Öne Çıkanlar esed Diplomatik son dakika haberleri gündem haberleri korkusuz medya Türk obüsleri seçim şarkısı Paris İstinaf Mahkemesi

Bu haber kez okundu.

Kadına Şiddet Görünenden Daha Fazla

Tufan HAMARAT/İZMİR, () - İZMİR Barosu Kadın Hakları Danışma ve Hukuk Araştırmaları Merkezi Koordinatörü avukat Ayşegül Altınbaş, kadına yönelik şiddet eylemleri ve alınan önlemlere ilişkin soru önergesini yanıtlayan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun açıkladığı rakamların gerçeği yansıtmadığını savundu. Verilere göre, kadına yönelik en çok şiddetin bin 213 vaka ile İzmir'de, en az şiddetin ise 1 vaka ile Muş'ta yaşandığına değinen Avukat Altınbaş, "İzmir'de bin 213 değil, bunun 10 katı, İstanbul'da ise bunun 30 katı. Muş, Ağrı ve Bitlis'te bu verilere göre kadına şiddet neredeyse yok. Bu illerde kadın devrimi yapıldı da biz mi bilmiyoruz?" dedi.
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, MHP Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel'in kadına yönelik şiddet eylemleri ve alınan önlemlere ilişkin önergesi üzerine bir süre önce yaptığı açıklamada, 2013 yılına ait verileri paylaştı. Bakanlığın 2013 verilerine göre, kadına yönelik 12 bin 946 şiddet olayı gerçekleşti, en çok şiddet bin 213 vaka ile İzmir’de yaşandı. İzmir’i, 828 vaka ile Bursa, 809 vaka ile Ankara, 735 vaka ile de Tekirdağ takip etti. Muş ise 1 vaka ile en az kadına yönelik şiddetin yaşandığı il oldu. Muş'u, Bitlis 2 ve Ağrı 3 vaka ile takip etti. İstanbul ise kadına yönelik şiddette 396 vaka ile sıralamanın sonlarına doğru yer aldı. Kadına yönelik şiddetin engellenmesi, kadının statüsünün yükselmesi alanında, hem baroda hem de mesleki yaşamında özel çalışmalar yapan İzmir Barosu Kadın Hakları Danışma ve Hukuk Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Avukat Ayşegül Altınbaş, Sağlık Bakanlığı verilerinin gerçeği yansıtmadığını savundu.
"MUŞ, AĞRI VE BİTLİS'TE KADIN DEVRİMİ Mİ YAPILDI?"
İzmir Barosu Yönetim Kurulu üyesi de olan Avukat Ayşegül Altınbaş, Sağlık Bakanlığı'nın kadına yönelik şiddetle ilgili verilerini çok trajik bulduğunu kaydetti. Rakamların çok daha fazla olduğunun altını çizen Altınbaş, "O açıklamayı okuyan herhangi bir insanın buna inanacağını düşünmüyorum. 2013 yılında İzmir'de bin 213, İstanbul'da 396, Ankara 809, Muş'ta ise yalnızca 1 kadının şiddete uğradığı belirtiliyor. Bu veriler başlı başına devletin bu konuya bakış açısını gösteriyor. Çünkü diğer bakanlıklar arasında koordinasyon kurulmadan yalnızca kendi verileriyle bunu bu şekilde açıklamalarını ben bir kötü niyet olarak düşünüyorum. Bir kişi hastaneye girdiğinde eğer birisi tarafından yaralandıysa buna adli vaka olarak bakıyorlar ve adli vakaya basit yaralama diyorlar. Bir de basit yaralama verilerine bakılırsa, mağduru kadın olan kişilerin tespiti istenirse rakam daha doğru belirlenebilir. İzmir'de bin 213 değil, bunun 10 katı, İstanbul'da ise bunun 30 katı. Ben Türkiye'nin her yerindeki verileri biliyorum. Böyle 300 vakayı biz öpüp başımıza koyarız. Muş, Ağrı ve Bitlis'te bu verilere göre kadına şiddet neredeyse yok. Bazen istatistikleri ters okumak gerekiyor. Bu illerde kadın devrimi yapıldı da biz mi bilmiyoruz, böyle bir şey mümkün mü? Neden o kadınlar hastaneye gitmiyorlar ona bakmamız lazım" diye konuştu.
BAZI İLLERDE SIKINTI VAR
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı'nın verilerine bakıldığında bazı illerde kadına yönelik şiddetle ilgili hiç başvuru olmadığının görüldüğünü belirten Avukat Altınbaş, şiddetin yalnızca Doğu illerinde yaşanıyormuş gibi görülmemesi gerektiğini aktardı. Bazı örneklere yer veren Altınbaş, "Yalova, Zonguldak, Manisa bu konuda son verilere göre sıkıntılı iller. Karadeniz'de de sıkıntı var. Bu illerde neden kadınlar koruma talep etmiyor, şiddete mi uğramıyorlar? Keşke öyle olsa ama demografik veriler var, orada bir nüfus yoğunluğu var. Ulaşamamanın yollarını değerlendirmek gerekiyor. Hatalı verileri kullanarak İzmir'i en başa çekmek kötü niyettir. Hem rakamı düşürüyorlar, bu iş böyle 300 veya 500 vaka ile sınırlı bir şey değil, hem de belli yerler hedef gösteriliyor. Ben İzmir'i seviyorum ve bu kentin insanları için çalışıyoruz. Ama İzmir, kadının haklarının tüm iller içinde maksimum garantili olduğu kentlerin başında gelir. İzmir'in güzelliği şu sivil toplum kuruluşları çok yaygın. Burada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı'nın yapamadığı bir çok şeyi sivil toplum kuruluşları yapar" dedi.
ŞİDDET MAĞDURU KADINLARA ÜCRETSİZ HİZMET
Hayati tehlikesi yüksek olan kişilerin bakanlık tarafından korunmasının zor olduğunu dile getiren Altınbaş, "Bize başvurup da hayati tehlikesi yüksek olan kişileri, bakanlık saklayamaz ama kadın dernekleri saklar. Biz onlar kanalıyla da bu işi kotarıyoruz. Herhangi bir derneğin kapısı çalındığında bizi ararlar. İzmir Barosu'nun, her daim ücretsiz avukat tayin eden bir merkezi var. Mağdur, bir otobüse biner adliyenin içine girer o merkezin kapısını çalar, orada onu personel ve avukat arkadaşlar karşılar neye ihtiyacı varsa maksimum oranda çözmeye çalışır. Savcılığa mı başvuracak, psikoloğa mı ihtiyacı var, ya da bir belediyeden randevu mu alınacak onların hepsi yapılır. Şiddet gören kadınlar, İzmir Adliyesi B Blok 3. kat 331 numaralı odadaki bu merkeze 400 00 04 numaralı telefondan da ulaşabilir. Adalete erişim diyoruz biz buna. O yollar açık olduğunda sorunu çözmeye daha çok yaklaşıyorsun ama veriler yükseliyor. Bu istatistikler hem dikkate alınası şeyler hem de bu kadar da ele ayağa düşürülüp üzerinde manipülasyona sebep olacak şeyler yapılmaması gereken haller" diye konuştu.
NELER YAPILMALI
Kadına yönelik şiddetin engellenmesine yönelik yapılan çalışmalarla ilgili ise Altınbaş şunları şöyledi:
"Bir önceki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı biraz daha hevesliydi, şimdiki bakan ile ilişkilerimiz sınırlı. Şiddet olayı, eğitim, sağlık, güvenlik, adalet ve sosyal hizmetler gibi birçok alanın birlikte çalışması gereken bir konu. Politik bir duruş yeri belirleyerek ortaklaşa bir çözüm yolu bulanabilir. Ama Sağlık Bakanı çıkıp 'İstanbul'da 396 vaka var' diyor. Ama Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'ne internet sitesinden girin. Sadece geçen Nisan ayına kadar yayınladılar verileri sonra kaldırdılar, sadece geçen Nisan ayında yalnızca İstanbul'da 500'den fazla vaka var. Yani bir aydaki rakam Sağlık Bakanlığı verilerini ikiye katlıyor. Olanı böyle bu kadar kendi durduğunuz yerden, diğer kurumların ellerindeki verilerden daha gerçekmiş ve kümülatif her şeyi yansıtıyormuş gibi sunarsa, bu soruna nasıl baktığının durumudur. Bu toplumdaki kadının cinsiyetine yüklenen negatif sorumluluklar neticesi gelişen bir durumdur. Kadının statüsünü geliştirmediğiniz sürece, kadının hayat içinde sağlıklı ve eşit bir yer sağlayamadığınız sürece birileri yok kırmızı ruj sürdün diye döver, öbürü etek boyu nedeniyle döver bu böyle devam eder."

FOTOĞRAFLI

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.