Öne Çıkanlar esed Bezmialem Valide Sultan Camii Bursa Halep Mutfak

Bu haber kez okundu.

Eğer olaylar durdurulmasaydı, Türkiye...
 Kobani eylemlerinde yaşanan olayların halkın birikmiş tepkisi olarak görülmesi gerektiğini belirten Aysel Tuğluk, insanların çağrının ötesinden kendiliğinden sokağa çıktıklarını söyledi.


HDP'nin özeleştiri yapması gerektiğini savunanlara, "HDP üzerine düşeni yapıyor, asıl özeleştiri vermesi gereken, askerini, polisini sokaktaki halkın üzerine salan AKP hükumetidir" diyen Tuğluk, tehlikeyi, "Eğer olaylar durmasaydı Türkiye iç savaşa doğru gidiyordu" diyerek dile getirdi.

İnternethaber'den Nesrin Yılmaz'a konuşan Tuğluk'un açıklamaları şöyle...

HALK, SABRIN SONSUZ OLMADIĞINI GÖSTERDİ

Halkın tepkisi Kobani özelinde birikmiş bir patlama, bunu böyle görebiliriz. Hem çözüm sürecine ilişkin bir inanç kırılması söz konusuydu, hem Kobani'de çetelerin saldırısı altında soykırımla karşı karşıya kalan bir halk var ve bu bir ulusal ruh yarattı. Bunun sonucu olarak aslında kendiliğinden, çağrının ötesinde insanlar sokağa çıktılar. HemKobani devrimini ve savunmasını sahiplenmek, hem de bir nevi Türkiye'nin IŞİD'le işbirliği ilişkisinden kaynaklı bir tepkinin dışavurumundan başka bir şey değil. Hal, artık tahmmüllerin kalmadığını, sabrının sonsuz olmadığını gösterdi.

Altan Tan'ın partisine yaptığı eleştiriyi nasıl değerlendirdiğini sorduğumuz Tuğluk şunları söyledi:

 TÜRKİYE İÇ SAVAŞ DURUMUNA GİRDİ

Siyasetçiler olarak, neden insanlar bu noktaya geliyor, neden sokağa çıktılar belki biraz da bunun üzerinde durup, bu nedenleri ortadan kaldırmanın mücadelesini vermek lazım. Sonuçta toplum bir refleks gösteriyor. Türkiye neredeyse bir iç savaş durumuna girdi, eğer durdurulmasaydı bir iç savaşa doğru gidiyordu. Bu böyle bir şeydir zaten, bir öfke patlaması, bir kıvılcım alevlendirebiliyor. İnsanların yanıbaşında kendi halkından insanlar katliamla karşı karşıya kaldılar. Türkiye de IŞİd denen bu barbar çeteyle işbirliği yapan bir yapı. sonuçta halk kendi dayanışmasını gösterdi. Ve böyle geniş ve yaygın olaylarda da bu tür şeyler oluyor malesef.

KÜRTLER BARIŞ İÇİN AZ MI MÜCADELE ETTİ 

Neden HDP özeleştiri yapsın ki. Bizler, PKK, KCK, Sayın Öcalan, HDP, bütün Kürt kurum ve kuruluşları barış sürecinin ilerlemesi için gerekli özveriyi fedakarlığı yapmadıysak, bu anlamda barışı sağlamak için çaba sarfetmediysek bu eleştiriler doğru. Bütün bunları, hükumetin, IŞİD'le ilişkisini kesmesi, Kobani'deki, Rojava'daki Kürtlerin özyönetimini tanıması çağrısını yapmadık mı, barış için Kürtler az mı mücadele etti. Sabırla, inatla, kararlılıkla bu süreci götürmeye çalıştık. Fakat karşımızda barış sürecine denk bir adım, bir yaklaşım, bir politika,i siyasi bir yaklaşım göremedik. Oyalama üzerine, kandırma üzerine bir yaklaşım gördük. , Bir yandan çeteler eliyle Rojava'ya savaş ilan ediyor, bir yandan çözüm sürecinden bahsediyorlar. Hangi Kürt buna inanır, halk buna karşı sokağa çıkıp tepki gösterdi. BDP neyin özeleştirisini versin ki, HDP ne yaptı ki!

OLAYLARA TEK YANLI BAKMAK, YANILTIR

Peki bu olaylarda devletin sorumluluğu neden hiç araştırılmıyor. Asker ve polis sokağa çıkan insanların üzerine ateş açtılar, bunların tanıkları var. Bu yaklaşım bir sürü insanın ölümüne neden oldu. Olaylara tek yanlı bakmak, gerçekten yanıltır. Hizbullah'ı örgütleyip üzerimize salan bu devletin kendisi değil mi, AKP iktidarı değil mi. Onlarca, yüzlerce tutuklama yaptılar, bütün bunlarla nasıl çözüm süreci olacak, kimi inandıracağız biz bu çözüm sürecine. HDP, bu koşullarda bile sağduyu çağrısında bulundu ve olayların büyümemesi için çaba sarfetti. Özeleştiri vermesi gereken AKP hükumetidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
DRN 2 yıl önce

i̇ç savaşa doğru gi̇di̇yormuş si̇z daha hangi̇ bayrağa hi̇zmet etti̇ği̇ni̇zi̇ bi̇lmi̇yorsunuz... kendi̇ halkina zarar veren bi̇r li̇derli̇k yapiyorsunuz ..hiyarsiniz hiyar

Avatar
ahmet 2 yıl önce

sen bu devlete yemin ettin aylık alıyosun hiç bu devlet benim dedinmi demedin ama bu devletın herşeyinden yaraladınız siz hayinler cahil hakınızı kadırıp kan dömeye devam ediyorsunuz hemde kendi halkınızın diyarbakır veya güney dogu bizim halkımız degilmi sizler kimsini ne oldugunuz beli degilinsan kendi hakına katlıyam yaparmı

Avatar
Şahin Şimşek 2 yıl önce

FIKRA GİBİ:"Biz hiçbir zaman Türk ordusu gitsin orada savaşsın demedik. IŞİD'e karşı savaşmak isteyen On binler var, onları orada tükürükle boğarız, kapıları açın dedik! Onu da anlamamışlar. Size yalvaran, alçak olsun, sizin gibi olsun!"

Fıkra dediğimi bakmayın, tüm samimiyetimle söylemeliyim ki dehşet içinde dinledim kendisini...

Anlaşılan 36 masum insanın katledilmesinden fazla tatmin olmamış. Şayet tatmin olsa böyle kışkırtıcı, böyle ırkçı, böyle ayrıştırıcı bir dil kullanmazdı.

Barış süreci Abdullah Öcalan'la bile yürütülür ama dün bu açıklamayı yapan Demirtaş'la yürütülemez, bunu dün bize göstermiş oldu kendileri..

Yine tüm samimiyetimle söylemeliyim ki iki ülkeyi elini kolunu sallayarak işgal eden IŞİD isimli barbarlar ordusuna karşı Kobani'de gösterilen direniş beni ziyadesiyle mutlu ediyor.

Nedeni çok basit...

Ocu, şucu, bucu olmasına bakmadan, kim olursa olsun, eli silahlı işgalcilerin bir yerleri katliam yaparak ele geçirmesini insanlık onurum kabul etmiyor.

Türkiye'nin bu anlamda ırkına, milliyetine, inancına bakmadan sınırına dayanan herkesi bir misafir nezaketiyle ağırlamasını da gururla izliyorum.

Selahattin Demirtaş'ta bu gurura ortak olmak yerine, kaşıyan, kışkırtan ve karıştıran olmayı tercih ediyor maalesef...

Türkiye kapıları açsaymış, IŞİD'i tükürükle boğacaklarmış. Savaşı ilkokul çocuklarının tükürük yarışından ibaret sanan bir siyasi parti liderimiz de var artık!

Kendisi kürsüde konuşurken dili damağı kuruyan, on bardak su devirerek tükürük bezlerini nemlendiren bir liderin, "Biz IŞİD'i tükürüğümüzde boğarız" demesi nasıl da inandırıcı geldi bana anlatamam!

Mübarek tükürükten değil de yeni bir biyolojik silahtan bahsediyor sanırsınız! Ya da kendi tükürüğünü roket sanıyor!

Ben de bir haftadır tel örgüleri aşıp IŞİD'le savaşa gidenlerin, iki saat sonra koşa koşa geri gelme nedenini merak ediyordum.

Meğer tükürükleri bitmiş!

Günahlarını almayayım, belki de tükürecek adam bulamamışlardır!

Ülkenin çeşitli kentlerinde suçsuz yere katledilen 36 insanımızı da tükürerek öldürmüş olmalılar herhalde!...

Vay efendim siz bize kapıları niye açmadınız?

Allah var, bugüne kadar sınırı hiç ihlal etmediler, hep kurallara uygun geçtıler! PKK 30 yıldır sınırdan vizeyle geçiyordu zaten. Hatta çoğu VİP kapısını kullanarak gidip geliyordu!

Kendi seçmen tabanı da başta olmak üzere herkesin aklıyla alay etmek bu olsa gerek.

PKK'nın yıllardır dağlarda savaşan tecrübeli militan kadrosunun tamamı sınırın ötesinde. Onlar niye gidip IŞİD'e tükürmüyor?

Murat Karayılan yaptığıo açıklamada, "Tecrübeli militan kadromuzu silahlı ve kanlı eylemler yapmak üzere Türkiye'ye gönderdik" diyor.

Türkiye'ye küfredeceğine Karayılan'a, "Bizi burada katleden yok. Aksine biz katlediyoruz. Siz o tecrübeli elemanları Kobani'ye gönderin" diyemediniz mi Selahattin bey?

Tükürüğünüz mü kuruyor böyle durumlarda?

Kobani'de savaşmak yerine tası-tarağı toplayıp sınır tellerini yararak Türkiyeye kaçan 200.000 kişi Kürt değil miydi? Onlar tükürmeyi bilmiyorlar mıydı? Hadi onlar akıl edemedi diyelim. Siz neden onlara, "Buraya gelmeyin, gidin IŞİD'e tükürün" demediniz?

IŞİD'e tükürük, bu ülkenin polisine ve askerine kaleşnikof öyle mi?

Size sizin iki yüzlülüğünüzü ve barış düşmanı olduğunuzu anlatacak o kadar çok şey var ki Selahattin bey.

Ama değmez...

Sizin partinizin mensubu olan Altan Tan'ın bugün Ahmet Hakan'a anlattıklarını okudunuz mu?

Bakın ne diyor Altan Tan:

"Biz sokağa çağrı yaparken özenli davranmalıydık. Öncesini ve sonrasını yeterince hesaplamalıydık. Keşke Bahçeli gibi yapabilseydik. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin siyasi fikirlerine katılmam. Ama onun son olaylardaki tavrı önemlidir. 'Bizim partimizin amblemlerini, sloganlarını, işaretlerini kullanarak kimse sokağa çıkmasın' dedi. Bizim de aynı tavrı sergilememiz gerekir."

Bakın başka ne diyor:

"Kitlemizi sokağa çağırırken bunun sonuçlarını düşünmeliydik. Demokratik sınırlarda durur mu, kontrol edebilir miyiz? Bunları düşünmeliydik. Halkı sokağa çağırırken vurup kırmalara, mahal verilmesinin önüne geçecek tarzda bir dil ve üslup kullanmalıydık. Olaylar çığrından çıktığı anda da yapabileceklerimiz vardı."

Devam ediyor...

"Benim tespitlerime göre ilk olarak göstericiler, Hüda - Par ve Hüda-Par'a yakın kuruluşlara saldırmışlardır. 3 Hüda-Par'lı kendi mekanlarında öldürüldü, cesetleri sokağa atıldı. Sonrasında onlar da silahla karşılık verdi."

Ve son olarak sizin o çağrıyla HDP'nin kafasına sıktığınızı bakın nasıl teyit ediyor:

"Kuyumcu, market, banka yağmaları ile HDP'nin orta sınıflar ile olan yakınlaşması yaralandı. Hüda-Par'a yönelik saldırılar ile HDP'nin Kürt İslami çevreler ile olan yakınlaşması yaralandı. Büst ve bayrak yakmaları ile HDP'nin laik, seküler Türkler ile olan yakınlaşması yaralandı."

Benim fazlaca birşey söylememe gerek yok. Anlayan için bu sözler hem bir tokat, hem de tükürük!

Ama anlayana Selahattin bey, ama anlayana!