyle tartıştığım çocuktu. Sopayla sırtıma vurdu. O can havliyle üzerlerine fırladım. Omzuma bir sopa darbesi daha geldi. Refleksle elimi kaldırınca sopa elime geldi. Aldım ve rast gele salladım. Onlar dağılınca koşmaya başladım. Fırının oraya geldiğimde sivil polisler üstüme geldi 'at elindeki sopayı diye.' Benim göstericilerle ilgim yok dedim. Ara sokakta çevik kuvvetin yanına geçtim. Elimde sopayı görünce polisler de yanıma geldi. Ortalık sakinleşince arabamı alıp evime gittim.”

POLİS MUHBİRİ MİSİN?

Müşteki avukatı Ayhan Erdoğan, tanık Serkan Kavak’a, "Polis muhbiri misin? Polis ajanı mısın? Siyasi organizasyonla işin var mı? Devlet düşmanları dediğin kim? Devlet yanlısı mısın?" diye sordu. Bunun üzerine Kavak, "Hayır. Türkiye Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği bir evladım" diye yanıt verdi. Avukat da "Tamam diğer Ağır cezada görüşürüz" karşılığını verdi.

Polis memuru Selçuk Bal ifadesinde, polis sanıkların mesai arkadaşı olduğunu diğer sanıkları tanımadığını, olay günü kendisinin de görevli olduğunu belirterek, “Sokakta bulunduğum sırada bir kişiye müdahale ettim. Onun da sonradan Doğukan Bilir olduğunu öğrendim. Onun da davası Eskişehir’de başladı. Doğukan Bilir’in devamında sokaktan ben de çıktığım için sokakta olan ve gerimde kalan hiçbirşeyi görmedim. Ali İsmail Korkmaz’ı hiç görmedim. Yüzümde gaz maskesi vardı. Net kimsenin yüzünü net olarak göremedim. Doğukan Bilir de dahil hepsinin benden uzun olduğunu gördüm. Sonrasında sokağı terk ettiğim için Ali İsmail Korkmaz’ı görmedim" diye konuştu.

Avukatların sorusu üzerine Selçuk Bal, rütbesi olmadığı için amirlerin verdiği görevleri yerine getirmeye çalıştığını, amirler olmadığı dönemde eylemcilerin sokağa girmesini engellemek istediğini belirterek, "Amirlerin verdiği görevi harfiyen uyguladığımı söylersem yalan söylerim" dedi.

SÜRPRİZ TANIK

Müdahil avukatların isteği üzerine Tevfik Caner Ertay 12’nci tanık olarak salona davet edildi. Caner, "2 Haziran akşam üstü ben aktivist insanım. Demokratik hakkımı kullanmak için sokağa çıktım ve eyleme katıldım. Üzerimize TOMA’larla gelindi, gaz atıldı. TOMA’nın tazyikli su sıkması nedeniyle otoparka girdim. Çıkışı yoktu, o yüzden çıkamadım. Orda çevik kuvvet tarafından kısa süre dövüldüm. Gece 2’ye doğru araba sesleri duydum. 15-20 sivil polis, bana küfür ederek, yüzüme biber gazı sıktılar. Bacağıma 3-4 kez vurup yerde sürüklediler. Yaklaşık 20 dakika işkence ettiler. Burnum kırıldı, vücudumda çok büyük morluklar oldu. 2 hafta sağlık raporu aldım ve sokağa çıkamadım. Kamera kayıtlarındaki kişinin benim olduğunu, beni dövdüklerini söylüyorlar. Evet doğru beni dövenlerden bazıları burada var. Ama ben orda dövülmedim ve o saatte dövülmedim. Ben 2.00’de dövüldüm. Kamera kayıtlarında 2.30’da hastaneye götürüldüğüm de görülmüyor. Bana işkence yapan polisler bu salonda. Ben o salona hayatım boyunca gitmedim. Ancak Ali İsmail katledildikten sonra onu anmak, karanfil bırakmak için gittim." dedi.

BABA ŞAHAP KORKMAZ “ADALETE SIĞINIYORUM”

Tanık ifadelerinin tamamlanmasının ardından söz verilen Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz, “Avukatlarımız beyanda bulunsun. Dün anneler günüydü. Burdan oğlumu katledenler babadır. Anneleri hayattaysa onları nasıl andılar. Çocukları eğer varsa görüşmeye geldiklerinde ‘Baba sen neden burdasın’ diye sorduklarında ne cevap verdiklerini merak ediyorum. Çocuğumu katledenlerle aynı havayı soluyorum. Salondaki herkese soruyorum hangi anne bunlara katlanır" dedi.

Baba Şahap Korkmaz ise, “Benim oğlum yüzde yüz masumdur. Masum olduğu gün gibi açıkken katilleri savunan kişiler hangi vicdanla savunuyorlar. Geçen duruşmada bu, bu oğlumu vurdu demedim. Görüntülere bakamamıştım. Kendimi zorladım ve görüntülere baktım. Hapsi vahşice saldırıyorlar küçücük çocuğa. O, elinde ne bir taş ne bir cisim hiçbir tarafa verilmeden masum çocuğa böyle saldırılır mı? Adalete sığınıyorum” diye konuştu.

Ağabey Gürkan Korkmaz da, sınıf arkadaşı olan sanık avukatının görevden çekilmesini istedi. Korkmaz, şöyle dedi:

SANIK AVUKATI ARKADAŞININ DAVADAN ÇEKİLMESİNİ İSTEDİ

"Sanık avukatlarından biri benim sınıf arkadaşım olur. Kardeşimin hastanedeki sürece tanık olmuş, morgda yanımıza bulunmuş, kardeşlik ilişkisi adı altında bizden bilgi almıştır. Vekaleti olmasa da bizden bilgi belge almış, sonra sanık avukatı olmuştur. Menfaat çatışması vardır. Bunun göz önünde bulundurularak vekillikten çekilmesini talep ediyorum.”

TUTUKSUZ SANIKLARIN TUTUKLANMASI İSTENDİ

Müdahil avukatları, tanık ifadeleri ve delillerin dikkate alınarak tutuksuz sanıklardan Yalçın Akbulut, Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin’in tutuklanmasını talep etti. Müdahil avukatları, tanık Sefa Kırbaş’ın cep telefonuyla olay anında çektiği görüntülerin bilirkişiye gönderilerek saat tespiti yapılmasını da istedi. 

SAVCI YALÇIN AKBULUT'UN TUTUKLANMASINI TALEP ETTİ

Savcı, Gürkan Korkmaz’ın sanık avukatının çekilmesi talebinin reddine, Tevfik Caner Ertay’ın dosyasının Eskişehir’den istenmesine, tutuklu sanıklar Mevlüt Saldoğan İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu Ebubekir Harlar ve Muhammet Vatansever’in tutukluluk hallerinin devamına, aynı gerekçelerle suça iştirak ettiği konusunda delillerin bulunması nedeniyle tutuksuz sanık Yalçın Akbulut’un da tutuklanmasına karar verilmesini talep etti.

PAŞA MI OLMASI LAZIM TAHLİYE EDİLMESİ İÇİN

Sanık avukatları ise, tanıkların yalan ifadeleri nedeniyle haklarında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Tutuklu sanık Mevlüt Saldoğan’ın avukatı Mutlu Karayılan, müvekkili için tahliye talebinde bulunurken, "Tahliye edilmesi için illa paşa mı olması lazım" sözleri salonda tartışmaya neden oldu. Diğer avukatlar da müvekkillerinin tahliyesini talep etti.

KARAR AÇIKLANDI VE DURUŞMA 14 TEMMUZ'A ERTELENDİ

Üçüncü kez verilen aradan sonra kararı açıklayan Mahkeme Başkanı, "Tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, tüm tutuksuz sanıkların tutuklanması talebinin reddi ile iddia amakamının Yalçın Akbulut’un tutuklanma talebinin reddine. Bilirkişiden ek rapor istenmesine, katılan tarafından izletilen yeni görüntülerin soruşturma dosyasının istenmesine, MOBESE görüntülerinin istenmesi, geldiğinde bu görüntülerin göz önüne alınması için TUBİTAK’a gönderilmesi, Sefa Kırbaş’a ait görüntünün sunulması takdirde görüntü saat tespitinin yaptırılması, dinlenen tanık Tevfik Caner dava dosyasının istenmesine, olay yer ve çevresinde yapılan telsiz görüşmelerinin mahkemeye gönderilmesinin istenmesine, Sağlık Bakanlığı’na yazı yazılarak Ali İsmail Korkmaz’ın kaldığı hastanelerde yürütülen soruşturma varsa dosyanın istenmesine, Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’nden polis memurlarına olay günü zimmetli olarak verilmiş gaz maskesi ve kask bulunup bulunmadığının sorulması, Ali İsmail Korkmaz’ın tüm sağlık bilgilerinin istenmesi için Adli Tıp Kurumu’na yazı yazılmasına, tanıklara zaman harcadıkları için ücret verilmesine, duruşmanın bu salonda 14 Temmuz’a ertelendi." dedi. Kararın açıklanmasının ardından salonda bulunanlar 'Ali İsmail Kormaz ölmez' diye bağırdı.

DÖ(OE/SSA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.