Öne Çıkanlar esed Milli füze Nevzat Alagöz mehmet şimşek Suriye Riyad Tahran savaş Yemen

Bu haber kez okundu.

Kılıçdaroğlu:Onu hapise atan yargıç, yargıç değildir

 

Basın özgürlüğüne ilişkin eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, "İki gazeteci arkadaşımız, MİT tırları ile ilgili haber yaptı diye şimdi Silivri zindanlarında bekliyorlar. Tecritteler, tecritteler. Şöyle bir düşünelim bu haber yalan mıydı? Yüzde yüz doğru. Haberin tek cümlesinde bile çarpıtma yoktu. Gelin bir kanun çıkaralım beraber. Hiçbir gazeteci tutuklanmasın. Gazetecilerin tutuklanmasını kaldıralım. Yargılansınlar. Ama niye tutuklu yargılansınlar. Açık, net sayın Davutoğlu'na çağrıda bulunuyorum. Gerekirse bir yasal düzenleme yapalım biz kanun teklifini verdik. İsterseniz çekelim sizin verdiğiniz teklife destek verelim. Haber yapan kişiyi hapise atıyorsunuz. Onu hapise atan yargıç, yargıç değildir. Cumhuriyet hep bedel ödedi ama hep var oldu ama diktatörler baskıcı yönetimlerin hepsi tarihin çöplüklerinde. Türkiye'yi bu demokrasi ayıbından kurtarmak zorundayız" dedi. 


Basın özgürlüğüne değinen Kılıçdaroğlu, "Bizim gibi yarım demokrasilerde, uygar toplumların tanımladığı hibrit demokrasiyi yaşayan bir Türkiye'de ise medya özgürlüğünden söz edemeyiz. Medya özgür değil. Dikta yönetimlerine benzer bir kuşatma içinde medya. Dikta yönetimleri iki alana müdahale ederler. Bir yandaş, havuz medyası oluştururlar. Her söyleneni onaylayan bir medya. Halka doğru bilgi değil, güçlerin istediği bilgiyi, istediği dozda veren medya isterler. İkincisi objektif yayın yapan bağımsız medyayı baskı altına alırlar. Doğru haber yapmasın, beyler rahatsız olmasın diye. Medya patronlarına ağır cezalar verirler. Devlet bütün gücünü kullanarak medya patronunu cezalandırır. Elinde devletin sopası vardır. Ya benim dediğimi yapacaksın ya ben seni yaşatmayacağım der. Şu gazeteciyi beğenmiyorum neden bu gazetede yazıyor? Onu gazetenden, televizyonundan atacaksın derler. Türkiye'de onlarca örneği var. İşten atılan yüzlerce gazeteci var. Buna demokrasi diyoruz. Hangi demokrasi? Ankara'daki beylerin ileri demokrasisi diyoruz buna. Bu da yetmiyor. Medya kuruluşlarına yine devletin gücünü kullanarak, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu aracılığıyla baskı kuruyor el koyuyorsunuz. Ondan sonra çıkıp diyorsunuz ki 'Türkiye'de demokrasi var.' Hangi demokrasi? Yandaş medyaya her şey mubah. Her şey. Demokrasi, basın özgürlüğü bu mudur?" diyerek eleştiride bulundu. 

"HABER YAPTI DİYE EĞER GAZETECİYİ HAPİSE GÖNDERİRSENİZ ORADA KIRMIZI ÇİZGİ SADECE LAFTA KALMIŞ OLUR" 

Kılıçdaroğlu, "Davutoğlu'nun basın özgürlüğüne verdiği cevap; 'Soru soran gazeteci evine gidebiliyorsa o ülkede basın özgürdür' diyor. Güzel. Soru soran gazeteci evine gidiyor da. Yazı yazan, haber yapan gazeteci, hapishaneye gidiyorsa o ülkede basın özgür müdür değil midir? Soru budur zaten. Haber yaptım diye hapishaneye gidiyorum ben. Basın özgürlüğü bizim kırmızı çizgimiz eyvallah. İtirazımız yok. Ama haber yaptı diye eğer gazeteciyi hapise gönderirseniz orada kırmızı çizgi sadece lafta kalmış olur. Gazeteci gerektiğinde, hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan kişidir dedik. Onun haberini yayınlayan organa da gazete diyoruz zaten" diye konuştu. 

"İKİ GAZETECİ ARKADAŞIMIZ, MİT TIRLARI İLE İLGİLİ HABER YAPTI DİYE ŞİMDİ SİLİVRİ ZİNDANLARINDA BEKLİYORLAR" 

Kılıçdaroğlu, "İki gazeteci arkadaşımız, MİT tırları ile ilgili haber yaptı diye şimdi Silivri zindanlarında bekliyorlar. Tecritteler, tecritteler. Şöyle bir düşünelim bu haber yalan mıydı? Yüzde yüz doğru. Haberin tek cümlesinde bile çarpıtma yoktu. Doğru haber yazıyor kamuoyunu aydınlatıyorsunuz, iktidarın yalanlarını 78 milyona, dünyaya duyuruyorsunuz benim yalanlarımı neden duyurdun diye ona ceza veriliyor. Bu mudur demokrasi, medya özgürlüğü? Hepimizin sorgulaması lazım" dedi. 

"YÜRÜRLÜKTEKİ DARBE ANAYASASINDA DEVLET BASIN HABER ALMA HÜRRİYETLERİNİ SAĞLAYACAK TEDBİRLERİ ALIR" DİYOR 

Kılıçdaroğlu, "Şu anda yürürlükte olan anayasa darbe anayasası. Basın özgürlüğü ile ilgili oradan bir cümle okuyayım; devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. Yani medyanın özgürlüğünü koruyacak tedbirleri devlet alır diyor. Anayasa diyor. Hükümet ne yapıyor? Sen madem bu haberi yaptın ve bu haber doğru ben seni süründüreceğim" açıklamasında bulundu. 

"HER BASKICI DÖNEMDE DE BEDEL ÖDEYEN TEK GAZETE CUMHURİYET'TİR" 

Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet gazetesi cumhuriyet ile yaşıt olan bir gazete. Cumhuriyet Gazetesi, Türk medyasının akademisidir. Okuludur. Cumhuriyet her dönemde doğruları yazarak yoluna devam etmiştir. Her baskıcı dönemde de bedel ödeyen tek gazete Cumhuriyet'tir. 12 Eylül, 12 Mart'ta bedel ödemiştir. Gazeteciler zindanlara atılmıştır. İşkenceden geçirilmiştir. Yazarları öldürülmüş, katledilmiştir. Bedel ödemeye hala devam ediyor. Bu ülkede göstermelik bir demokrasi var" dedi. 

"HABER YAPAN KİŞİYİ HAPİSE ATIYORSUNUZ ONU HAPİSE ATAN YARGIÇ, YARGIÇ DEĞİLDİR" 

Kılıçdaroğlu, "Haber yapan kişiyi hapise atıyorsunuz. Onu hapise atan yargıç, yargıç değildir. Bütün yargıçlardan özür diliyorum ona yargıç dediğim için. Yargıç değildir o. Vicdanında özgürlüğü hissetmeyen medya özgürlüğünü bilmeyen bir kişiye hakim yargıç denilemez. Hadi savcı tamam birilerinin savcısı cumhuriyetin değil. Birilerinin kölesi, sözcüsü. Onun getirdiğini aynen onaylıyor yargıç. Sen nasıl yargıçsın? Dünyadan nasıl haberin yok? Türkiye'yi dünyaya rezil etmeye senin ne hakkın var" ifadelerini kullandı. 

"CUMHURİYET HEP BEDEL ÖDEDİ HEP VAR OLDU AMA DİKTATÖRLER BASKICI YÖNETİMLERİN HEPSİ TARİHİN ÇÖPLÜKLERİNDE" 

Kılıçdaroğlu, "Dünyadaki bütün medya kuruluşları Türkiye'deki bu gelişmelerden kaygı duyuyorlar. Cumhuriyet hep bedel ödedi ama hep var oldu. O diktatörler, baskıcı yönetimlerin hepsi gitti. Hepsi tarihin çöplüklerinde" dedi. 

"HER BİRİMİZİN SABAH GİDİP BASKI ALTINDA OLAN MEDYADAN BİRER GAZETE SATIN ALMAMIZ LAZIM" 

Kılıçdaroğlu, "Bir şey yapmamız lazım. Her birimizin sabah gidip baskı altında olan medyadan birer gazete satın almamız lazım. Cevap vereceksen diktatöre bunun cevabı budur. Lafla peynir gemisi yürümez destek vereceğiz. Baskı altında olan medyaya destek, moral vereceğiz. Herkesin hiçbir ayrım yapmadan baskı altında olan gazetelere, gazetecilere sahip çıkması lazım" dedi. 

"AÇIK, NET SAYIN DAVUTOĞLU'NA ÇAĞRIDA BULUNUYORUM BERABER KANUN ÇIKARALIM HİÇBİR GAZETECİ TUTUKLANMASIN"

Kılıçdaroğlu, "Gelin bir kanun çıkaralım beraber. Hiçbir gazeteci tutuklanmasın. Gazetecilerin tutuklanmasını kaldıralım. Yargılansınlar. Ama niye tutuklu yargılansınlar. Açık, net sayın Davutoğlu'na çağrıda bulunuyorum. Gerekirse bir yasal düzenleme yapalım biz kanun teklifini verdik. İsterseniz çekelim sizin verdiğiniz teklife destek verelim" açıklamasında bulundu. 

"TÜRKİYE'Yİ BU DEMOKRASİ AYIBINDAN KURTARMAK ZORUNDAYIZ" 

Kılıçdaroğlu, "Türkiye'yi bu demokrasi ayıbından kurtarmak zorundayız. 21. Yüzyılın Türkiye'sine bu tablo yakışmıyor. MİT tırlarında silahı sanki ilk kez Cumhuriyet yazdı. Defalarca yazıldı, söylendi. Neden? Çünkü birileri dedi ki; onlar en ağır cezaya çarptırılacaklar bedelini ödeyecekler. Birileri dedi. Birilerini dediğini yasa kabul edip işlem yapan bir yargıç, savcı var. sorunumuz da burada başlıyor. O tırlarda silah olduğunu bizim milletvekillerimiz de defalarca dile getirdi. Gizlilik kararı alınan mahkeme dosyalarında, şoförlerin ifadelerinde var" diye konuştu. 

"TUĞRUL TÜRKEŞ, 'YEMİN EDİYORUM, VALLAHİ, BİLLAHI O SİLAHLAR TÜRKMENLERE GİTMİYORDU' DİYOR" 

Kılıçdaroğlu, "Kabinede olan Tuğrul Türkeş, 'Yemin ediyorum, vallahi, billahi o silahlar Türkmenlere gitmiyordu' diyor. AKP'nin bakanı söylüyor. Kendi bakanına sormuyor haberi yapan gazeteciyi neden bu haberi yapıyorsun diye gazeteci hapise atılıyor. Türkiye'nin saygınlığına zarara veren bu sürecin sonlandırılması lazım" dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.