ABANT Platformu'nun 'Aleviler ve Sünniler: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' konulu toplantısı, açıklanan sonuç bildirgesiye sona erdi. Bildirgede, din hizmetlerinde ayrımcılık yapıldığı algısını önlemek için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bağımsız vakıf, tamamen özerk statüde olması veya diğer inanç gruplarını da içine alarak mevcut durumunun devam etmesi önerileri yer aldı.
Bolu Abant Tabiat Parkı'da bulunan Büyük Abant Otel'de 3 gündür devam eden 'Aleviler ve Sünniler: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' konulu toplantı bugün sonuç bildirgesi ile sona erdi. 3 günde 5 oturum gerçekleştirilirken, Prof.Dr. Cengiz Güleç sonuç bildirgesi için katılımcıların görüşlerini aldı. 11 maddelik sonuç bildirgesi şöyle:
'1- Alevilerin ve sünnilerin barışı ve geleceği birlikte inşa etmelerinin önündeki en temel engel geçmişte yaşanan çatışmalı tarihin yarattığı psiko-sosyal kollektif travmadır. Travmatik tarih güncel sorunları çözmede engel oluşturmaktadır. Tarih araştırmaları, ortak travmatik geçmişin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.
2- Ülkemizde de mevcut olan ve yakın coğrafyada yaşanmakta olan dini sorunlarda endişe verici boyutlarda dışlayıcı bir dil hakimdir. Mezhepler üzerinden, mezhepçi bir dile savrulmamak gereklidir. Bu çatışmaların ülkemizdeki sorunları daha da ağırlaştıran bir potansiyel taşıdığını gözden kaçırılmamalıdır.
3- Siyasi ve ideolojik tartışmaların inanç zeminine taşınması yanlıştır. Kimse kimsenin inancını onun adına tanımlamamalıdır. Hiçbir inanç grubu diğerini kendisine benzetmeye çalışmamalıdır. Devlet inançları düzenleyemez, ne olması gerektiğini belirleyemez. Din ve inanç gruplarına hak öznesi olarak 1966 ikiz sözleşmeler ve Venedik komisyonu prensipleri gereğince tüzel kişilikleri verilmelidir.
4- Devlet, birey ve toplulukların inanç-ibadet farklılıklarını-hürriyetlerini anayasal eşitlik temelinde hem hukuki, hem fiili güvence altına almalı ve siyasal aktörler buna saygı göstermelidir. Hak ve eşitlik, bireyin özgürlüğü içinden değerlendirilmelidir.
5- Farklılıklarımız zenginliğimizdir. Ancak, bu farklılıklara dayalı kutuplaşmalar, her seviyede demokratikleşme çabalarına zarar vermektedir. Ötekini anlamaya ve de anlatmaya çalışmak, böylece, sadece kendi inanç kimliğimizi savunmanın ve dışa vurmanın ötesine geçmek, kutuplaşmayı azaltır.
6- Geçtiğimiz yıllarda çalıştayların yapılmış olması alevi camiasında ciddi bir umut doğurmuş, ancak toplantılarda dile getirilen ve ortaklaşa alınan taleplerin hayata geçirilememesi ise ciddi bir hayal kırıklığına yol açmıştır.
7- Siyasal karar alıcılar, cemevlerinin ibadethane statüsünü dini bir mesele olmanın ötesinde toplumsal bir öznellik talebi olarak ele almalı ve bu talepleri acilen yasal düzenleme ile karşılamalıdır.
8- Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi anayasal zorunluluk olmaktan çıkarılmalıdır. Örgün eğitimde, bu derse ilişkin yeniden yapılandırmaya yönelik olarak nesnel ve çoğulcu bir anlayışla, alevilikle birlikte diğer inançlara yeterince yer verilmelidir. Aleviliğin ve diğer inançların eğitime konu edildiği din dersleri seçmeli olmalıdır.
9- Din hizmetlerinde ayrımcılık yapıldığı algısını önleme yolunda Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili şu öneriler toplantıda dile getirilmiştir:
a. Diyanet tamamen bağımsız vakıf statüsünde olmalı, diğer inanç grupları da devlet katkısı ile aynı şekilde vakıflar kurulabilmelidir.
b. Diyanet tamamen özerk statüde olmalı, isteğe bağlı inanç vergisi ile finanse edilmelidir. Farklı inanç grupları için de benzer özerk kurumlar kurulabilmelidir.
c. Diyanetin mevcut durumu devam etmeli, diğer inanç gruplarına da hizmet verilmelidir.
d. Bu konu tamamen sivil topluma bırakılmalıdır.
10- Alevilerin ve sünnilerin ortak sorunları ancak adalet ve hakkaniyet kavramları merkeze alınarak çözülebilir. Alevilerin ve diğer inanç gruplarının el konulmuş olan inanç ve ibadet merkezleri ve kurumları iade edilmelidir.
11- Alevilerin kamuda yaşamakta oldukları ayrımcılık sorunları çözüme kavuşturularak kendilerini güven içinde hissetmeleri sağlanmalıdır.