Öne Çıkanlar 7 yaralı Putinden Filistin Yorumu: Harita Böyle Olmalı Seul Acorn Sabri

Bu haber kez okundu.

"Kozmik oda"da yarım asırlık devlet sırrı ele geçti

Dönemin Başbakan Yardımcısı Arınç'a suikast düzenleneceği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında "kozmik oda"da 20 gün yapılan aramalarda TSK'nın devlet sırrı niteliğindeki belgeleri ele geçirildi.
HSYK Başmüfettişliğince, soruşturmayı yürüten hakim ve savcıların meslekten çıkarılmaları istemli raporda, Genelkurmay Başkanlığının o günlerde tuttuğu tutanaklara da yer verildi.
Odalardaki belge ve arşiv kayıtları, devlet sırrı niteliğinde, devletin güvenliğiyle ilgili doğrudan bilgiler içerdiğinden bu odalara giriş izni verilemeyeceği tespitlerinin yer aldığı tutanaklarda, "Bu açıklamaya rağmen Hakim Kadir Kayan tarafından bugüne kadar yapılan incelemelerden 1970'li yıllardan günümüze kadar yüklenen suçla ilgisi olmayan devlet sırrı niteliğindeki tüm bilgilere nüfuz edilmiştir" ifadeleri dikkati çekti...

Genelkurmay  Başkanlığının tüm itirazlarına rağmen, kamuoyunda "kozmik oda" olarak bilinen  Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında 20 gün boyunca yapılan  aramaların ayrıntıları, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)  Başmüfettişliğinin raporuyla ortaya çıktı.
HSYK müfettişlerince "kozmik oda" soruşturmasında görev yapan hakim ve  savcılarla ilgili hazırlanan raporda, Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge  Başkanlığı 11 ve 16 nolu odalarda yapılan aramaya ilişkin ayrıntılara yer  verildi.    Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a "suikast" düzenleneceği  yönündeki telefon ihbarı sonucu konuyla ilgili soruşturma başlatan Ankara  Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge  Başkanlığı 11 ve 16 nolu odalarda 25 Aralık 2009'da kendisi arama yapmak istedi. Genelkurmay Seferberlik Tetkik Dairesi Başkanlığınca yazılan yazıda,  binanın 1. katında bulunan 11 ve 16 numaralı çift kilitli çelik kapılarla  muhafaza edilen odalardaki bilgi, belge ve arşiv kayıtlarının devlet sırrı  niteliğinde, devletin güvenliğiyle ilgili doğrudan bilgiler içerdiğinden Ceza  Muhakemesi Kanunu'nun 125. maddesi gereği cumhuriyet savcılığına bu odalara giriş  izni verilemeyeceği belirtildi. Bunun üzerine Bilgili yerine dönemin Ankara Hakimi Kadir Kayan, 26  Aralık 2009'da Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı 11 ve 16 nolu  odalarda arama yapmaya başladı. Kayan'ın 20 gün süren araması sonucu CD, dosya ve  hard disklerden oluşan "gizli belgeler" dışarı çıkarılarak, bugün FETÖ ile  bağlantılı oldukları tespit edilen TÜBİTAK uzmanı bilirkişilere çözümletildi.
HSYK'ya şikayet
Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğince HSYK'ya başvurularak,  soruşturmaya karışan hakim ve savcılar hakkında, "19 Aralık 2009 tarihinde sahte  olarak düzenlendiği anlaşılan ihbar tutanağı ile başlayan ve kamuoyunda 'kozmik  oda' olarak bilinen soruşturmada, Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge  Başkanlığında, içerisinde 'devlet sırrı' niteliğinde bilgi ve belgeler bulunan 11  ve 16 nolu odalarda yer alan, devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal  yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgi ve  belgeleri, hukuka aykırı yollarla, siyasal ve askeri casusluk maksadıyla temin  ederek, başka kişilere açıklamak yoluyla işlemiş oldukları eylemlerden dolayı"  işlem yapılması istendi.
Hakim ve savcılardan Seferberlik Tetkik Daire Başkanlığında görev  yapan askerler de şikayetçi oldu. HSYK Başmüfettişliğince, Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili,  eski Ankara Cumhuriyet Savcısı, Trabzon Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan, Ankara  Hakimi Hasan Şatır, emekli Hakim Selahattin Türkeli, Ankara hakimleri Nihal Uslu,  Halil İbrahim Kütük, Abdullah Bahçeci, eski Ankara Hakimi, halen Denizli Hakimi  Dündar Örsdemir hakkında soruşturma başlatıldı ve bu kişiler soruşturma  tamamlanıncaya kadar görevden uzaklaştırıldı. Bu kişiler hakkında, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından başlatılan  soruşturma kapsamında gözaltı kararı da verildi. Bulunamayan Mustafa Bilgili  hakkında yakalama kararı çıkarıldı.   
Meslekten çıkarılmaları istendi
Devam eden süreçte HSYK Başmüfettişliği, görevden uzaklaştırılan bu  kişilerle ilgili meslekten çıkarılmaları istemli raporunu tamamladı. Raporda, aramada el konulan belgelerin "devlet sırrı" niteliğiyle  ilgili hukuki değerlendirme yapılarak, hakim ve savcıların yanı sıra  şikayetçilerin de ifadelerine yer verildi. Buna göre, olay tarihinde Seferberlik Tetkik Daire Başkanlığı  görevinde bulunan Tümgeneral Selahattin Kısacık, 30 Aralık 2015 tarihli  ifadesinde, "Özel Kuvvetlere bağlı Seferberlik Tetkik Daire Başkanlığının savaş  veya işgal durumunda vatanseverlerin gayrinizami harp faaliyeti içerisinde  örgütlenmeleri, eğitimleri gibi hususları yürütmekle görevli bir teşkilat  olduğunu, bu amaçla devlet ve ülke güvenliği için çalıştığını, Bölge  Başkanlığındaki 11 ve 16 nolu arşiv ve çalışma odalarında bulunan bilgi ve  belgelerin büyük kısmının devletin iç ve dış güvenliğiyle doğrudan ilgili devlet  sırrı niteliğinde bilgi ve evraklar olduğunu" belirtti.
Bilgili'nin savunması
HSYK Başmüfettişliği, Savcı Mustafa Bilgili'nin savunmasını 31 Mart'ta  aldı. Bilgili, savunmasında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı  bulunmadığını ileri sürerek, "Söz konusu evrak o dönemde Ankara Başsavcı Vekili  Hamza Keleş tarafından soruşturmaya kaydedilerek tarafıma tevzi  edilmiştir. Cumhuriyet savcısı olarak benim evrakı soruşturmaya kaydetme ve  kendime tevzi etme, alma yetkim yoktur." şeklinde beyanda bulundu. "Kozmik odaların" aranması, şüphelilerin ifadesinin alınması,  tutuklamaya sevk edilmesi gibi adli soruşturmaya ilişkin esaslı işlemlerin,  Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu ve Başsavcı Vekili Hamza Keleş'in  bizzat görüşleri alınarak, denetim ve gözetimleri kapsamında gerçekleştirildiğini  öne süren Bilgili, şu savunmayı yaptı: "Soruşturmaya ilişkin evrakın, tarafıma tevzi edilmesinden itibaren  attığım tüm adımlar, tüm işlemler, Başsavcı Vekilim ve Başsavcım ile paylaşılarak  yapılmıştır. Soruşturma konusunun hükümete darbe yapmaya yönelik olması nedeniyle  siyasi tarafının bulunduğu dikkate alınmış, ne zaman, nerede, ne yapılacak,  nerede arama yapılacak, bilirkişi kim olacak, teknik ve fiziki takip yapılacak  mı, kime veya kimlere yapılacak hatta kimler hakkında tutuklama talep edilmesi  gerektiğine kadar tüm kararların, Başsavcı Vekili ve Başsavcı ile müzakere  edilerek alındığını, hiçbir önemli kararı kendiliğimden almadığımın bilinmesini  isterim. Bu hususlarda o günkü Başsavcım ve başsavcı vekillerinin  tanık olarak  dinlenmesini talep ederim.    Dönemin başsavcı vekilleri Hamza Keleş ve Murat Esen, dönemin  Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu, dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin, bu konuyla  ilgili açıklamalarda bulunan dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve  Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tanık olarak dinlenilmesini talep ediyorum."
Genelkurmay Başkanlığı tutanakları
HSYK'nın raporunda, aramaların yapıldığı süreçte Genelkurmay  Başkanlığınca gün gün tutulan tutanaklara da yer verildi. Kayan'ın aramaları sürerken, 3 Ocak 2010 tarihli tutanakta, "Ankara  Seferberlik Bölge Başkanlığında kozmik evrakların bulunduğu 11 ve 16 nolu  odaların Hakim Kadir Kayan tarafından incelenmesine 27 Aralık 2009 günü saat  00.15'te başlanılmıştır. Birlik temsilcisi Tümgeneral Selahattin Kısacık  tarafından 'yüklenen suçla ilgisi olmayan devlet sırrı niteliğinde bulunan  bilgilere nüfuz edilmemesi ve yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikteki  bilgilerin tutanağa geçirilmesi' hususu Hakim Kadir Kayan'a belirtilmiştir. Bu  açıklamaya rağmen Kayan tarafından bugüne kadar yapılan incelemelerden 1970'li  yıllardan günümüze kadar, yüklenen suçla ilgisi olmayan devlet sırrı  niteliğindeki tüm bilgilere nüfuz edilmiştir." denildi.
Genelkurmay Başkanlığının tutanaklarında arama işleminin soruşturma  konusu fiille sınırlandırılması, aramanın en kısa sürede tamamlanması konularının  Kayan'a hatırlatıldığı da belirtildi. Bilinçli ve karara aykırı olarak arama süresinin uzatıldığı kanaati  oluştuğu aktarılan tutanaklarda, Kayan'ın, soruşturma konusuyla ilgisi olmayan,  "Ankara'da işlenen cinayetler, Ahmet Taner Kışlalı, Hablemitoğlu, Uğur Mumcu,  Danıştay, şüpheli şahıslar, zararlı şahıslar, tatbikat, şifahi emirler, komutan  emirleri, gerçek görev, maskeli görev, maske mazereti, haftalık rapor, kişiye  özel notlar, özel görev, özel personel, haber toplama planı, bölge etüdü, cami  çalışmaları ve kilise" gibi ibarelerle aramalar yaptığı kaydedildi.  Tutanakta bahse konu anahtar kelimelerin ve yapılmak istenen işlemin  soruşturma konusuyla ilgili olmadığı, bunun yetkinin aşılması anlamına geleceği  ve suç teşkil edeceğinin hatırlatıldığı, Kayan'ın ise "hangi belgenin devlet  sırrı olduğu, hangisinin suçla ilgisi olduğu konularındaki değerlendirmenin  tamamen kendisi tarafından yapılacağını" beyan ettiği ve aramasını sürdürdüğü  vurgulandı.
Suikastle ilgili herhangi bir araştırma yapılmamış
HSYK Başmüfettişliğince hazırlanan raporda, açığa alınan savcı Mustafa  Bilgili tarafından, olay tarihinde suikaste uğrayacağı iddia edilen Bülent  Arınç'ın ikametinde veya Ankara'da bulunup bulunmadığına dair herhangi bir  araştırma ve incelemenin yapılmadığı vurgulandı.
Şüphelilerin yakalandıkları noktadan, suikast yapılacak yeri görüp  göremeyecekleri hususlarının da araştırılmadığına dikkat çekilen raporda, savcı  Bilgili tarafından yürütülen soruşturmada, maddi gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik, delil araştırması yoluna da gidilmediği ifade edildi. Raporda, "makul şüphe", "ihbarı destekleyen emarelerin olmaması",  "somut olguların bulunmaması"na karşın, Bilgili tarafından, 25-26 Aralık 2009'da,  içerisinde devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belgeler bulunan Seferberlik Tetkik  Kurulu Ankara Bölge Başkanlığındaki 11 ve 16 numaralı arşiv ve çalışma odalarında  arama, inceleme ve çözümleme talep edildiği anlatıldı. Talebin, şüphelilerin üzerine atılı suç açıkça belirtilmeden yapıldığı  ifade edilen raporda, talep üzerine, hakim Kadir Kayan tarafından alınan kararlar  doğrultusunda, Bilgili'nin yazdığı müzekkere ile suçla ilgisi olmayan kelimelerin  aranması talebinde bulunulduğu, böylece soruşturmanın başka bir amaçla yapıldığı  izlenimi oluşturulduğu ve hukuka aykırı hareket edildiği bildirildi. Arama kararları öncesinde ve sonrasında, şüphelilerin ve müdafilerinin  ifade ettikleri hususların Bilgili tarafından değerlendirmeye alınmadığı, bu  şekilde savunma hakkının ihlal edildiği, cumhuriyet savcısının şüphelinin  aleyhine ve lehine tüm delilleri toplayacağına ilişkin kanun hükmüne de açıkça  aykırı davranıldığı kaydedildi.
"Yasal mevzuata aykırı"
Raporda, cumhuriyet savcısının soruşturma aşamasında devlet sırrı  niteliğindeki bilgi veya belgeleri inceleme yetkisi bulunmadığından, bu aşamada  bahsi geçen şekilde talepte bulunulmasının da yasal mevzuata aykırı olduğu  vurgulandı.    Bilgili'nin, hakim Kayan tarafından başlatılan aramalar sürecinde,  sürekli kozmik odaların bulunduğu yere geldiği anlatılan raporda, bu süreçte  Kayan ile sürekli konuştuğu, bilirkişilerin seçimlerine ilişkin de görüşmeler  yaptığı belirtildi. Raporda, Bilgili'nin ifadesini aldığı şüphelilere, kozmik odadan hakim  Kayan tarafından çıkarılan devlet sırrı niteliğindeki belgelere yönelik sorular  sorduğu, bu şekilde bu belgelerden haberdar olduğunun anlaşıldığı ifade edilerek,  soruşturma dosyasına konu suç ve suçlamalar ile ilgili olarak ise şüphelilere  kapsamlı sorular sorulmadığı kaydedildi. Raporda, 16 numaralı odada, 3 yıl kadar sonra mahkemeden alınan karar  doğrultusunda, "devlet sırrı" kavramına değinilmeksizin yeni ve yeterli bir delil  bulunmadan, tekrardan arama yapıldığı belirtilerek, devlet sırrı niteliğindeki  bazı bilgi ve belgelere el konulduğu, bir kısım bilgi ve belgelerin Genelkurmay  Başkanlığına kademeli olarak iade edildiği aktarıldı. Bilgili'nin, ilk aramadan 3 yıl kadar sonra yapılan aramada, devlet  sırrı niteliğindeki dijital verileri, yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı  olarak yaklaşık 9 ay beklettikten sonra emanete aldığına işaret edilen raporda,  bu verilerin soruşturma dosyası kapsamında herhangi bir görevi bulunmayan üçüncü  kişi konumundaki bilirkişilerce incelenmesi sağlanarak kopyalarının  çıkartılmasına izin verdiği ifade edildi.
"Belgeler Albay Köse tarafından teslim edildi"
Raporda, söz konusu bilgi ve belgelerin FETÖ'nün darbe girişimine  ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan Genelkurmay Adli Müşaviri Albay Muharrem  Köse tarafından Bilgili'ye teslim edildiği bildirildi. El konulan "imaj hard disk" içerisinde, yürütülmekte olan  soruşturmayla ilgili bilgi veya belgelerin bulunmadığı, bulunması halinde dahi  soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı tarafından söz konusu bilgi ve belgelerin  incelenemeyeceği vurgulanan raporda şu değerlendirmelere yer verildi: "Yapılan tüm bu tespitler neticesinde, savcı Bilgili'nin, içeriği  sahte olarak düzenlenen ihbar tutanağına dayanarak, savunmada ileri sürülen  delilleri araştırmadan, soruşturma kapsamındaki şüphelilerin savunma haklarını da  açıkça ihlal ederek, lehe yönünde delil toplama görevini de yerine getirmediği  anlaşılmıştır. Bilgili'nin yanlı olarak hazırlanan kolluk değerlendirme  tutanaklarına itibar ederek, dosya içeriğiyle örtüşmeyen zıt bir şekilde yapılan  yorum ve değerlendirmelerle, içerisinde devlet sırrı niteliğinde bilgi ve  belgeler bulunan Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığındaki 11 ve 16 nolu arşiv ve  çalışma odalarında, hukuka aykırı yollarla, makul şüphe bulunmamasına karşın,  arama ve el koyma yaparak buradaki bilgi ve belgeleri temin ettiği  belirlenmiştir. Bilgili'nin, elde ettiği bu bilgi ve belgeleri soruşturma  kapsamında herhangi bir görev ve yetkisi bulunmayan, FETÖ/PDY içerisinde yer  alan, 'Balyoz, Askeri Casusluk, Poyrazköy, Ergenekon ve OdaTv' gibi davalarda  bilirkişilik yapan ve taraflı bilirkişi raporu hazırladığı iddiası bulunan,  TÜBİTAK tarafından iş akdine son verilen Ünal Tatar isimli şahsa, soruşturma  dosyasında herhangi bir görevi ve yetkisi olmamasına rağmen adliyede inceleterek  imaj almasını sağlamak suretiyle bu bilgi ve belgeleri elde ederek öğrenmesine  neden olduğu anlaşılmıştır."
"Devlet sırrı niteliği taşıyan belgeler Akoğuz'a da verildi"
Bilgili'nin, kamuoyunda "cemaat tarafından yapıldığı" belirtilen  soruşturma dosyalarında bilirkişilik görevi yapan, FETÖ/PDY içerisinde yer alan  ve görev yaptığı TÜBİTAK tarafından iş akdi sona erdirilen Burak Akoğuz'u  bilirkişi olarak görevlendirdiğine işaret edilen raporda, devlet sırrı  niteliğindeki bilgileri bu kişiye de verdiği bildirildi. "Kozmik oda" soruşturması sürecinde Mustafa Bilgili ile Şadan  Sakınan'ın sürekli telefonla irtibat halinde bulunduğuna değinilen raporda, "Bu  görüşmelerin sonrasında da Mustafa Bilgili ile güvenlik güçleri arasında  görüşmeler yapıldığı, ayrıca dosyada resmi bir görevlendirmesi bulunmayan ancak  Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili tarafından devlet sırrı niteliğindeki 'imaj  hard disk'in kopyalanması ve kendisine verilmesi sağlanan Ünal Tatar isimli şahıs  ile Mustafa Bilgili arasında yapılan görüşmeler öncesi ve sonrasında da Bilgili  ile Sakınan'ın irtibat halinde oldukları anlaşılmıştır." ifadesi kullanıldı.
Bilgili ve Sakınan'ın yanı sıra Ankara Hakimi Hasan Şatır, emekli  hakim Selahattin Türkeli, Ankara Hakimleri Nihal Uslu, Halil İbrahim Kütük,  Abdullah Bahçeci, eski Ankara halen de Denizli Hakimi Dündar Örsdemir ile ilgili  "meslekten çıkarılma" istemli raporun sonuç bölümünde şunlar kaydedildi: "Tüm 'kozmik oda' soruşturması sürecinde yapmış oldukları işlemleriyle  FETÖ/PDY içerisinde yer alarak hareket etmek suretiyle, içerisinde devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belgeler bulunan kozmik odada arama yapılarak bu bilgi ve  belgelerin hukuka aykırı yollarla ele geçirilip askeri ve siyasal casusluk amacıyla temin edilip açıklanması eylemine, soruşturma ve değerlendirme  kapsamındaki hakimler, cumhuriyet savcıları ve diğer kişilerle birlikte hareket  ederek müşterek fail olarak katıldıkları tespit edilmiştir. Bu itibarla,  haklarında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin mevcut bulunması ve  bu şekilde mesleğe olan genel saygı ve güveni gidererek, mesleğin şeref ve  nüfuzunu veya şahsi onur ve saygınlıklarını yitirdiği, memuriyet nüfuz ve  itibarını bozacak nitelikte hareket ettiği ve nihayetinde hakkındaki iddiaların  sübut bulduğu anlaşılmıştır."
Dikkat çeken para transferleri
Öte yandan, HSYK raporunda, Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma  Kurulu Başkanlığınca soruşturmayı yürüten hakim ve savcılara ilişkin hazırlanan  ve dikkat çekici bulunarak HSYK'ya gönderilen mali analizlere de yer verildi. Bu kapsamda, dönemin Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili'ye  ilişkin mali analiz raporunda, Bilgili'nin hesabından haziran 2013'te bir şirkete  300 bin lira tutarında EFT yapıldığı, işlemin açıklamasında "29.05.2013 tarihinde  gelen buğday avansı iadesi" yazdığı belirtildi. Bilgili'nin 29 Mayıs 2013'te İstanbul Arnavutköy'de tapu alış kaydı  bulunduğu anlatılan analiz raporunda, bu işleme ilişkin havale ve EFT bilgisinin  tespit edilemediği, 29 Mayıs-3 Haziran 2013'te gerçekleşen bu işlemlerin  mahiyetinin anlaşılamadığı ve bu durumun dikkat çekici olduğu bildirildi. Dönemin Ankara Hakimi Hasan Şatır'a ilişkin mali analiz raporunda ise  Şatır'ın 100 bin lira tutarında 4 farklı ihtiyaç kredisi kullandığı tespitine yer  verildi. Bu kredi tutarlarından talimatla bir şahsa 187 bin lira ödeme yapıldığı  anlatılan analiz raporunda, kredi taksitlerinin ödeme yapılan bu kişinin  hesabından virman ile tahsil edildiği belirtildi. Söz konusu şahıs hakkında veri  tabanında yapılan araştırma neticesinde ulaşılan istihbari bilgilere göre, şahsın  3. kişilere ait banka ödemelerini ve gayrimenkul işlemlerini şahsına ait bireysel  hesaptan gerçekleştirdiğinin ifade edildiği belirlendi.
Eski Ankara Hakimi Dündar Örsdemir'in de bir şahsa 5 farklı işlemle  toplam 457 bin 500 lira tutarında havale gönderdiği, MASAK veri tabanında yer  alan istihbari bilgilere göre, bu şahsın şirket sahibi olduğu, ticari işlemlerini  şirketin hesabında değil bireysel hesabında yürüttüğü, alım-satım işlemlerinden  gayriresmi aldığı bedelleri bireysel hesabında değerlendirmiş olabileceğinin  belirtildiği aktarıldı.
 Analiz raporları doğrultusunda, 3628 sayılı Mal Bildiriminde  Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu kapsamında Bilgili, Şatır  ve Örsdemir hakkında, HSYK Teftiş Kurulu Yönetmeliği uyarınca, bu eylemlerle  ilgili ihbarda bulunulması gerektiği düşünülerek, konunun HSYK'ya bildirildiği  ifade edildi. Raporda, tüm bu nedenlerle soruşturma maddesindeki hususlar sübut  bulduğundan, kapatılan Ankara CMK 250. Maddesi ile yetkili Cumhuriyet Başsavcı  Vekilliği eski Cumhuriyet Savcısı, halen Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa  Bilgili hakkında 2802 Sayılı Yasanın 69. maddesi uyarınca meslekten çıkarma  cezası uygulanması ve kovuşturma yapılması istendi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.