Öne Çıkanlar esed Deprem gibi gelişme! Hanifeden kötü haber! HERKES ŞOKTA! Türk Akımı Ürünleri Somuncu Baba

Bu haber kez okundu.

Demokratik İslam Kongresi 'medine Sözleşmesi'ni Önerdi
İMRALI Adası'nda ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan'ın önerdiği ve 2 günden bu yana Diyarbakır'da devam eden Demokratik İslam Kongresi sonuç bildirgesi açıklandı.

Diyarbakır'da iki günden bu yana devam eden, yurt içi ve yurt dışından 340'ı aşkın İslam alimi, akademisyen, yazar ve uzmanın katılımıyla yapılan Dekmokratik İslam Kongresi sona erdi. Kongrenin sona ermesi üzerine Demokratik İslam Kongresi imzasıyla bir sonuç bildirgesi yayınlandı.

BARIŞ İÇİN MEDİNE SÖZLEŞMESİ

Maide Suresi'nin 32'nci ayetinde yer alan 'Her kim bir insanı yaşatırsa bütün insanlığı yaşatmış gibi olur' sözleriyle başlayan 15 maddelik sonuç bildirgesinde, kalıcı ve kabul edilebilir bir barışın inşasında İslami ve insani duyarlılığı olan tüm toplumsal kesimlerin ne tür katkılar yapabileceği ve nasıl bir çalışma yöntemi geliştirilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmelerde Medine Sözleşmesi'nin referans olarak kabul edildiği kaydedildi. Sonuç bildirgesinde, "Kongremiz günümüzde yaşanan sorunların çözümünde diyalog, müzakere, istişare ve anayasal düzenlemeler çerçevesinde Medine Sözleşmesi'ni model olarak önermektedir" ifadelerine yer verildi.

ÜMMETİN YENİDEN İNŞASI ZORUNLU

Medine sözleşmesinin model olarak önerildiği sonuç bildirgesinde, "Bugün coğrafyamız, taşıyamayacağı ağır bir krizle karşı karşıyadır. Bu durum Medine Sözleşmesi referansı çerçevesinde ümmetin yeniden inşasını zorunlu kılmaktadır. Medine Sözleşmesi'nin birinci maddesinde ümmet, çok kimlikli, çok dilli ve çok inançlı bir anlama sahiptir. Siyasi ve itikadi yaklaşımlar, ümmetin farklı din, mezhep, inanç, etnik ve diğer tüm toplumsal gruplardan oluştuğunu dikkate almalıdır. Temel hak ve hürriyetlerin kullanımında, toplumların ve bireylerin kendilerini ifade etmelerinde adaletli, eşitlikçi ve özgür bir anlayışı kurumsallaştırmaları ve hukuki güvenceye kavuşturmaları İslami bir zorunluluktur. Halkların dillerini, kültürlerini, farklılıklarını özgürce yaşaması Yüce Allah'ın vermiş olduğu bir haktır; hiçbir siyasi otorite ve dini yorumun toplumları bundan mahrum bırakması kabul edilemez. Kürtler, yaşadığı topraklarda tarih boyunca din ve Ümmet adına üzerine düşen her türlü sorumluluğu ve fedakarlığı yerine getiren kadim halklardan biridir. Şimdi ise Kürtlerin karşı karşıya kaldığı otoriter laikçi, ulus devletçi, mezhepçi ve ırkçı saldırılar karşısında ümmetin de sorumluluk ve fedakarlık göstermesi gerekmektedir" denildi.

İSLAMİ ÇEVRELER BARIŞ SÜRECİNE KATILMALI

Kongrenin kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz, cinayet, çocuk evlilikleri ve her türlü egemen yaklaşımı reddettiği ifade edilen açıklama şöyle devam ediyor:

"Kongremiz kadınların tüm alan ve konumlarda özgün, özerk ve eşit temsili yetini kabul etmekte ve tanımaktadır. İran'da yaşanan idamlar, Mısır'daki idam kararları, Bahreyn ve Suudi Arabistan'daki mezhepçi siyaset anlayışının doğurduğu haksızlıklar ve zulümler, Yemen ve Libya'daki dar aşiretçi yaklaşımlar, toplumların kalbine vurulmuş büyük bir hançerdir. Siyasi aktörler halkların talepleri karşısında şiddet kullanmaktan vazgeçmelidir. Türkiye'de Kürt sorununun barışçıl çözümüne dönük tarafların ortaya koymuş olduğu irade herkes tarafından önemsenmelidir. Barışın kalıcı hale gelmesi için ivedilikle yasal düzenlemelerin, Medine Sözleşmesi'nin müzakere yöntemleri de dikkate alınarak hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu vesileyle Kongre katılımcıları, İslami çevreleri de sorumluluklarının farkına vararak, barış sürecine aktif katılmaya davet etmektedir. Türkiye, Suriye, İran ve Irak'ta Kürt sorununun haklar ve adalet temelinde çözümü Müslümanların sorumluğundadır. İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği gibi kurumların da sürece daha aktif katılması gerekmektedir. Kongremiz, bölge devletlerini ve yönetimlerini Rojava ve Suriye'de yaşayan tüm kesimlere insani yardımların ulaştırılması noktasında sınırlarını açmaya davet etmektedir. Türkiye'de başta Aleviler, Ermeniler, Süryaniler, Ezdiler olmak üzere tüm grupların hassasiyetleri gözetilerek; temel hak ve hürriyetleri Anayasal düzeyde garanti altına alınmalıdır."

DİN ÜZERİNDE DİYANET TEKELİ KABUL EDİLEMEZ

Diyanet'in din ve inançlar üzerinde tekel oluşturduğu ve bu durumun kabul edilemez olduğu vurgulanan açıklamada, "Dini eğitim ve öğretim, başta medreseler olmak üzere sivil topluma bırakılmalı, bunun önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Kongremizin toplanmasına öncülük eden Sayın Abdullah Öcalan tarafından gönderilen mesaj önemli ve değerli bulunmuştur. Barış sürecine daha etkin katılımı için özgürlüğünü dualarımızla destekliyor ve istiyoruz" denildi.

FB(GG/SSA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.