Öne Çıkanlar Spor Toto Basketbol Ligi 7 yaralı esed Seul Putinden Filistin Yorumu: Harita Böyle Olmalı

Bu haber kez okundu.

Asıl oyun şimdi başlıyor!
 Hürriyet Yazarı Verda Özer Suriye savaşının müttefikleri birbirine düşürdüğünü, ve asıl oyunun yeni başladığını bölgedeki örgütlerin de birbirine düşebileceğini yazdı.
İşte Verda Özer'in o yazısı:
Bir şeylerin kaynamaya başladığı bundan 3 hafta önce iyice belli oldu. Önce Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, "Zafer kazanıncaya kadar savaşmaya devam edeceğim" dedi. Bunun üzerine de baş destekçilerinden olan Rusya'dan azarı yedi. 
Rusya’nın Birleşmiş Milletler Temsilcisi Çurkin, Esad’ı ilk kez açıktan uyardı. Ve Moskova’nın tavsiyelerine uymazsa krizden çıkamayacağını söyledi. Rusya asıl salvosunu ise bir sonraki hafta yaptı. Bu sefer Dışişleri Bakan Yardımcısı Riyabkov, “Suriye federal olabilir” diye çıkıştı.
Tam “yoksa Rusya Esad’dan desteğini mi çekiyor?” derken, asıl hamle Esad’ın arkasındaki ve Rusya’nın müttefiki İran’dan geldi. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye Rusya’nın bu açıklaması sorulunca, önce güldü. Sonra “Rusya ile iyi ilişkilerimiz var. Ancak bu, Rusya’nın yaptığı herşeyi onaylıyoruz demek değil” dedi.
Üstüne de işte o haber bomba gibi düştü: Rusya, İran’a S-300 hava savunma sistemini satmaktan vazgeçmişti.
Suriye savaşında müttefik olan bu iki ülkeyi birbirine düşüren ise, Esad meselesi. Zira Esad’ın anlam ve önemi her ikisi için çok farklı. İran için Esad olmazsa olmaz. Çünkü Esad, İran’la neredeyse eş anlamlı olan Hizbullah’ın en güçlü sponsoru.
Onsuz bir Suriye’nin örgüte bu kadar sahip çıkmaya devam edeceği ise muallak. Rusya için ise asıl mesele, Suriye üzerinden Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak. Ve belli ki Moskova bu çıkarlarını Esad sonrasında garantilemek için harekete geçti. Bu da İran'ı çıldırtmaya yetti.
SIRADA ABD-RUSYA GERİLİMİ
Dolayısıyla gördüğünüz gibi, Suriye’nin geleceği aşağı yukarı belli olmaya başladıkça müttefikler birbirini yemeye başladı. Ama bu daha başlangıç. Asıl didişme, IŞİD’le mücadelenin ateşi sönünce başlayacak.
Çünkü şu anda müttefik görünenler, aslında sadece taktiksel işbirliği yapıyorlar. Yani köprüyü geçene kadar ortaklar. Pastanın paylaşımı ise köprüyü geçince başlayacak. Çıkarlar asıl o zaman çatışacak.
Mesela ABD ve Rusya. Şimdilik birbirlerine dokunmadan, perde arkasında işbirliği yapıyorlar. Ama IŞİD cephesi kapanınca ve masada egemenlik paylaşımı başlayınca, işin rengi değişecek. Aralarındaki PYD rekabetinin su yüzüne çıkması da bunun habercisi. Malum ABD, PYD’nin kuzey Suriye’nin (Rojava) doğusundaki varlığını destekliyor. Rusya ise batısındaki. Ve son haftalarda Washington’dan, Rusya’nın PYD ile dansından rahatsız olduğunu belli eden açıklamalar geliyor.
Kaldı ki Kasım ayında ABD yeni başkanını seçecek. Dolayısıyla 2016’dan sonra ABD’nin yeni bir Suriye politikası gündeme gelecek. Eğer ki yeni başkan Ortadoğu’da daha aktif olmayı seçerse, Rusya ile sürtüşmesi hiç de uzak olmayabilir. 
VE MAALESEF DİĞERLERİ
Gelelim Suriye içi gruplara. Malum PYD bugün bazı Arap gruplarla aynı cephede savaşıyor. Ama yarın IŞİD dosyası kapandığında, Suriyeli Kürtler ve Araplar arasında “burası benim” kavgası başlaması işten bile değil.
Kaldı ki bu durum sahada taktiksel işbirliği yapan tüm muhalif gruplar için geçerli. Dahası bu ayrışma, sahada farklı grupları desteleyen Türkiye ve ABD’yi de karşı karşıya getirme riski taşıyor. Yine PYD ve Esad bugün birbiriyle çatışmıyor. Hatta egemenlik alanlarını kendi aralarında pay etmiş gibi görünüyorlar.
Savaşın ateşi düştüğünde, boş kalan meydanda onlar da birbirini iteklemeye başlayacaktır.
Irak’ta da durum benzer. Bugün IŞİD tehlikesi ve savaşın yarattığı ekonomik dar boğaz nedeniyle, Bağdat ve Erbil aralarındaki gerilimi kontrol ediyor. Ki buna rağmen Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani -en son evvelsi gün yaptığı gibi- ara sıra “bağımsızlık yakın!” diye çıkışıyor.
Yarın öbür gün ortalık durulduğunda, hem Erbil ilk iş olarak bağımsızlık bayrağını çekecektir. Hem de petrol gelirinin paylaşımı konusunda iki başkent iyice gerilecektir. Bununla birlikte bugün İran’ın güdümündeki Bağdat, savaş bittiğinde İran’ın kontrolü altında kalmaya devam mı edecek? Yoksa Şii bir merkez olarak Tahran’la rekabet içine mi girecek? Kısacası, moralinizi bozmak istemem ama, bu günleri mumla arayacağız gibi görünüyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.